• MEVLİD AYI HATIRALARI!..

    MEVLİD AYI HATIRALARI!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Ayların en kutlusu “Rebiul-evvel” ayı,

    Peygamberin doğumu aydınlattı dünyayı.

    Ne kadar sevinirse insanlığın hakkı var,

    O’na tabi olana ötelerden muştu var!..

    MM

     

    MEVLİD AYI HATIRALARI!..

     

    Merhume anacığıma sormuştum: “Adımı bırakırken ne etkili oldu?” diye, “çünkü sen Mevlid ayında dünyaya geldin” olmuştu cevabı, benden üç yıl sonra aynı ayda dünyaya gelen kız kardeşime de “Mevlüde” demişlerdi, on iki ay içinde “Müslümanlara özel” bir aydır Mevlid ayı, aslında bütün insanlığa özel bir aydır bu ay, çünkü O’nu Rabbimiz “Alemlere rahmet olarak” gönderdi, bu özelliğini de bütün hayatı boyunca gösterdi, bu özellik hala devam ediyor ve kıyamet sabahına dek sürecek.

    Diyarbekir’liler O’nun bu özelliğini ta yüreklerinde severek hissettikleri için bu aya girildiğinde ayrı bir heyecan kapladı duygularını, O’nu saygıyla anmak için bu ay boyunca evlerinde “mevlid-i nebi” okuttular, mahalle hocaları kutsal kitabımızdan sonra çocuklara “mevlid” okumayı da öğrettiler, bu şehrin önde gelen alimlerinden üç tanesi şairliklerini kullanarak “O’nun hayatını anlatan, O’na saygı ve sevgiyi belleten Mevlid’ler” yazdılar, “Refet” mevlidi son yıllara kadar okunurdu.

    Bir “gül şehri” olan Diyarbekir’de hemen her evde gül yetiştirilirdi, çiçeklerin en nazenini gül O’nu, yani Hazret-i Peygamberi hatırlatır dalında her renkte kendini gösterirken, çünkü gül bütün insanlığa, dolayısıyla “alemlere rahmet olan peygamberin” simgesi idi, alemde ne varsa hepsi lisan-ı haliyle yaradanı zikreder ya işte bu manada manevi hizmetini bitiren gül yaprakları toplanır şişelere bırakılır ve “gül suyu” elde edilirdi ki mevlid ayı geldiğinde misafirlerin eline dökülürken O’na selat-ü selam okunsun diye..

    Her evde “mevlid takımları” bulunurdu, bu takımın içinde güllab, şerbet takımı, zemzem suyu için fincan, buhurdanlık ve tepsi, bu aya girildiğinde bütün evlerde temizlik yapılırdı, halılar silkelenir, perdeler yıkanır, temizlenmedik bir köşe bırakılmazdı çünkü bu ayda dünyayı şereflendirmişti Allah Resulü Muhammed Mustafa (s.a.v.) O zaten en çok sevilendi, ana-babadan çok, eşten evlattan çok, hatta kişi kendi nefsinden çok severdi o şanı yüce peygamberi, böyle bir zatın doğum ayı geldiğinde sevinilmezdi de ne zaman sevinilirdi?

    Nitekim Süleyman çelebi merhum Mevlid-i nebevi’de “birbirine muştulayı her melek” derken O zatın doğumu melekler arasında da muştu vesilesi değil miydi, çünkü “alem” onun vesilesiyle yaratılmıştı ki “O alemlere rahmet olmuştu” mevlid ayı sanki “bayram ayı” idi, “hürmelerin” Diyarbekir’liler eşlerine “karı” demezler hürme dererdi, bu aya ve bu ayın “on ikinci gece ısneyn” gecesine özel giysileri vardı, melekleşirdi adeta hanımlar bu günde, beyaz libaslar içinde, beyaz tülbentlerinin çevrelediği “mehtap” misali yüzlerinde ışıldardı sevinçlerinin görüntüsü, insan güzeli severse kendisi de güzelleşir..

    Mevlid okunmadan önce hazırlanırdı “mevlid tepsisi” içinde bir miktar kara çörek otu, bir miktar bulgur veya pirinç, bir miktar tuz bulundurulurdu, mevlidin bitiminde tepsi gezdirilir ve her kes parmağının ucuyla bir miktar alır ağzına götürürdü, çünkü tepsidekiler “teberük” olmuşlardı, önlerine konacak yemeğin içinde bulunduruldu o maddelerden bazıları, her evde yemek verilmezdi, durumu müsait olanlar yemek yedirirdi misafirlerine, ancak her evde “mevild şekeri” mutlaka ikram edilirdi.

    Mevlid okunurken “merhaba” faslındaki “geldi bir ak kuş kanadıyla revan/arkamı sığadı kuvvetle heman” bölümüne gelindiğinde herkes ayağa kalkar ve yanındakinin sırtını kuvvetle sığardı, çünkü Allah’ın Resulü sanki o anda şereflendirmiştir dünyamızı ve O’nu ayakta karşılamak saygı ve sevginin gereğidir.

    Mevlid ayına özel mevlidhanları da vardı Diyarbekir’in, tamamını hatırlayamasak da bazılarını anabiliriz ki rahmete vesile olsun diye, Celal Güzelses, Recep Peker, Hafız Celal Sevimli, Hafız Tarık Çıkıntaş, Mehmet Necati Yandı, bunlardan hayatta olanları da saygıyla analım isteriz Mevlidhan Hacı Mustafa ve Şaban Peker..

    Mevlid okumak veya okutmak yalnız bu aya özel değil, düğün yemeğinden önce, sünnet merasiminde, döndüğünde hacı evinde ve daha başka “özel” hallerde bir gelenek olarak sürdürülürdü..

    Maalesef diyelim bu gelenekler artık yok, sadece Nisan ayı içinde “kutlu doğum haftası” var, bizim ruhumuza kadar işleyen peygamber saygı ve sevgisi son günümüze kadar devam edecektir, bazıları O’nun şefaatini” yok” saysalar da biz O’nun dünyaya gelişini bir “şefaat” vesilesi bilir, sevgi ve saygımızı devam ettiririz ki kıyamet sabahında O’nunla buluşalım diye…

    O “kişi sevdiğiyle beraberdir” der mübarek sözlerinden birinde, biz O’nu seviyor ve O’nunla birlikte olmak istiyoruz, Rabbim bizi buluştursun.

    Selam ve dua ile.

     

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen