• HİKAYE TADINDA BİR YAZI!..

    HİKAYE TADINDA BİR YAZI!..
    Mevlüt MERGEN

    HİKAYE

    Anlatımı pek hoştur, hoş anlatan var ise,

    Atalar ne hoş demiş: Öykü “kıssadan hisse!..”

    Bizdeki hikayeler Diyarbekir konulu,

    O kendini anlatır hep mutlu biter sonu!..

    MM

     

    HİKAYE TADINDA BİR YAZI!..

     

    Bursa'da bir dükkan, üzerinde: "her türlü saat tamiri yapılır" yazılı bir levha, Erol ise Diyarbekir'den Bursa'ya, daha doğrusu İnegöl'e mobilya fuarına gitmek isteyen bir Diyarbekir'li mobilyacı.

    Erol'un telaşı vardır, bir an önce İnegöl'de mobilya fuarına kapanmadan önce gitmek istemektedir, bu telaş içinde iken hiç beklemediği bir şey olur, kol saatinin kayışı kopar, içinden: "İnegöl'de saat tamircisi bulamam belki, en iyisi şu dükkana gireyim de bir kayış taktırayım saatime" diye düşünür ve dükkana girer:

    - Selamünaleyküm saatçi amca!..

    - Ve aleykümselam yeğenim, buyur.

    - Saatimin kayışı koptu bir kayış takar mısın saatime?

    - Tabii yeğenim, sen hele biraz otur, soluklan.

    - Yok ustam yok, acelem var, İnegöl'e fuara gideceğam. Saatçi Erol'un konuşmasından Bursa'lı olmadığını, hatta Diyarbekir'li olduğunu tahmin eder:

    - Oturmasan kayışı takmam saatine..

    Erol çar-naçar oturur, saatçi önce bir "merhaba" der ve sorar:

    - Nerelisin?

    - Diyarbekir'liyim!..

    - Ne yersin?

    - Ustam dedim ya acelem var, hemen gitmem lazım.

    - Olmaz bir kere seni yakaladım, bir şey yemeden seni bırakmam..

    Erol, hem memnundur, hem de acelesi olduğu için ne söyleyeceğini bilemez ve bu ustadan yakasını kurtaramayacağına kanaat getirdiği için de:

    - Ne ısmarlarsan? deyip teklifi kabul eder.

    Saatçı usta, yakınlardaki bir lokantaya "İskender kebabı" siparişi verir, Erol'a, niçin oturması, bir şey yemesi için neden ısrar ettiğini anlatmaya başlar:

    - Benim oğlum Diyarbekir'de askerlik yaptı, İçkale denilen yerde idi vatani görevini yaptığı yer, orada izinli çıktığı günlerden birinde bir Diyarbekir'li kızla tanışır ve ona sevdalanır, bana mektup yazarak durumu bildirdikten sonra Diyarbekir'e gelmemizi o kızı ailesinden istememizi istedi.

    Erol meraklanmıştı, bu hikaye nasıl bitecekti, acaba gidip o kızı istemişler miydi, yoksa istememişler miydi, merakıyla ustanın gözüne dikilir bakışları, adeta anlat dercesine:

    - Ne yalan diyeyim oğlum, ben ve ailemiz Diyarbekir'den kız almayı hiç düşünmemiştik, düşünemezdik, çünkü televizyonlar ve gazeteler bu şehri hep kötüleyen görüntüler ve haberlerle doluydu, oğluma yazdığım mektupta durumu böylece yazdım ve o kızdan vazgeçmesini, kendisine göre Bursa'da çok kız bulunacağını söyledim.

    ...Oğlum bir mektup daha göndererek şöyle yazdı: "siz gelmezseniz ben kendi imkanlarımla o kızı gidip isteyecek ve onunla evleneceğim" oğlum dediğini yapacak tiynette bir gençti, gidelim bari, belki orada vaz geçirtiriz diye Diyarbekir'e geldik.

    ...Çarşı karakolunun yakınlarında bir otele yerleştik, kalabalık gitmiştik, sabahleyin kalkıp yine oralarda bulunan bir kahvaltıcıya gittik, kahvaltıcı bizim oturduğumuz masayı bir güzel donattı ki, şaşırdık, biz sadece ekmek-peynir, zeytin çay olsun düşünürken kahvaltıcı bizim görüşümüzü almamıştı.

    Kendi kendimize: 'bu ne iş?' dedik, masaya bırakılan, bal, reçel, kavurma, murtuğa gibi yiyecekleri gördükçe biz bu kahvaltıcının parasını herhalde ödeyemeyiz, çünkü sofrada bitenin yerine durmadan bir şeyler getiriliyordu, bizlerde yolculuk sebebiyle herhalde acıkmıştık, biz yiyip bitirdikçe yerine yenisi getiriliyordu, kaç tane çay içtiğimizi, kaç tane haşlanmış yumurta yediğimizi, balı, reçeli ve diğerlerini ne kadar tükettiğimizi bilemedik.

    ...Nihayet 'yeter' dedik ve kalktık, ben kahvaltıcıya: "borcumuz ne kadar?" diye sordum, adam yüzüme şöyle bir baktı ve : "ne borcu, gördüğüm kadarıyla siz yabancısınız, Diyarbekir'li değilsiniz, biz misafir sever insanlarız, siz bizim misafirlerimizsiniz, afiyet olsun" dedi, ısrarlarıma rağmen bizden para almadı..

    ...Sonra gittik oğlumuzu bulduk, kararının kati olduğunu söyledi, Diyarbekir hakkındaki kanaatlerimiz de değişmişti o kahvaltıcı sebebiyle, oğlumun sevdalandığı kızın evininin adresini öğrendik ve gidip istedik o kızı oğlumuza aldık..

    ...Şimdi biz Diyarbekir'den aldığımız gelinden öylesine memnunuz ki anlatamam"

    Anlatamam demişti ama, Diyarbekir'i ve Diyarbekir'liyi anlamış ve tanımıştı, tıpkı bu şehre her gelen yabancının giderken veya gittikten sonra anlattığı gibi..

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen