• KANSERLE MÜCADELE DERNEĞİ VE…

    KANSERLE MÜCADELE DERNEĞİ VE…
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Bu asrın hastalığı “kanser” denilen illet”,

    Tedavisi gerekir, ilaçtır ayrı külfet.

    Bulaşıcı değilken yine de yayılıyor,

    Nikotinin etkisi baş neden sayılıyor!..

    MM

     

    KANSERLE MÜCADELE DERNEĞİ VE…

     

    Bir zamanların “ince” hastalığı sayılan “verem” yerini sanki “kanser” hastalığına bıraktı, üzerinde “veremle mücadele derneği” yazan “levha” hala durur Elazığ yolundaki kliniğin üzerinde, yanılmıyorsam 1949 veya 50’de kurulmuş bu dernek, verem hastalığı daha ziyade zayıf bünyelerde ve sağlıklı beslenmeyenlerde, özellikle yoksul ailelerde görülürdü, “ince” hastalık deyimi ise “gizli sevda” çekenlerin hüzünleri ve umutsuzlukları sebebiyle verem oldukları algısı üzerine denilmiş, bir de sanki verem olmak ayıpmış gibi gizlemeye çalışılırdı,…

    Kanser, halkın deyimiyle “habis” hastalık ise önceleri “batıda” yani sanayileşmiş ülkelerde görülen bir hastalıktı, ne zamanki ülkemizde de sanayileşme başladı ve “yapay” gıdalar çoğaldı, başta tarım ürünleri olmak üzere yediğimiz gıdaların genleriyle uğraşıldı zengin fakir gözetmeden her bünyede kanser hastalığı tespit ve teşhis edilmeye başlandı, bu hastalık deyim yerinde ise bir “ağ” gibi insanları sarmaya başladı.

    Masamın üzerinde bir “el broşürü” var, üzerinde “Diyarbakır yeniden yaşam – kanserle mücadele derneği” yazıyor, broşürde kanserli hastalara moral vermek için şu cümle kullanılmış: “Kanserle mücadelede artık yalnız değilsiniz” broşürdeki ifadelerden anladığımıza göre Diyarbekir ve ilçelerinde 5.000’den fazla kanserli hasta olduğunun tespiti yapılmış, bu rakam belki daha fazladır, çünkü sözün başında dediğimiz gibi bir ağ şeklinde hemen her aileyi, her kişiyi sarmaya başlamıştır.

    Adını andığımız derneğin kurucularını tebrik ederiz, bu insanlar böylesi bir derneği kurmakla ellerini taşın altına bırakmışlardır, 8 madde halinde belirttikleri faaliyetlerinin bu habis hastalıkla mücadelede ne kadar başarı sağlayacağını kestirmek zordur, çünkü bu hastalığı tetikleyen etkenlerin başında gelir nikotin, alkol ve diğer zararlı alışkanlıkların yanı sıra yediğimiz yapay gıdalar…

    Bu habis hastalıkla mücadelede görev önce herkese, sonra anayasanın “amir” hükmü gereğince halkın sağlığını korumakla yükümlü olan iktidara düşer ki mücadelede gerekli yasal tedbir gerektiğinde gereği yerine getirilsin, bu sözün üzerinde biraz duralım, nikotinle mücadele için bazı önemli adımlar atılmış olsa da yeterli görülmediği bilinen bir gerçek, zira sigara fabrikaları çalışmalarını sürdürüyor, alkol ve alkollü maddeler hakeza, tabloya baktığımızda “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” diyebiliyoruz, yani çok daha etkin tedbirler alınmalıdır.

    Hastalığa yakalanmadan önce “mücadele” edilmelidir, çarşı pazara çıktığımızda alacağımız gıda maddelerinde “doğal” olanı arıyoruz, niçin? Televizyon kanallarında her gün bazı gıdalar için uyarılar yapılıyor, şunu tüketmeyiniz, “içinde kanserojen madde var” denilerek şu gıdadan çocuklarınızı uzak tutunuz gibi uyarılar yapılıyor, ama ne gariptir o gıdalar rahatlıkla üretiliyor ve bizler de hep tüketiyoruz.

    Bilmiyorum benzetmemiz ne kadar yer tutacak, bir tarlanın veya bahçenin içinde gezinen insana: “sakın oradaki ürünlerden yeme” demek ne kadar yakışık alır, zira adam o tarlanın, ya da bahçenin içinde gün boyu kalıyor acıktığında haliyle yiyecek, “Yeşilay” istedği kadar sigaranın zararlarından söz etsin ve halkı uyarsın, fayda etmiyor ki ilkokul çocuklarına kadar gençlerimiz sigara kullanıyor, bir zaman sonra onunla yetinmiyor diğer “uyuşturucu” maddelere yöneliyor, öğrencisine “zararlıdır” diyen öğretmenin elinden sigarayı düşürmedikçe, gıda tüketimimiz yarım asır öncesine dönmedikçe ne kanserle ve ne de diğer hastalıklarla mücadelede başarı sağlayabiliriz.

    Sözümüz yanlış anlaşılmasın “kanserle mücadele” gerekmez demiyoruz, ebette ki gerekir, dernek eliyle olsun, vakıf eliyle olsun illa ki mücadele gerekir, yapılan uyarılar genel anlamda olmasa da bireyler üzerinde etkili olabilir, bakınız şu ifade ne kadar güzeldir: “Korkma! Farkında ol! Geç kalma” hele şu ibare: “Unutma! Kanser uyanmadan sen uyan!” ve şu çağrı: “Her geçen gün çoğalan ve çok yakınımızda olan bu hastalığa “DUR” de, Yeniden Yaşam Kanserle Mücadele Derneği “kansersiz bir yaşam için” derneğimize çağırıyoruz”

    Biz de acizane bu derneğe “mütevazi” köşemizde: “sizlere başarılar diliyoruz, biliniz ki sizde yalnız değilsiniz, elimizden geldiğince yanınızda olacağız”

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen