• HUYLU HUYUNDAN, ŞAİR ŞİİRDEN VAZ GEÇER Mİ?

    HUYLU HUYUNDAN, ŞAİR ŞİİRDEN VAZ GEÇER Mİ?
    Mevlüt MERGEN

     

    ŞAİR

    Şairin yüreğinde duyguların güzeli,

    Gönlü sanki yazma der, yazar çaresiz eli.

    Sözlere dökülünce uçar gider duygular,

    Geri gelmez bir türlü yok şaire uykular!..

    MM

     

    HUYLU HUYUNDAN, ŞAİR ŞİİRDEN VAZ GEÇER Mİ?

     

    Şiir bir huy mudur, yoksa bir tutku mudur, özlenenleri anlatmak için kendisi de özlenir, şair duygularını kelimelere dökmek için hep “ilham” gelsin için bekler, o da bazen gelir, geldiğinde yakalandı ise ne ala, yoksa bir kuş gibi uçar gider, öyle olduğu için “ilham perisi” diyenlerde var.

     

    Bir yıl önce bu günlerde yitirdiğimiz sevgili eşimizin ruhu şad olsun için onu vefatından bu güne yaptığımız gibi yine “Kur’an hatimleriyle, Yasinlerle, Fatiha ve hayır dualarımızla” andık, ancak şair şiirden vazgeçmediği için birde şiir diye bir şeyler yazdık onu anmak ve anlatmak için:

     

    VEFATININ 1. YLI DÖNÜMÜNDE ELLİ ÜÇ

    YILLIK HAYAT ARKADAŞIMA

    Yitirdiğim güzelin,

    Özlemi canlar yakar.

    Geçmiş güzel günlerin,

    Acısı şimdi çıkar.

     

    Ağlarsak sevinçtendi,

    Duygular hep içtendi,

    Nede çabuk kükendi,

    O günler şimdi yoklar.

     

    Menekşe başka mordu,

    Gül sevgi kokuyordu,

    Gönüller gülüyordu,

    Duygusuzluk kalp yakar.

     

    Yuvadaki ilk çocuk,

    Mutluluğa yolculuk,

    Sevinçler oluk oluk,

    Hayat su gibi akar.

     

    Yaşarken roman olmak,

    Dokuz cana can olmak,

    Haneye sultan olmak,

    Benzeri çok az çıkar.

     

    Elli üç yıl sonrası,

    Doldu gönlümün yası,

    Dokuz canın anası,

    Öteden bize bakar.

     

    Elveda güzel güne,

    Neşe gitti sürgüne,

    Bu halde öldüğüme,

    Kimdir ağıtlar yakar.

     

    Geri gelmiyor giden,

    Ömür mumdur eriyen,

    Bilebilse sevilen,

    Gözyaşı seldir akar.

     

    Rüzgarlar başkalaştı,

    Özlem dağları aştı,

    Gül bülbülle ağlaştı,

    Bitmez gibidir yıllar.

     

    Hem menekşe hem de gül,

    Sızlar mahzundur gönül,

    Böyle bitecek ömür,

    Yalan değil bu ikrar.

     

    Yaşasaydı o eğer,

    Hayat sevmeğe değer,

    Dünyam yar imiş meğer,

    Tek teselli torunlar.

     

    Mergen hüzünle doldun,

    Dünya şimdilik yurdun,

    Yardan gayri ne buldun?

    Mutluluk son günde var!.

    Antalya, 01.11.2018

    Son bahar mevsimi henüz bitmedi, “hazan” günleri bizler için “hüzün” günleridir, denebilir ki yüreğimizin her zerresine işlemiştr hüzün, bir yandan 53 yıllık hayat arkadaşımızın vefatı, diğer yanden şairin dedği gibi: “aşağıdan yukarıdan” görünen”yolun sonu” hüznümüzü katmerleştiriyor, içinde yaşamış olsak da yaşamayanlara, hiç olmazsa “ alametleri” nelerdir düşüncesiyle bir şiir yazalım istedik:

     

    SON BAHAR

    Gönlün yorgunsa,

    Artık son bahar.

    Son gün arzunsa,

    Artık son bahar.

     

    Gözlerinde yaş,

    Adımın yavaş,

    Yoksa arkadaş,

    Artık son bahar.

     

    Kurumuş toprak,

    Sararmış yaprak,

    Sensizse sokak,

    Artık son bahar.

     

    Gülmeyen gözler,

    Tutmayan eller,

    Suskunsa diller,

    Artık sonbahar.

     

    Tıkansa nefes,

    Tükense heves,

    Diyorsa herkes,

    Artık son bahar.

     

    Buğulu gözler,

    Anlamsız sözler,

    Can toprak özler,

    Artık son bahar.

     

    Darda kalmışsan,

    Kala kalmışsan,

    Yapa yalnızsan,

    Artık son bahar.

     

    Arayan olmaz,

    Kapın açılmaz,

    Telefon çalmaz,

    Artık son bahar.

     

    Birin beklersin,

    Yolun gözlersin,

    Ne çok özlersin,

    Artık son bahar.

     

    Yok eski çağlar,

    Yaşar anılar,

    Dünyan dört duvar,

    Artık son bahar.

     

    Güneş ısıtmaz,

    Mehtap avutmaz,

    Göz uyku tutmaz,

    Artık son bahar.

     

    Çok bahar gördün,

    Zevkini sürdün,

     

    Defteri dürdün,

    Artık son bahar.

     

    Mergen, n’idersin?

    Geldin gidersin,

    Şimdi sen dersin:

    Artık son bahar!..

    Antalya, 03.11.2018

     

    Doğup büyüdüğümüz bu şehirde yaşarken uzaklardaki sevdiklerimizi özlediğimiz gibi uzaklara gittiğimizde ise bu şehri özlememek olası değil, kanıtı mı işte:

    HATUN KASTAL TÜRKÜSÜ

    Bir kastal görmüşem bazalt taşından,

    İçmişem suyunu bakır tasından,

    Bir sevdadır geldi geçmez başımdan

    Hatun kastal gül sevmeyen gülmesin,

     

    Vefasızlar senin suyun içmesin.

    Ben-u sen has’ını sende yıkardım,

    Yar ile el ele köşke çıkardım,

    Aşkın çırasını çayda yakardım,

     

    Hatun kastal gül sevmeye gülmesin,

    Bizleri sevmeyen suyun içmesin.

    Kırk evliya varmış kırklar dağında.

    Menekşe gül kokar esfel bağında,

     

    Efsane şemsiler senin sağında,

    Hatun kastal gül sevmeyen gülmesin,

    Tarihin bilmeyen suyun içmesin.

    On gözlü köprüyü gelinler sever,

     

    Önünde halayı çeker güzeller,

    Ne güzel şenliktir Dicle’de fener,

    Hatun kastal gül sevmeyen gülmesin,

    Yarini ağlatan suyun içmesin!..

    Ankara, 17.09.2018

    Bize göre sonbaharın alametleri bunlar, başkaları daha başka şekilde anlatabilirler, hatta anlatmışlardır, duygularımızı sizlerle paylaşmanın bize verdiği huzur ve mutluluk tek tesellimizdir son baharımızı yaşadığımız bu günlerde.

    Cuma günü geldiğinde bazıları tebrikleşirken “hayırlı cumalar” veya Cumanız hayırlı olsun” derler, Cuma günü zaten hayırlı bir gün, hem de müminlerin bayramı olan bir gün, biz de okurlarımıza deriz ki: “Cuma gününüz hayırlara vesile olsun”

    Selam ve dua ile.

     

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen