• DİYARBEKİR BİR “DERGİ” KAZANDI!..

    DİYARBEKİR BİR “DERGİ” KAZANDI!..
    Mevlüt MERGEN

    BENİMSEMEK

     

    Sevmenin ön şartıdır, hizmete vesiledir,

    Kültürüne hizmetse o şehre hediyedir.

    Duyarlı olan insan, çevresine boş vermez,

    Severek hizmet eden, yorulurda göstermez!..

    MM

     

    DİYARBEKİR BİR “DERGİ” KAZANDI!..

     

    Israrla söylediğimiz bir sözümüz vardır: “Diyarbekir’de yaşamak başkadır, Diyarbekir’i yaşamak başkadır” çünkü Diyarbekir’de yaşayanların çoğu ya bu şehri bilmiyor, ya da “klişeleşmiş” sözler kullanıyorlar, şöyle ki kimi “surları ünlüdür” diyor, kimi “ciğer kebabı” diyor, kimi de “kahvaltı kültürü” veya “karpuzunu” dile getiriyorlar kendilerinden bu şehir hakkında bilgi istenildiğinde.

    Bu insanları kınamak ya da suçlamak aklımızın kenarından geçmiyor, çünkü ancak bu kadar bilgilendirilmişlerdir, bunun sebebi de “tanıtım” noksanlığıdır, aslında bu noksanlığı gidermek herkese bir “vefa borcu” sorumluluğu yükler, “Diyarbekir Dergisi” şu anda Tokat Valisi olan “Dr. Ozan Balcı” öncülüğünde yayın hayatına bu amaçla girmiştir diyebiliriz. .

    Bazı zamanlar “yitik şehir” dedik Diyarbekir için, oysa onun o kadar çok bilinmesi gereken “değeri” vardır ki ama bilinmezler, örneğin “Diyarbekir’li Ahmed Mürşid-i Hazretleri” bu değerlerden sadece birisidir, tanınsın bilinsin için “Prof. Dr. İdris Kadıoğlu’nun” kaleme aldığı nefis bir makale ile bu zat hakkında bu dergide geniş bilgi verilmiştir, şu cümlelerle makaleye giriş yapılmıştır: “Ruhani tasarrufunun manevi alemde devam ettiğine inanılan zatlar vardır. Bunlardan biri de Diyarbekir’li Ahmedi’dir”

    Ne yazık ki bu zatın adını şehrin hiçbir yerinde göremezsiniz, gerçi o zat adını “manevi tasarrufu” ile gönüllere yazdırmıştır ama yeni yetişen neslin böylesi mürşitlere karşı bigane kalmaması gerekmez mi? Yeri gelmişken hatırlatalım D.Ü. Akademisyenlerinden M. Sait Mermutlu Ahmed-i Mürşidi hazretlerinin “mesnevisini” yeniden yazarak bastırmıştır.

    Diyarbekir dergisi yaşayan bir Diyarbekir’linin “Sezai Karakoç” un bir şiirini şairimizden izin alarak yayınlamıştır, üstad Karakoç bu şiirine: Ne kadar uzaktık Dicleden/Çok yakınında doğmuşken” mısralarıyla başlar ve insanı heyecanlandıran bir anlatımla sürdürür, bu şiirin ilk iki mısrası bizim “Diyarbekir’de yaşamak başkadır, Diyarbekir’i yaşamak başkadır” sözümüzü doğrulamaktadır, gerçekten bu şehirde yaşayanlar bu şehre çok yakın oldukları halde sanki uzaktadırlar.

    “Diyarbakır’dan Ankara’ya uzanan bir ömür başlığı altında Prof. Dr. Hasan Bedri Gürsoy” hakkında gayet geniş bilgi “Selim Yapıcı” imzasıyla verilirken ayrıca “Müftü Molla Muhammed ve Molla Ahmed Bilici (ikiz) kardeşler” Dr. Macit Bilici imzasıyla yer almışlardır Dr. Macit Bilici D.Ü. Tıp Fakültesinde okuduğu yıllarda Fakülte mescidinde İmam-Hatip olarak görev yapmış “alim” bir doktordur, kendisini yakından tanırım ve severim.

    Derginin sayfalarını çevirdikçe karşımıza birbirinden önemli konuların çıktığını görüyoruz ki “dört destan bir ömür” başlığı altında sunulan “halk edebiyatımızda yaş destanları” bunlardan biridir “Hayri Yoldaş” imzasıyla yazılan bir makale ile Aşık Hasan, Karacaoğlan, Pir Sultan ve Kul Hüseyin’in yaş destanlarına yer verilirken Aşık Hasan’ın Diyarbekir’li olduğu hatırlatılmıştır.

    “Sürmelenmiş sürme çekmiş gözüne/Küçük yaşta duvak çekmiş yüzüne/Görenleri hayran eder yüzüne/Senin bu ayrılığına dayanamam ben” şiirinin de içinde yer aldığı “Diyarbakır’ın eski kına geceleri” makalesini de Feyza Çıkıntaş Serçe kaleme almıştır.

    Doç. Dr. Ahmet Tanyıldız’ın “Hz. Süleyman Külliyesi ve sahabe Türbeleri civarının tadilatına tarih” konulu makalesinden bir paragraf sunalım: “memleket meselelerinin el yakan gündemini, şehrin kalbi olan sur içinde kale duvarlarındaki izlerden ve kederle gölgelenmiş asil yüzlerdeki yorgun çizgilerden takip edebilirsiniz. Birbirinden farklı zamanlarda Diyarbekir’e ziyaretimize gelen iki dostumun, şehrimiz ve insanlarımız hakkındaki benzer tespitleri beni hayretler içinde bırakmıştır. Her iki dostumda şehrin ve insanların yorgun göründüğünü söylemişlerdi”

    Şu tespit de Ahmet Tanyıldız’a ait: “Tarihi kimlik ve coğrafi güzellik bakımından yer küredeki ender şehirlerden biri olan Diyarbekir…”

    Biz bütün bunları “Diyarbekir’de yaşamak başkadır, Diyarbekir’i yaşamak başadır” sözümüze ve Diyarbakır bir dergi kazandı tespitimize açıklık getirmek için yazıyoruz, inanıyoruz ki bu dergi Diyarbekir’i karpuzunun, kadayıfının, ciğer kebabının, kahvaltı kültürünün ötesinde bir “tanıtımla” gerçekleştirecektir.

    Daha bir çok yazarın kaleme aldığı konularla Diyarbekir anlatılmaktadır, biz hepsini anmak ve yazılarından azıcık da olsa alıntı yapmak isteği ile yola çıktık, okurlarımız kusurumuza bakmasınlar ve “Diyarbekir dergisini temin ederek okusunlar istiyoruz, yine istiyoruz ki bu dergiyi bütün Türkiye okusun, okusun da surlarının, kadayıfının, ciğer kebabının yanında ne kadar çok bilinmesi gereken değerli insan ve mekan olduğunu görsünler.

    Selam ve dua ile.

     

     

    T E Ş E K K Ü R

     

    YILLARDIR MUZDARİP OLDUĞUM “BEL FITIĞI” HASTALIĞIMIN TEDAVİSİ İÇİN YAKIN İLGİLERİNİ ESİRGEMEYEN

    DİCLE ÜNİVERSİTESİ REKTÖR YARDIMICISI

    SAYIN Prof. Dr. EYÜP TANRIVERDİ’YE,

    D.Ü. HASTANESİ BAŞHEKİMİ

    SAYIN Prof. Dr. Ali Kemal KADİROĞLU’NA,

    FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASIYON ANA BİLİM DALI BAŞKANI

    SAYIN Prof. Dr. Remzi ÇEVİK’e

    ÜROLOĞ SAYIN Doç. Dr. Yaşar BOZKURT’LA

    FİZİK TEDAVİ BİRİMİ DOKTORLARINDAN

    SAYIN Dr. Bilal AKTEKİN’E, Sayın Dr. Canan PEHLİVAN’A ve

    FİZYO TERAPİST Sayın Fatih ERGÜN’LE

    Teknisyen Yasin beye ve klinikteki tüm hemşire ve personele alenen “TEŞEKKÜR” ederim..

    MEVLÜT MERGEN

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen