• KANAAT “ÖNDERİ” OLMAK!..

    KANAAT “ÖNDERİ” OLMAK!..
    Mevlüt MERGEN

    GÖRÜŞ

     

    Kimi önünü görmez, kimi görür uzağı,

    İblis insana düşman, ona kurmuş tuzağı.

    Basiret sahibidir mümin tuzağa düşmez,

    O’nun görüş hızına “ışık” bile yetişmez!..

    MM

     

    KANAAT “ÖNDERİ” OLMAK!..

     

    “Alemlere rahmet” olarak gönderilen svgili peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) bütün insanlığın ufkunu aydınlatan bir “nurdur” O’nun ışığının yansıdığı gönüllerde parıldayan sadece hakikatlerdir, işte o gönülleri taşıyan insanlara da “kanaat önderi” diyoruz, bunlar önce dört büyük “halife” sonra Sahabe-i kiram ve onların yollarını izleyen, yaşayışlarını yaşayan, en azından yaşamaya çalışan insanlardır.

     

    Kanaat önderi olan insanlar her zaman için “var” olan kutsal değerlerdir, bazen “bir” bazen birden fazla olarak kendilerini hissettirirler, çünkü toplum karanlıkta kalmamak için bunların ışığına muhtaçtır, cehalet girdabına düşmemek için bunların ilmine, irfanına muhtaçtır, isimlendirmek mümkün gibi görünse de değildir.

     

    İmam-ı Rabbani (r.a.), İmam-ı Gazali (r.a.) ve diğer büyük imamlar, tasavvuf büyükleri, İslam alimleri bunlar geçmiş zamanlarda yaşamış gerçek “kanaat” önderleridir, bunlar sözün başında da dediğimiz gibi ışığını Allah Resulünden alan yol göstericilerdir, sönmeyen, hatta sönmesi “muhal” olan bir “nur”un yansıtıcısıdırlar.

     

    Hazret-i peygamberle başlayan ve onun izini sürenler tarafından devam ettirilen insanlığın “irşadı” yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’le kıyamete dek gerçek alimlerle, başka bir deyimle gerçek kanaat önderleriyle devam edecektir, burada önemli olan husus olmadığı halde kendini öyle imiş gösteren “yapay kanaat” önderlerinin tuzağına düşmemektir.

     

    Sevgili peygamberimizin mübarek sözlerindendir: “şöhret ateştir” sözü, ancak bazıları bu ateşi umursamıyor, şöhretlerine şöhret katmak için çalışıyor, kişi böylece “ünlü” olunca da haliyle bilmezler tarafından “kanaat önderi” olarak kabul ediliyor, oysa yanlış kanaat sergileyenle gerçek kanaat sahipleri “bir” olamazlar.

     

    Sevgili peygamberimiz (s.a.v): “ya doğruyu söyle, ya da sus” diyor, susmuyor günümüzdeki bazı sözüm ona kanaat önderleri, susmadıkları için de bazı insanlar bunların peşine takılmakta “beis” görmüyorlar, 24 Haziran seçimleriyle tekrar hatırlanır oldu günümüzdeki bazı kanaat önderleri, gerçeğine “saygı” duyar, ellerinden öperiz.

     

    Merhum hocamızın pazarda satılan papağan kuşuna verilen yüksek değeri gördükten sonra evine gidip hindisini getirerek ona da yüksek fiyat istediğini, papağanın konuştuğu için yüksek değer verildiğini ancak “hindinin ne marifeti var ki böyle çok para istiyorsun?” sorusuna. “o konuşursa, bu da düşünür” diye cevap vermesini hatırlattı bize günümüzdeki bazı “düşünürler”

     

    Bize göre gerçek kanaat önderi, üyesi çok fazla olan ne bir derneğin başkanı, ne de bir “oda” yöneticisi değil, Allah ve Resulünün kendisinden istediği yaşayışı olan, en azından bu uğurda gayret gösteren, konuştuğunda sadece gerçeği dile getiren, insanları “aklın bir olan” doğru yoluna yönlendirenlerdir.

     

    Bu insanlar aynı zamanda dünyanın “üç taşını” eline veren insanlardır, siyasi ikbal veya madde peşinde koşmayan insanlardır gerçek kanaat sahipleri, gerçek şu ki; herkesin bir “kanaati” vardır, kimi ev toplantılarında, kimi insanların çok olduğu yerlerde dile getirir kanaatini, kimi de bizim gibi ya gazetelerde, ya da kitaplarda açığa vurur düşüncelerini, kimi de “sosyal medya” üzerinden söyler ne söyleyecekse!..

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen