• MÜBAREK RAMAZAN AYI ÖNCESİ BİR HATIRLATMA!..

    MÜBAREK RAMAZAN AYI ÖNCESİ BİR HATIRLATMA!..
    Mevlüt MERGEN

    KUTSAL

    “Kutsaldır” yüce dinim “paha” biçilmez ona,

    Ticari amaç için “veyl” olsun kullanana.

    Ticaret ayrı şeydir, kutsal değerler ayrı,

    Bu gerçeği görmeyen işinden görmez hayrı!..

    MM

     

    MÜBAREK RAMAZAN AYI ÖNCESİ BİR HATIRLATMA!..

     

    Allah nasip ederse 16. Mayıs.2018 Çarşamba günü mübarek Ramazan ayına girmiş olacağız, 40 güne yakın bir zaman var inananların oruçlu olmasına, biz hemen her sene bu günlerde okurlarımıza ve ticaret ehline bir “hatırlatma” yapma gereği duyarız, çünkü bu günlerde matbaalarda baskıya verilir mübarek Ramazan ayının “imsakiyeleri”, bizim daha önce yaptığımı hatırlatmalarımızı okumayanlar sorabilirler: “ne var bunda?” diye.

     

    Cevap verelim o soruya; eğer dikkat edilmezse : “Elim bir günah var” şöyle ki; İmsakiyeler oruç günleri boyunca kullanılan “vakit” cetvelleridir, evlerde, işyerlerinde bir ay boyunca ya bir duvarda asılı durur, ya da görülebilir bir yere konur ki “iftar, imsak ve sahur” saatleri biline, buraya kadar gayet güzel, ancak bundan sonrasında dikkat edilmezse sözünü ettiğimiz o “elim günah” oluşur, çünkü üzerinde yüce kitabımızdan ayetler veya sevgili peygamberimizin (s.a.v.) mübarek sözleri bulunan o imsakiyeler artık kullanılmayacağı için “atılır”

     

    Ya “çöp” tenekesidir atıldığı yer, ya da sokaktır, oysa yerlere, çöplüklere atılmaması gereken “ayet” ve “hadis-i şerifler” böylece “ayaklar altında kalır, okurlarımız bu elim günaha girmesinler diye biz yıllardır uyarımızı yapar ve “illa ki imsakiye kullanacaksanız üzerinde sözünü ettiğimiz “kutsal” değerleri yansıtmayan imsakiyeleri kullanınız” deriz.

     

    Gerçek şu ki, her ne kadar günümüzde imsakiye kullanmaya gerek yoksa da biz yine bu yıl da kırka yakın gün öncesinden uyarımızı yapalım istedik, tekrar edelim vakitleri öğrenmek için imsakiye kullanmaya günümüzde gerek yok, çünkü öylesine çoğalmış ki oruçluya iftar saatini bildiren, imsak vaktini hatırlatan, sahura kalkması için “alarmla” uyaran teknolojik cihaz ve uygulamalar, örneğin hemen her “evde” birkaç tane ve yine her “elde” bulunan “akıllı” cep telefonları, radyolar, televizyon kanallarında “canlı” yayınlar ve bunların ötesinde mahalle camisi minaresinden yükselen “ezan” sesleri..

     

    Bütün bunlara rağmen kültürümüz gereği oruç günleri boyunca “imsakiye” kullanmak gelenek olarak devam ediyor, yani “alışkanlık” yapmış, işte bu durum matbaalardaki “ofset” baskı makinelerini boş bırakmıyor, çünkü imsakiye çok iyi bir “reklam” aracı olarak kullanılıyor, ancak unutulan ve bizim dikkat edilmediğinde oluşacak “elim günah” dediğimiz şey “kutsal” değerlerimizin ticarete “alet” edilmesi, hem de gereken ihtimamın gösterilmemesidir.

     

    Burada “maalesef” diyerek belirtmeliyiz ki, yüce kitabımız “Kur’an-ı Kerim” bazı “tv” kanallarında “ticari” bir eşya gibi pazarlanıyor, oysa dünyanın bütün maddi değerleri bir araya getirilse de ona “paha” biçilemez, böyle olduğu için kitapçılara gidildiğinde “hediyesi ne kadar?” diye sorulur, zira o ancak “hediye” edilir veya hediye olarak kabul edilir, zira Kur’an herhangi bir kitap değildir.

     

    Konuya dönecek olursak evvela şu hususu belirtelim ki asla karşı olmadığımız ve usulüne göre yapıldığında benimsediğimiz “reklam” ticaretin olmazsa olmazıdır, hatta “reklam ticaretin ruhudur” hiç kimse reklama karşı çıkamaz, çıkmamalıdır, ancak tekrar edelim kutsal değerler reklam amacı olarak da kullanılmamalıdır, imsakiyenin belli bir kısmı “hoş görüntü” için değerlendirilecekse ne güzel manzaralı yerlerimiz var, dağlar, ormanlar, şelaleler, güller ve rengarenk çiçekler, yetmedi şehirlerdeki mabetler, tarihi yapılar “tanıtılmak” isteyen daha bir çok güzellikler..

     

    1953 yılından beri bu şehirde “matbaa” mutfağının içinde olan birisiyim o tarihlerden itibaren deyim yerinde ise “imsakiye” kültürünün “cemaziyel-evvelini” bildiğim için insanlar o elim günahı işlemesinler ve bu güzel geleneğin geçmişini bilsinler istiyorum.

     

    Önceleri hemen her evde yıl boyunca kullanılan bir “devr-i daim” cetveli bulunurdu, bu bir kitapçıktı ve içinde “namaz” vakitleri “ezani ve vasati” saate göre yer alırdı, yıllarca kullanılır ancak eskidiğinde yenilenirdi, mübarek oruç

     

    günleri yaklaştığında ise “müftülükçe” imsakiye düzenlenir ve matbaalarda çoğaltılırken bunu “reklam” aracı olarak kullanmak kimsenin aklına gelmezdi sanki “günah” sayılırdı, çünkü imsakiyeyi çoğaltıp dağıtmaktaki amaç Müslümanlara faydalı olmaktı.

     

    Sözünü ettiğimiz o imsakiyelerde “fitre” miktarları her dört mezhebe göre belirlenirdi ki bu para olarak değil sadece buğday, arpa, üzüm ve diğer ürünlerin miktarlarını belirtmek amacıyla yazılırdı, Allah rahmet etsin “M. Zahit Aydın” ismi imsakiyelerde “hazırlayan” olarak yer alırdı ve şu ikilik “beyit” hiç eksilmezdi imsakiyelerin en üst kısmından: “Lütf-ü Hak’ka nail oldu saiman/Mah-i afvü mağfirettir Ramazan” yani Allah’ın lütfuna erdi oruç tutanlar, çünkü Ramazan ayı af ve mağfiret ayıdır.

     

    Hemen her yıl bugünlere gelindiğinde bu konuyu yazarım, hiç unutmam geçmiş yıllarda “tatil” yerlerinden birinde bir okurum telefon açarak: “bin civarında üzerinde ayet hadis yazılı imsakiyeyi sokaklardan topladım” demişti, bizim amacımız ise öncelikle “bir kişiye” sonra herkese ulaşmak, o “elim” günaha girilmemesini sağlamaya çalışmaktır, “karınca kararınca ve karınca kadarıncadır” bizim niyet ve kapasitemiz!..

     

    Bu yıl yine kapasitemiz nispetinde okurlarımıza ulaşabilir, onları bu elim günahı işlemekten vaz geçirebilirsek bu bizim için manevi bir kazanç olur, bu işin ticaretini yapanlar eğer anlattığımız hususa dikkat ederlerse onların da kazançlarına “halel” gelmez, bizden uyarı amacıyla hatırlatmak!..

    SELAM VE DUA İLE.

     

    ÖZÜR: 02.04.9018 günkü yazımızın 11. Paragrafı şu şekilde olacaktır:

    Sözü toparlarsak, Diyarbekir manevi zenginliği itibariyle herkes için bir “fırsat” şehridir, bu fırsatı iyi değerlendirmelidir insanlar, idareciler ve belediyeler, sevgili peygamberimizin (s.a.v). şu mübarek sözlerini hizmetle yükümü herkese hatırlatırken derim ki: “İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olanıdır”

    Sehven yapılan bu yanlıştan ötürü özür dileriz. MM

     

     

    GÖNLÜM

    Tükendi hoşluğum şimdi nahoşum,

    Gurbette sılayı yaşıyor gönlüm.

    Tepeden tırnağa özlem dolmuşum,

    Hicran ile doldu taşıyor gönlüm.

     

    Siyaha dönüştü renklerin tümü,

    Karanlık bürüdü yaşlı gözümü,

    Belli ki ölmeden tattım ölümü,

    Bu kara talihe şaşıyor gönlüm.

     

    Geceler ah çektim, gündüzler çile,

    Benzedim ışığı sönmüş kandile,

    Ruhuma gömdüğüm feryadım ile,

    Hazan günlerini yaşıyor gönlüm.

     

    Kara talih, hem de kara kış gibi,

    Gözlerim durmadan ağlamış gibi,

    Hasret dağlarına kar yağmış gibi,

    Hicran hanesinde üşüyor gönlüm!..

     

    Diyarbekir, 25.01.2004

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen