• DİYARBEKİR AĞZINDAN “Bİ KIRTİK”!..

    DİYARBEKİR AĞZINDAN “Bİ KIRTİK”!..
    Mevlüt MERGEN

    HÜLASA-İ KELAM

     

    Kardaş beni ararsan önce şivemi öğren,

    Ancak öyle mümkündür beni kendinde görmen.

    Efendiyiz velakin çift kırıldım değiliz,

    Dilimiz belki kaba, ruhta tülden inceyiz!..

    MM

     

    DİYARBEKİR AĞZINDAN “Bİ KIRTİK”!..

     

    Şimdi yeni yetişen bir gence desem ki “al habeneyi çap kastala” boş gözlerle yüzüme bakar, ne dediğimi bilemez.. Meraklı bakışlarıyla da sorar “ne demek istiyorsun?” diye.Oysa bundan çok kısa bir zaman önce bir dükkanda ustası çırağına aynı sözleri söylese idi, çırak köşedeki “testi” yi kaptığı gibi sokaktaki çeşmeye koşar, bal gibi tatlı hamravat suyundan doldurup getirir “buyur usta” derdi..

    Diyarbekir’linin evine gitsek, orada vefat edenin en yakınına “rahmetlinin goruna nurlar yağa” desek, aynı meraklı gözler bize dikilir de ne demek istediğimiz bizden sorar ve biz ona “Gor, Diyarbekir diline sonradan Bitlis dilinden girmiş mezar demektir diye bilgi veririz..

    “Gor be gor ola” beddua tüten sözünün anlamını da sanırım anladınız..”Gorunda tik otura” bu da bir bedduadır ve zalim kişilere özel yapılır bu beddua!..

    Diyarbekir’liler beddua etmesini bildiği gibi dua etmesini de çok iyi bilirler.. “sakalın ağara” sözünü teşekkür makamında söylerler.. Yani çok yaşayasın demektir.. “Ayağ ucun pınar, baş ucun göl ola” teşekkür yüklüdür bu sözler.. Susuzluk çekmeyesin, bolluk, bereket içinde kalasın demektir..

    Bitlis dilini andık ya, sürdürelim, onların da böylesi teşekkür tüten duaları varır mesela. “nevçir olasan” yani torununun, torununu göresen o kadar çok yaşayasan..

    “Ana ben gidiyem” deseydi bir genç anasına şöyle bir dua alırdı: “Get oğlum, get, kadan belan bahan gele!” Sana gelmesi muhtemel kaza ve bela bana gelsin, Allah’ım seni korusun!.Oğlan anasına bir hediye getirdi, yada anasının bir sözünü tuttu, karşılıksız kalmaz bu iyilik şöyle mukabele görür: “Ayahların kıbleye yerişe” yani hacı olasan!.. ne güzel değil mi?

    Diyarbekir’de bir taziye evine gittiniz, size adeta “biz acı içindeyiz” denir acı “mırra” kahvesi getirilirken , içtiniz.. ama öyle fincanı uzatmak olmaz ikram edene “Allah bi daha böyle acı göstermeye” demeniz içindir o acı kahvenin ikram sebebi.

     

    Derler ki, anaların duası tutarda bedduası tutmazmış..Çünkü Diyarbekir’li analar kızlarına kızdıklarında “kusul ömür olasan” ı öylesine çok söylerler ki!..Yani bu halinle çok yaşamıyasan..Bazen de şu sözler dökülür dilinden bir Diyarbekir’li hürmenin: “ezilesen, bükülesen, hıtmi haşet tökesen!.. oğlan evlenir ve hanımına biraz düşkün olursa etiketi hazırdır “pebugun tekidir!” “Pebuk! ‘Kılıbık’ sözcüğünün Diyarbekir’licesi..’

    Şimdi Diyarbekir küçelerinde gezseniz bulamayacağınız, ama dünün Diyarbekir’inde çok rahat dinlediğimiz bir konuşmanın kısacık bir kısmı örnek olsun diye buraya alalım : “jan yiyesen he valla!.Sen daha doymadın mi?” “etme ana! Lebeni o kader hoş olmiş ki.. meftuneye bilem sıra gelmedi..” “Hadi, hadi fazla konuşma, zıkkımlan, sofrayi kaldır, hamama geç kalacağız!..” Bu sözler ‘hamam günü’ gelen Diyarbekir’li hanımın telaşesinin ifadesidir..

    Toparlarsak, biz beylere “beg” derdik.. Avukata “abukat”.. ateş “ataş” tı dilimizde Avlu “havuştu” bana, sana demez “bahan, sahan” derdik.. Testinin küçüğü “bardağ” büyüğü “habene” ydi dilimizde..Cin demezdik.. bazen “bizden iyilerdi” bu üç harflilerin adı, bazen de “Pirabok” tu....

    Hanımlarımızın hepsi “eksük etek” te olsalar “hürme” idiler..Gerçekten hürmete layık, eli öpülesi “hatun” lardı onlar.. Şimdi o günlerin küçelerde “çirtik” atanları, sivikte gezenleri sanki kılık değiştirmişler, buna benzer değişimleri görüyoruz da“feryat” ediyoruz, nerede o “hürmeler” diye?

    Bu ağız şimdi sanki unutuldu, onun için biz de hatırlatma babında az bi kırtik yazalım istedik.

    “bibinin Diyarbekir feryadından”

    Selam ve dua ile..

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen