• İŞSİZLİĞİN GETİRİLERİ!..

    İŞSİZLİĞİN GETİRİLERİ!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Sosyal dert, sosyal yara “işsizlik” denen illet,

    Çaresini bulmalı, ülkede bütün millet.

    Çalışanlar kötülük yapmaya vakit bulmaz,

    İşi olan kişinin gözü ellerde olmaz!..

    MM

     

    İŞSİZLİĞİN GETİRİLERİ!..

     

    Atalarımız öğüt verirlerken: “çok söyletme arsız olur, aç bırakma hırsız olur” demişlerdir, demek ki açlık hırsızlığın “negatif” manada bir getirisidir, sadece hırsızlığın mı, değil elbette, fuhuş, kumar, uyuşturucu bağımlılığı ve akla gelen gelmeyen birçok “negatif” düşünce uygulandığında “suç” olan eylemin getirisidir açlık, “aç” kalmak, ya da insanları aç bırakmak bir suç değil, insanlık ayıbıdır.

    Bazı insanlar hırsızlığı, fuhuş yapmayı/yaptırmayı “meslek” edinmişlerdir, bunların karınları aç değil aksine “para babalarıdırlar” eğer bir kadın “ne yapayım, çocuklarımın karnını doyurmak için” diyerek fuhuş yapıyorsa bunun vebali ve ayıbı bütün bir toplumadır, eğer bir insan marketten veya fırından ekmek, ya da gıda maddeleri çalıyorsa ve dayanağı da “karnım açtır” demekse bunun da ayıbı ve vebali bütün toplumun üzerinedir.

    Geçmiş zamanlara baktığımızda bir mahalle veya sokakta yaşayanların ekonomik durumları bilinirdi, kim muhtaçtır, kim değildir bilinirdi, günümüzde aynı apartmanda, aynı sokakta yaşayanlar birbirini tanımıyor, ekonomik durumları bilinmiyor, görünen ve bilinen sadece cami kapılarında el açanlardır ki bunlarında üzerinde binlerce liranın çıktığını bazen ekranlara yansıyan görüntülerde görmek mümkün.

    Belli bir süreye kadar “işsizlik maaşı” alanlar biliniyor, ama o süreden sonrasını kimseler bilmiyor, o sürenin bitiminde kimse işsiz kalan kişinin kapısını çalarak “ne yapıyorsun, işsizlik maaşın kesildi, nasıl geçiniyorsun?” diye sormuyor, acaba yanılıyor muyum, muhtarlar mı yapıyor o kapı çalmayı “ne yapıyorsun, nasıl geçiniyorsun?” diye sormayı, belediyeler mi?

    Polis gece gündüz demiyor hırsızlık yapanların peşine düşüyor, her gün ayrı yöntem kullanılıyor başkalarının cebine, evine, iş yerine girmek için, bunların tespit edilerek yapanların yakalanmasında tam başarı sağlanamıyor, çünkü bunların bir kısmı çalışmadan para kazanmak isteyenler olduğu için çalmak kolaylarına geliyor.

    Hırsızlığı “meslek” edinenler hariç aç kalan insanların kimseler elinden tutmuyor ki çalmasınlar, başkalarının malında gözleri olmasın diye, yüce dinimiz hem hırsızlığı hem de dilenciliği “günah” olarak kabul eder ve bildirir, özellikle belli bir miktar eşya çalan hırsızlar için elini, kolunu kesmek gibi ağır cezalar verir.

    Eğer bir yerde suyun, kokusu, rengi ve tadı değişmişse ve içildiğinde insanlara zarar verdiği için “haram” olmuşsa o suyun hemen akışı durdurulur, temizlenir ki insanlar zarar görmesinler, eğer suya benzetecek olursak hırsızlık aynı misalin içindedir, kişileri tek tek yakalamak, hapse atmak çare olmaz, aksine önüne set çekilmeyen veya akışı durdurulmayan kirli su gibi giderek çoğalır ve etrafına büyük zararlar veren “sel” haline dönüşür.

    Konumuzla ne kadar irtibatlı olur bilmiyorum ama güzel bir misaldir: “Halife Harun Reşit’in kardeşi Behlül’e sordular: Hırsızın cezası nedir? Diye, şu cevabı verdi: Eğer meslek olarak yapıyorsa eli, kolu kesilir, yok açlığından ötürü yapıyorsa halife’nin eli kesilir” çünkü halifenin eli hırsızlık yapanın elinden tutmak için uzanmamıştır.

    İslam’ın ikinci Halifesi Hazret-i Ömer (r.a) ne dedi: “Eğer Dicle kenarında kurt kaparsa bir koyunu/Yarın Allah Ömer’den sorar bunu” Sorumluluk taşımanın yüreklere doldurduğudur bu düşünce, tabii herkes Hazret-i Ömer (r.a.) gibi olamaz, bu demek değildir ki kurtlar istedikleri zaman istedikleri sürülere dalsınlar ve istedikleri koyunları çalıp götürsünler, bu bir misaldir ve ibret alınması gereken bir misaldir.

    İşsizliğin getirileri dedik ve sanki hırsızlık en önemlisi imiş gibi takılıp kaldık, işsizlik toplumda birçok “negatif” getirisi olan bir keyfiyettir, söyler misiniz kahvehaneleri, günümüzün modası olan “kafeleri” dolduran gençlerin kafasında dönüp dolaşan fikirler ne üzerinedir, içtikleri çayın parası ceplerinde var mıdır, “çalışanlar kötülük yapmaya vakit bulamazlar” diye klişeleşmiş bir söz vardır ve yabana atılmamalıdır bu söz, çünkü kötülük yapmaya en çok vakit bulanlar çalışmayanlardır.

    Bazıları. “Efendim çalışmak isteyene iş çok ama işi beğendirmek zor” derler, milyonlarca işsiz için bu söz geçerli olamaz, bir de cebinde üniversite diploması olanlara iş beğendirmek zordur, bu bir gerçek, bu gerçeğe rağmen üniversite mezunu işsizleri çoğaltmaya çalışmak niçin, bir soru sorarak konuyu notalamak istiyorum: “Acaba İş Kur’un kapısına iş bulmak için yönelenler bu kapıda istediklerini bulamadıklarında başka bir kapıya da yöneliyorlar mı?

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen