• İBRETLİK İKİ HACI HİKAYESİ!..

    İBRETLİK İKİ HACI HİKAYESİ!..
    Mevlüt MERGEN

    KOLTUK

     

    Rehaveti fazladır, oturanlar zor kalkar,

    Kalk da “oturma” dense o an kıyamet kopar!.

    Albenisi fazladır, ona sevdalı çoktur,

    Görülmeyen bir ateş, seveni vuran oktur.

    MM

     

    İBRETLİK İKİ HACI HİKAYESİ!..

     

    Yurdun ve dünyanın dört köşesinden insanlar kafileler halinde hac’ca gidiyorlar, Yunus’un değdi gibi bu “mübarek seferi” Allah bütün Müslümanlara nasip etsin, gerçi eski zamanlarda hac’ca gidenler parmakla gösterilirken, günümüzde gitmeyenler parmakla gösteriliyor, gidişler uçakla, dönüşler yine uçakla, ülkemizden deniz yoluyla bir türlü başlamadı bu mübarek topraklara gidişler.

     

    Yine böyle bir hac mevsiminde yaşanan Diyarbekir’deki “Til Alo” efsanesini herkes bilir, ona benzer bir anlatım daha var ki ibret doludur, şöyle ki; bir köyde zenginler hazırlıklarını yapmışlar, herkesten hal hatır aldıktan sonra yola koyulmuşlar, aynı köyde maddi durumu müsait olmayan birisi de yaya olarak bu kafilenin peşine düşmüş, zamanında yetişilmiş hacı olmak için “arafat dağına” çıkmak, haccın şartlarını yerine getirip veda tavafı yaptıktan sonra memleketlerine dönmek için yine kafile halinde yola koyulmuşlar, bu fakir Müslüman da arkalarında yaya olarak onları takip ediyor.

     

    Nedense bazı zenginler fakirleri hep hakir görürler, onlarda öyle düşündükleri bu adamla dalga geçmek için kendisine:

     

    -Sana hacı olduğuna dair belge verildi mi? diye sormuşlar, fakir adam:

     

    -Hayır deyince bak bizim belgelerimize bizim haccımızın kabul olduğunu gösteriyor, adam inanmış onların bu sözlerine:

     

    -Öyle ise ben gidip belgemi alayım demiş ve dönmüş beytullah’ın avlusuna girdiğinde temiz kıyafetli birisi ona bir kağıt uzatır ve:

     

    -Bu senin haccın kabul olduğuna dair belgedir demiş ve kağıdı vermiş, fakir adam büyük sevinç içinde koşarak mesafeleri kat ederek zenginlerin kafilesine ulaştığında koynundaki kağıdı çıkarıp:

     

    -İşte bana da belge verdiler demiş, onunla dalga geçenler nasıl bir elim hata işlediklerin anlamışlar, utanç duyarak adamın ellerini öpmeye başlamışlar ve:

     

    -Bizi bağışla biz seninle dalga geçmek için söyledik, senin getirdiğin bu belge bu dünyanın kağıdı ve yazısı değil, bu olsa olsa cennetten gelen bir belgedir!..

     

    + + + + +

     

    Bir abid hicaz yolunda her adımda iki rekat namaz kılarmış. O kadar aşk ve şevk ile bu Hak yolunu tutmuş ki, ayağına batan deve dikenini çıkarmazmış.

     

    Abid bu yolda böyle giderken birdenbire gururlanmaya ve kendini beğenmeye başlamış. Karşısına çıkan şeytan ona demiş ki:

     

    -Kimse senden daha iyi ve daha güzel ibadet edemez. Bu kadar olur doğrusu. Bundan fazlasıca

    Şeytanın bu sözleri onu kibirlendirmiş ve aniden yolu üzerindeki bir kuyuya düşmüş. Hak Teala’nın lütfü erişmese neredeyse bütün bütün yoldan sapıtacakmış.

     

    O sırada gaipten şöyle bir ses duymuş:

     

    -Ey mübarek adam! Yaptığın ibadetle Allah yolunda bir mevki elde ettiğini ve ona layık bir hediye sunduğunu sanma. İyilikle bir gönül elde etmek bin rekat namazdan daha iyidir..

     

    Kıssadan hisse… Hac yüce dinimizin farzlarından birisi, uzun ve yorucu bir yolculuk o farzı yerine getirmek için yapılıyor, bu yolculuktan ise maddi bir kazanç beklememek gerekir, ancak her iki hikayede görülen manevi kazancı elde etmek niyetiyle bu yolculuğa çıkılmalıdır, yoksa çantalar dolusu hediyelik eşya getirmek nihayet hediye getirilenlerin gönünü hoş eder, manevi kazanç ise her şeyden önce Allah’ın rızasını celp ettiği gibi sahibini de iki cihanda hoşnut eder…

     

    Bu niyetle gidildiğinde ise Yunus’un dediği gibi “mübarek sefer” olur..

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen