• REKABET!..

    REKABET!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Rakipsiz olmak güzel bir de kalite olsa,

    Vatandaşın filesi ucuz mal ile dolsa.

    Aranan doğruluktur, piyasanın özünde,

    Çok az değerli vardır vatandaşın gözünde!..

    MM

     

    REKABET!..

     

    “Serbest piyasa” ekonomisinin getirilerinden biri de rekabettir, bazı firmalar ürünlerini piyasaya sürerken “rakip” tanımamakla övünürler, bazıları da rakip tanımamayı “ucuz” sattıkları için övünme sebebi sayarlar, böylesi bir rekabet savaşı ortamında esas övünmesi gereken “vatandaş” olacakken yakınma ve yerinme en çok vatandaşta görülüyor, çünkü belki ucuza alıyordur, belki güzel görüntülü şeyler alıyor ama “kalite” bulamıyor aldıklarında şu sözü unutuyor çarşı pazara çıktığında: “Ucuzsa vardır bir illeti, pahalı ise vardır bir hikmeti”

    Şu sözleri bir televizyon ekranında duyarken nasıl ürperdiğimi anlatamam: “Piyasada satılan balların yüzde ellisi sahte” bir başka söz ile sanki vatandaşa sahte olmayan balın adresi veriliyor: “kilosu yüz liranın altında olan balları almayın” vatandaş şuna da inanıyor ki piyasadaki fiyat artışlarının sebeplerinden biri, belki de birincisi televizyon ekranlarında dile getirilen rakamlardır,çünkü sattığı balın fiyatı yüz lira değilken yüz liraya çıkarıyor ki balın sahteliğini gizlemiş olsun…

    Günümüzde çok konuşulan “algı operasyonu” bu olsa gerek, öyle ya haberlerde verilen rakamı vatandaş görüyor ve almaya gittiğinde aynı rakam karşısına çıktığında “demek ki bu malın gerçek fiyatı budur” diyerek filesine aktarıyor o malı veya eşyayı..

    Rekabet yaparken mağazalarının çokluğu ile övünüyor bazı firmalar, çünkü arz-talep meselesi var, vatandaşın kapısının önüne kadar getirilen bu mağazaların fiyatlarında bir denetim yok, ürünlerindeki kalite ise şaibeli, bütün bunlar olmasa rekabet gerçekten hem çok güzel, hem de gerekli, gerekli çünkü herkes kaliteyi ucuz almak ister, gerçi Almanların: ”Ucuz mal alacak kadar zengin değilim” şeklinde bir sözleri olsa da, kalitenin ucuz olması bütün dünyada benimsenir..

    Biz Diyarbekir’lilerin bir sözü vardır: “ucuz etin işkenesi çöplükte olur” yani o ucuz etin suyu bile içilmez, dökülür, acaba şöyle bir soru aklımıza gelebilir mi, ya da doğrudan sorabilir miyiz: “Rekabet ortamında vatandaş olarak aldatılıyor muyuz?” sanırım aldatılıyoruz, ancak vatandaş olarak biz de bilerek aldatıldığımızı itiraf etmek durumundayız, çünkü “mağaza zincirlerine eklenen her “halka” bizim talebimizle atılıyor…

    Bir de rekabet dünyasının en önemli silahlarından birisi de “reklamlardır” cazibesine kapılmamak ne mümkün reklamların, küçükler, minikler en çok reklamları izlemeyi seviyor, çünkü cicili bicili elbiseli genç kızlar yedikleri bir çikolatayı veya başka bir ürünü ağzının suyu akıtırcasına sunuyor, çocuk bu anlar mı “çocuğum o reklamdır, bak annen sana ne güzel şeyler yapmış” sözünden, anlamıyor ve gittiği ilk mağazada elini o ürüne uzatıyor ve aldırıyor, sonradan yine bazıları televizyonlara çıkıyor: “şu üründe kanserojen madde var, patates kızartması şöyle zararlı, yağlar böyle zararı” diyebiliyor.

    Rakip tanımamak kalitede olmalı, rakip tanımamak sporun “amatör” kesiminde olmalı, rakip tanımamak dürüstlükte olmalı, rakip tanımamak hayır kurumlarına yardım etmekte olmalı, rakip tanımamak yoksulun elinden tutmakta olmalı, rakip tanımamak “topluma yararlı insan” olmaya çalışmakta olmalı…

    “Rakipler” öyle çok ki, özellikle bu rakipleri “merdiven altları” yetiştiriyor ve kalitenin canına okutuyor!..

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen