• ENGEL TANIMAZ DOKTOR OLURSA!..

    ENGEL TANIMAZ DOKTOR OLURSA!..
    Mevlüt MERGEN

    ENGELLİ

     

    Yaşlanınca insana her şey tuzak engelli,

    Ne düşüncesi sakin, ne yürüyüş dengeli.

    Engellinin elinden önce toplum tutmalı,

    Engel nedir bilmezi mektepte okutmalı!..

    MM

     

    ENGEL TANIMAZ DOKTOR OLURSA!..

     

    Olay Gümüşhane’ yaşandı, üzerinden ki hafta geçmesine rağmen unutulmadı, unutulacağa da benzememelidir, gündem de tutulmalıdır ki bazıları ibret alsın, bir daha böylesi bir olay yaşanmasın, herkes öğrendi olayın mahiyetini, Yusuf Topal isimli yaşı 80’i geçmiş bir vatandaş evde hasta olan “engelli” eşine ilaç almak için aile sağlık merkezine gidiyor, oradaki doktor “Hastayı görmeden ilaç yazmam” deyince, adam hastanın engelli raporunu, evde tedavi edilmesi gerektiğini belirten belgeyi göstermesine rağmen, ki bunların hiç birine gerek yok, ancak doktor ne doktor ne demekse “beyaz kod” işareti veriyor ve devreye polis giriyor.

     

    İki polis damı yaka paça araca bindirmek istiyor, adam direniyor çünkü haklıdır, ancak ”sen direnirsin ha” adama ters kelepçe takılıyor ve hikayenin sonu haliyle ölümle bitiyor, çünkü adamın zaten yorgun olan kalbi dayanamıyor.

     

    Her iki polis ve o engel tanımaz doktor “açığa” alınıyorlar ve enteresandır polisler: “esas mağdur bizleriz” diyebiliyorlar, bu olayda “doğru” görülen birçok “yanlış” vardır, doktorun reçete yazmak için görmesi gereken hastanın öncelikle yaşlı ve engelli olmaması gerekir, doktor gibi zinde olmalı ki doktor görüp de öyle yazsın reçetesini, aslında belli yaş gurubundaki “kronik” hastalığı olanların reçeteleri aile hekimliğine gitmeden otomatik olarak yenilenmelidir, zira adam ölmüşse otomatik olarak kayıttan düşürülüyor ve ilaç yazılmış olsa da eczane veremiyor, çünkü adam ölmüştür.

     

    Günümüzde ilaç kontrolü çok mükemmele bir şekilde yapılmaktadır, değil bir günlük bir iki tablet dahi kalmışsa kullanılmadık “sistem” bunu gösteriyor, kaldı ki eski zamanlarda kullanılmayan ilaçlar “para” ediyordu, çünkü herkesin sosyal güvencesi yoktu bu eczacılar “köşe” döndüler bu sayede, şimdi herkesin sosyal güvencesi var, kanser ilaçları bile ücretsiz veriliyor.

     

    Duru böyle olunca doktor ve polislerin durumunu şu fıkra sanırım çok güzel izah edecek: “yaramazın biri bulunduğu muhitte herkese el aman ettirmiş, durumu vali paşa duyurmuşlar, vali paşa o yaramazı makamına çağırtmış ve:

     

    -Seni bundan böyle merkez camiye ibrikçi başı olarak tayin ettim demiş, yaramaz adam gayet memnun, vali paşa teşekkür ettikten sonra görevinin başına dönere camideki ibriklere sıraya koymuş, gelenlere: “sen şu ibriği al, sen şu ibriği al” diyerek kullanacakları ibretleri göstermeye başlamış kendisine.

     

    -Yahu bütün ibrikler aynıdır, niye böyle sen şunu al, sen bunu al diyorsun dediklerinde:

     

    -Bizim ibrikçi başılığımız nerede kalacak?”

     

    Sanrım meselenin özü anlaşılmıştır, bu tür insanları hayatın her safhasında, özellikle bazı kurumlarda görmemiz mümkün, polislerle doktorun açığa alınmaları yeterli değil, meslekten uzaklaştırılmaları gerekir, İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’un el koyması, özür dilemesi güzel, ancak bu güzelliğin sürmesi için bütün engelli vatandaşlara karşı özellikle resmi kuruluşların çok daha duyarlı davranmasının sağlanmalıdır.

     

    Hem sona garanti edebilir ki gerek o polislerin ve gerekse engel tanımaz o doktorun günün birinde “engelli” olmayacaklarını, aynı muameleye maruz kalmayacakların, ne demişler “etme bulma dünyası” diye..

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen