• DİYARBEKİR’DE MELANKOLİK BİR AŞKIN TÜRKÜLEŞEN HİKAYESİ!..

    DİYARBEKİR’DE MELANKOLİK BİR AŞKIN TÜRKÜLEŞEN HİKAYESİ!..
    Mevlüt MERGEN

    KARASEVDA

     

    Bir bakış, bir bakışa kurulan pusu,

    Tutuşup od’a yanmak yüreğin tek korkusu.

    Kalpten kalbe akışı yıldırım hızıyladır,

    Dillerde dolanışı dinmeyen sızıyladır!..

    MM

     

     

     

    “Söz ağızdan çıkar” derler ya, biz de torunum ve adaşım “Taha Mevlüd’e” söz vermiştik, Diyarbekir’de yaşanmış melankolik bir aşkın türküleşen hikayesini anlatacağımızı, bu sözü de “Hadım Ali Paşa” camiinin önünden geçerken “Deli Veli bir zamanlar buradaki Darülaceze’de kalıyordu, ben onu gördüm” deyince vermiştim, torunumun meraklanan bakışlarına dayanamayarak da sana bir gün anlatırım demiştim.

     

    Bu gün bu sözü tutmaya çalışacağım: “Veli gayet yakışıklı, fidan gibi bir delikanlıdır, Diyarbekir Erkek Sanat Enstitüsünde okumaktadır, büyüklerine ve çevreye karşı saygılı bir gençtir, onu tanıyan herkes tarafından sevilmektedir, “her gönülde bir aslan yatar” denilir ya, Veli’nin de gönlünde bir aslan yatmaktadır ve bu aslan zapt edilmez duygularla küreyen bir aslandır ve o gönül Münevver adında bir kıza sevdalanmıştır…

     

    Veli’nin yakışıklılığı, her genç kızın yüreğini hoplatacak kadar belirgindir ve Münevver’in kalbi de Veli’ye kapılmıştır, Veli talebedir, talebeliği Münevver’le hayatını birleştirmesine mani değildir, ancak o zamanlar aileler evlenme çağına gelen kızlarını daha ziyade subaylara, astsubaylara vermek isterler, zira üniforması vardır, maaşı vardır, istikbali vardır, Veli ise henüz talebedir ve ne olacağı belli değildir..

     

    Veli’nin sevdiği Münevver’e bir subay talip olunca Veli Münevver’e: “sen bu evliliği nasıl kabil edersin?” diye sorar, Münevver ise. “benim yapacağım bir şey yok, ailemin kararıdır, benim fikrimi almadılar, sende bilirsin ki benim söz söyleme pakım yoktur. Sen kendi ailenle konuş, bir şeyler yapsınlar, çünkü ben de seninle evlenmek istiyorum” der.

     

    Veli sevdiği kızın bir başkasıyla evlendirileceğini ailesine bildirir. Ailesi de zaten Veli’nin Münevver’e aşık olduğunu önceden bilmektedir. Ailesi Veli’ye: “sen bu sevdadan vazgeç, söz kesilmiş, şerbeti içilmiş birisini istemek doğru değildir” diyerek Veli’yi ikna etmeye çalışırlar..

     

    Münevver o subay ile isteği dışında evlenmiştir, Veli ise yıkılmıştır, okula gitmez olur, kendini alkole ve ötesi uyuşturuculara kaptırır ve adı dillerde “Deli Veli” diye dolaşmaya başlar, Veli evi ile de ilişkiyi kesmiştir, evine gitmez, abisinin çalıştırdığı hamamın külhanında yatmaya başlar, kendisine “niye eve gelmiyorsun” diye sorulduğunda: “ben buralara layığım, benim yerim evdeki temiz yataklar değil, bu hamamın külhanıdır” der.

     

    Biz bu melankolik aşkı kaynağından yani merhum “Vedat Güldoğan’ın Diyarbakır kültürü” kitabından “özet” halinde sunmaya çalışıyoruz, sözün burasında aynı kitabın 357. Sayfasında bir paragrafı aynen almak istiyoruz: “Veli Kamışlı ziyaretinin çevresinde sık gezerdi.

     

    Dünya malına yüz çevirmiş, hanımlardan kaçan, çocukları ise seven biri idi. Bir gün kendisine ‘neden bu çocukların sana sataşmalarına tepki göstermiyorsun, kızmıyorsun’ diye sorduğumda Veli;

     

    ‘Onlar bana dokunmazlarsa ben yaşayamam, çocukların bana takılmaları keyif veriyor, bundan ben de zevk alıyorum. Bu çocukları bizim geleceğimizdir, nasıl isterlerse öyle hareket etsinler. Ben onları seviyorum. Onlar gelecekte Diyarbakır’a hizmet edecek nesillerdir. Onlara kızmaya, gücendirmeye hakkımız yok’ dedi”

     

    “Deli Veli”yi bir de merhum Hüsnü İpekçi’den dinleyelim: “”Gazi Caddesinde Vahapağa hamamının orda Veli ile karşılaştık, bana ‘Hüsnü cümbüşünü al gel de eğlenelim’ dedi, ben de ‘peki gelirim’ dedim, tam bu sırada biz konuşurken karşıdan siyah kürk mantolu güzel bir bayanın geldiğini gördüm bu Münevver idi. Veli de gördü ve gözlerini ondan ayırmadı, öylece durdu. Ben Veli’nin yanından biraz ayrılıp seyretmeye başladım. Münevver Veli’nin yanına geldi, birbirlerine bakıp duruyorlar, Gazi Caddesinde herkes benim gibi onları seyrediyordu.

     

    Hiç konuşmadılar. Bir ara Münevver çantasından kağıt 2.5 lira para çıkardı Veli’ye verdi. Veli parayı aldı. Bir paraya bir Münevver’e bakıp durdu. Bir müddet sonra aldığı parayı hiç konuşmadan Münevver’e iade etti ve sokağa doğru yürüdü, Münevver Veli’nin arkasından bakarken gözleri dolu idi.”

     

    Özetleyerek sunmaya çalıştığımız bu aşkın hikayesini daha detaylı olarak yazarını ve adını andığımız kitapta bulmak mümkün, biz bir gün birkaç arkadaşla birlikte Veli’nin kaldığı Darülaceze’de yanına gittiğimizde bizden sigara istedi ve kendisinden biz de Münevver türküsünü söylemesini istedik, sadece şu mısralar döküldü dilinden: “Münevver’dir kız senin adın Münevver/Ben ölürsem seni kimler gömerler/Gömerlerse kara yere gömerler/Ben ölürsem seni kimler överler”

     

    Son sözü Vedat Güldoğan’ın kitabından aynen aktarıyoruz:

     

    “Bu yaşanan hüzünlü olayın anısına sözü ve müziği bana ait olan ‘adım Veli idi Veli’ adlı türküyü, derlediğim olaydan esinlenerek yaptım ve rahmetli “Veli Selimoğlu’nun” anısına armağan ediyorum. Türkünün sözleri şöyledir:

     

    Gel deva hamamına,

    Çıhah külhan damına

    Bir sen söyle bir de ben

    Olah deli divana

     

    Adım Veli idi Veli

    Dedim Münevver’im geli

    Diyarbakır içinde

    Adım oldu deli Veli

     

    Çıhtım külhanın damına

    Bade doldur ver bana

    Hüsnü de cümbüş çalsın

    İçah olah divana

     

    Adım Veli idi Veli

    Dedim Münevver’im geli

    Diyarbakır içinde

    Adım oldu deli Veli

     

    Gazi caddesinden geli

    Gülerek de selam veri

    Bir de yetmezmiş gibi

    Çanta açıp para veri

     

    Adım Veli idi

    Dedim Münevver’im geli

    Diyarbakır içinde

    Şimdi oldum deli Veli..”

     

    Dillerde dolaşan Mecnun ile Leyla, Kerem ile Aslı Ferhat ile Şirin gibi aşıkların arasında yad edilsin istedik Veli ile Münvver’in de aşkı..

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen