• MEHMET ŞİMŞEK VE KİLİSELERDEKİ ESKİ SÜRYANİ KİTAPLARI!..

    MEHMET ŞİMŞEK VE KİLİSELERDEKİ ESKİ SÜRYANİ KİTAPLARI!..
    Mevlüt MERGEN

    FERYAT

    Darda olmak şart mıdır, feryat figan etmeye,

    Sesini duyurmaya, dikkatleri çekmeye?

    Söz Diyarbekir ise, gerisi teferruat,

    Mehmet Şimşek ne söyler, ona edelim dikkat!..

    MM

     

    MEHMET ŞİMŞEK VE KİLİSELERDEKİ ESKİ SÜRYANİ KİTAPLARI!..

     

     

    D.Ü. Sosyal Araştırmalar merkezi tarafından Kongre Merkezinde 27.Nisan.2018 Cuma günü düzenlenen “Diyarbekir şehir araştırmaları çalıştayı” bir gün, hatta o gün içinde belirli saatlerle sınırlı kaldı, ancak biz o günü unutmadık, intibalarımızı dile getirdikten sonra geçen hafta İstanbul’dan Diyarbakır’a gelerek çalışmalara katılan değerli yazar “M. Şefik Korkusuz’un” bir dilek veya önerisini geçen hafta okurlarımızla paylaşmış idik.

     

    Bu gün yine o güne dönecek ve yine değerli bir araştırmacı yazar olan eğitimci “Mehmet Şimşek” diyecek ve onun o çalıştayda adeta “feryat” edercesine dile getirdiği “Süryani” kiliselerindeki kitaplardan söz edeceğiz, öncelikle şu hususu belirmekte yarar var, bu şehirdeki kiliselerin tamamı (biri hariç) Diyarbekir’in fethinden önceki zamanlarda yapılmıştır, yani hepsi tarihidir ve bu şehrin geçmişini bugüne taşımaktadır.

     

    “Hariç” tuttuğumuz o biri ise son yıllarda eski bir şehir evidir, sonradan kiliseye çevrilmiştir, yani tarihi değildir, Sahabe-i Kiramın fethini müteakip İslam’ın ikinci halifesi Hz. Ömer (r.a.) gönderdiği bir mektupta: “Kiliselerini yıkmayınız, yenilerinin yapılmasına izin vermeyeniz” der, böylece bu yapıların bir kısmı geçmişten günümüze varlığını sürdürür.

     

    Konumuz “kiliseler” değil, onlarda halen mevcut olan ve Mehmet Şimşek’in dile getirdiği “kitaplardır, bir başka deyimle kütüphanelerdir, İslam’ın öncesi ve sonrasında bu şehirde yaşanan “kültür” zenginliği içindedir, çeşitli inanç ve renklerin birlikteliği, böyle olunca sözü edilen kitaplar aynı zamanda “kaynak” olma durumundadırlar, biz Dyarbekir’in isimleri arasında olan “kostantiniyye” derken bunun ayrıca “Süryani” kaynaklarında belirtilmiş olduğunu da söyleriz.

     

    “Kostantiniyye” adı Diyarbekir’in daha bir çok bilindiği halde bilinmeyenlerinden biridir, oysa o kitaplar sanırım “Meryem ana” kilisesindedir, tarihin ve kültürün hizmetine açılırsa, hem bulundukları yerden kurtarılmış olacak ve hem de geçmişin karanlık dehlizlerini aydınlatacaktır, biz Mehmet Şimşek’in “feryat” edercesine dile getirdiği bu gerçeğe dikkatleri çekmek istedik.

     

    Hem sonra Mehmet Şimşek değerli bir araştırmacı ve yazardır, yıllarca içine giremediği kiliseye uzun mücadeleler sonucu girmiş ve Diyarbekir kültürüne “Ermenileri ve Süryanileri anlatan kitaplar kazandırmıştır ki çalışmaları halen devam etmektedir.

     

    Bu şehrin altında özellikle “arkeolojik” kazılar ve araştırmalar yapanlara hep deriz. “neresine dokunursanız bu şehrin mutlaka geçmişe ait eserler, kalıntılar bulursunuz, zira bu şehir binlerce yıllık geçmişe ve o yılların içinde yanalmış kültürlere sahip bir şehirdir, onun için esas araştırmaların altın-gümüş gömüsü için hiç değil de “kültür gömüsü” için yapılması gerekir.

     

    Nitekim Mehmet Şimşek bir bakıma o gömüden söz etmekte ve dikkatlerin o yöne çevrilmesini istemektedir, biline “klasik” ifadelerle dile getirilen bu şehrin kültür zenginliği artık sözden çıkarılıp “kaynaklara” dayandırılmalıdır, bu şehirdeki Üniversite bu yükümlülüğün altına girmelidir diye düşünüyoruz.

     

    Sevincimiz, üniversitenin attığı “Diyarbekir şehir araştırmaları çalıştayı” misali etkinliklerin hayata geçirilerek araştırma yapacakların yanında olunmasıdır,

     

    Biz, 27 Nisan günündeki çaıştayı unutmadık, o gün tuttuğumuz notlardaki bazı “önemli” önerileri aktarmaya sürdüreceğiz.

     

    Selam ve dua ile.

    FERYAT

    Darda olmak şart mıdır, feryat figan etmeye,

    Sesini duyurmaya, dikkatleri çekmeye?

    Söz Diyarbekir ise, gerisi teferruat,

    Mehmet Şimşek ne söyler, ona edelim dikkat!..

    MM

     

    MEHMET ŞİMŞEK VE KİLİSELERDEKİ ESKİ SÜRYANİ KİTAPLARI!..

     

     

    D.Ü. Sosyal Araştırmalar merkezi tarafından Kongre Merkezinde 27.Nisan.2018 Cuma günü düzenlenen “Diyarbekir şehir araştırmaları çalıştayı” bir gün, hatta o gün içinde belirli saatlerle sınırlı kaldı, ancak biz o günü unutmadık, intibalarımızı dile getirdikten sonra geçen hafta İstanbul’dan Diyarbakır’a gelerek çalışmalara katılan değerli yazar “M. Şefik Korkusuz’un” bir dilek veya önerisini geçen hafta okurlarımızla paylaşmış idik.

     

    Bu gün yine o güne dönecek ve yine değerli bir araştırmacı yazar olan eğitimci “Mehmet Şimşek” diyecek ve onun o çalıştayda adeta “feryat” edercesine dile getirdiği “Süryani” kiliselerindeki kitaplardan söz edeceğiz, öncelikle şu hususu belirmekte yarar var, bu şehirdeki kiliselerin tamamı (biri hariç) Diyarbekir’in fethinden önceki zamanlarda yapılmıştır, yani hepsi tarihidir ve bu şehrin geçmişini bugüne taşımaktadır.

     

    “Hariç” tuttuğumuz o biri ise son yıllarda eski bir şehir evidir, sonradan kiliseye çevrilmiştir, yani tarihi değildir, Sahabe-i Kiramın fethini müteakip İslam’ın ikinci halifesi Hz. Ömer (r.a.) gönderdiği bir mektupta: “Kiliselerini yıkmayınız, yenilerinin yapılmasına izin vermeyeniz” der, böylece bu yapıların bir kısmı geçmişten günümüze varlığını sürdürür.

     

    Konumuz “kiliseler” değil, onlarda halen mevcut olan ve Mehmet Şimşek’in dile getirdiği “kitaplardır, bir başka deyimle kütüphanelerdir, İslam’ın öncesi ve sonrasında bu şehirde yaşanan “kültür” zenginliği içindedir, çeşitli inanç ve renklerin birlikteliği, böyle olunca sözü edilen kitaplar aynı zamanda “kaynak” olma durumundadırlar, biz Dyarbekir’in isimleri arasında olan “kostantiniyye” derken bunun ayrıca “Süryani” kaynaklarında belirtilmiş olduğunu da söyleriz.

     

    “Kostantiniyye” adı Diyarbekir’in daha bir çok bilindiği halde bilinmeyenlerinden biridir, oysa o kitaplar sanırım “Meryem ana” kilisesindedir, tarihin ve kültürün hizmetine açılırsa, hem bulundukları yerden kurtarılmış olacak ve hem de geçmişin karanlık dehlizlerini aydınlatacaktır, biz Mehmet Şimşek’in “feryat” edercesine dile getirdiği bu gerçeğe dikkatleri çekmek istedik.

     

    Hem sonra Mehmet Şimşek değerli bir araştırmacı ve yazardır, yıllarca içine giremediği kiliseye uzun mücadeleler sonucu girmiş ve Diyarbekir kültürüne “Ermenileri ve Süryanileri anlatan kitaplar kazandırmıştır ki çalışmaları halen devam etmektedir.

     

    Bu şehrin altında özellikle “arkeolojik” kazılar ve araştırmalar yapanlara hep deriz. “neresine dokunursanız bu şehrin mutlaka geçmişe ait eserler, kalıntılar bulursunuz, zira bu şehir binlerce yıllık geçmişe ve o yılların içinde yanalmış kültürlere sahip bir şehirdir, onun için esas araştırmaların altın-gümüş gömüsü için hiç değil de “kültür gömüsü” için yapılması gerekir.

     

    Nitekim Mehmet Şimşek bir bakıma o gömüden söz etmekte ve dikkatlerin o yöne çevrilmesini istemektedir, biline “klasik” ifadelerle dile getirilen bu şehrin kültür zenginliği artık sözden çıkarılıp “kaynaklara” dayandırılmalıdır, bu şehirdeki Üniversite bu yükümlülüğün altına girmelidir diye düşünüyoruz.

     

    Sevincimiz, üniversitenin attığı “Diyarbekir şehir araştırmaları çalıştayı” misali etkinliklerin hayata geçirilerek araştırma yapacakların yanında olunmasıdır,

     

    Biz, 27 Nisan günündeki çaıştayı unutmadık, o gün tuttuğumuz notlardaki bazı “önemli” önerileri aktarmaya sürdüreceğiz.

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen