• ET FİYATLARI NEDEN DÜŞMÜYOR?..

    ET FİYATLARI NEDEN DÜŞMÜYOR?..
    Mevlüt MERGEN

    ET

    Şu dünya mutfağında türlü türlüdür nimet,

    Her birinde başkadır, yerken duyulan lezzet.

    Her sofrada görülmez, beyaz ve kırmızı et,

    Yaradan bize der ki. “ye, israfa dikkat et!..”

    MM

     

    ET FİYATLARI NEDEN DÜŞMÜYOR?..

     

    Konu başlığımızdaki “et fiyatları neden düşmüyor?” sorusu sık sık dile getirilir ve herkes bu sorunun cevabını merak eder, aslında bu sorunun cevabı bir başka sorunun içindedir: “Dolar neden düşmüyor, ya da altın neden düşmüyor? Fiyatı her gün yükselen ve düşmeyen o kadar çok madde var ki, biz sadece ikisini misal olarak verdik.

     

    Serbest piyasa ekonomisinin “egemen” olduğu bir dünyada yaşıyoruz, eskiden bazı maddeler için “narh” konurdu, yani “sabit” fiyatla satılırdı o maddeler, o zaman satıcılar isterdi fiyatların yükseltilmesini, şimdi öyle değil, yine eskiden “kırsal” kesimde yaşayanların, bir başka deyimle ziraat ve hayvancılıkla uğraşanların sayısı fazla idi, şimdi giderek azalmaya başladı, hükümet teşvik tedbirleri uygulasa da “sadra” şifa olmuyor bu tedbirler..

     

    Yalnız kırsal kesimde değil, şehirlerin kenar mahallelerinde bile hayvan besleyenler vardı, hızla büyüyen ülke nüfusu ile “üretim” tüketimi karşılayamaz bir hale geldi, ihtiyacı karşılasın ve ucuzlasın diye “ithal et” bile sofralarda yer aldı, lakin “et fiyatları neden düşmüyor?” sorusu devam etmeye başladı.

     

    Hemşerimiz Mehdi Eker, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı iken şöyle bir söz söylemişti: “Buğdayla koyun, gerisi oyun” her şeyden çok önemsenmesi gerekenlerdir buğday ile koyun, yani ekmekle et, Sayın Eker’in bu sözüne şöyle bir “nazire” yapabilir miyiz: “altınla döviz, bir oyunun içindeyiz” dolar bir başka deyimle döviz, altın ve petrol gibi maddelerin fiyatları “otomatiğe” bağlanmış gibidir, bu üç madde diğer bütün ürünlerin fiyatlarını peşinden sürükleyen “lokomotif” maddelerdir.

     

    Kuyumcular satışlarını “an” itibariyle yaparlar, elleriyle para sayarken gözleriyle ekrandaki fiyatları izlerler, ekran o anda neyi gösteriyorsa, alım satımlarında geçerli olan o andaki rakamlardır, bu hareketlilik başta et fiyatları olmak üzere diğer bütün ürünlerde de hareketliliğe sebep olur, böylece zamların önüne geçilemez ve sorulur “et fiyatları neden düşmüyor?” diye.

     

    Serbest piyasa ekonomisine geçildiğinden beri “devalüasyon” yani paranın değerinin düşürülmesine gidilmiyor, çalışanların eline geçen para denebilir ki “hareketsiz” paradır, gerçi altı ayda bir hareketlenir gibi olur ama, onun da miktarı “enflasyon” rakamları ölçüsündedir, dolayısıyla çalışan kesimde gelir gideri karşılamayınca “et fiyatları neden düşmüyor?” sorusu ile aslında “piyasa neden ucuzlamıyor?” sorusu sorulmuş olur.

     

    Hükümet “enflasyon” rakamlarını “tek” haneye düşürmenin gayreti içinde, her ayın ilk günlerinde açıklanır bu rakamlar, hangi ürün ucuzlamış, ya da hangisinin fiyatı yükselmiş belirtilir, kadın mantosu, ayakkabı veya yeşil fasulye enflasyon düşmesi veya yükselmesinde gösterilir lakin et fiyatlarının düşüşü hiçbir ayın rakamlarında yer almaz ve bu soru hep devam edip gider: “et fiyatları neden düşmüyor?”

     

    Bölgemizde son zamanlara kadar “beslenme” hep tahılla ve “et” ile olurdu, çünkü bugünkü gibi yeterli miktarda sebze, meyve yetiştirilmezdi, böyle olunca bölgemiz insanı “etsiz yemeği, lezzetsiz yemek” olarak düşünür et alışkanlığını yaz-kış devam ettirirdi, kış şartlarında hayvan kesimi az olduğundan sonbaharda evlerde “kavurma” yapılırdı ve o zaman sorulmazdı “et fiyatları neden düşmüyor?” sorusu?

     

    Selam ve dua ile.

     

     

    AŞK VE AŞIK

     

    Yanmayan bilmez,

    Sevda nar’ını,

    Bilmeyen çekmez,

    Ah-ü zarını.

     

    Her kalbe girmez,

    Girse yeşermez,

    Her aşık dermez,

    Meyvalarını.

     

    Sevdanın rengi,

    Bulunmaz dengi,

    Gönlün ahengi,

    Görse yar’ını.

     

    Gönülde közdür,

    Belki de özdür,

    Yücelten sözdür,

    İtibarını.

     

    Aşkı kim tattı,

    Varını attı,

    Hasrete kattı,

    Umutlarını.

     

    Aşıklar kuldur,

    Sanma ki boldur,

    Sözü makbuldur,

    Bilmez arını.

     

    Her anı derttir,

    Mayası serttir,

    Aşıklar merttir,

    Verir varını.

     

    Aşıkta sevda,

    Gönlüne fayda,

    Yansıtır ay’da,

    Işıklarını.

     

    Sarsılmaz iman,

    Saraya sultan,

    Yıkamaz şeytan,

    Aşk duvarını.

     

    Aşıklar yanar,

    Yandıkça kanar,

    Huzura sunar,

    Dualarını.

     

    Mevlana, Yunus,

    Kalplere fanus,

    Ya anla, ya sus,

    Sevdalarını.

     

    Mergen ayık ol,

    Aşka layık ol,

    Hak’ka aşık ol,

    Gör didarını!..

     

    Diyarbekir,28.01.2003

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen