• DİYARBEKİR’DE DEĞİŞENLER!..

    DİYARBEKİR’DE DEĞİŞENLER!..
    Mevlüt MERGEN

    DEĞİŞİM

    Zaman asla değişmez, belki kültür değişir,

    İnsan kültür hızına acep ne gün yetişir?

    Gelecek bilinmezdir, geridedir güzellik,

    Kültürü benimsemek işte budur özellik!..

    MM

     

    DİYARBEKİR’DE DEĞİŞENLER!..

     

    Geçen gün sabah saat on gibiydi evden çıktım tıraş olmak için berbere gideceğim, bir komşunun şu sözleri ile durakladım: “bu saatte berber açmış mıdır?” bu söz üzerine hemen geçmiş yıllar geldi gözümün önüne, bütün esnaf kesimi sabah namazını Ulu Camide kılar, ekmek kapısına gider, besmele ile dükkanının açar ve o gün kendisine ulaşacağına inandığı “kısmetini” beklerdi, akşam olup karanlık tam çökmeden kepengini indirir, yine Ulu Camiye gider akşam namazını kıldıktan sonra evinin yolunu tutardı.

     

    Şimdi öylemi ya? Berber ve diğer esnaf kesimi dükkanı veya iş yerini “erken” açmamak için “sözleşmiş” gibidir, oysa biz inanırız ki kişinin kısmetinin, bir başka deyimle rızkının manen dağıtıldığı saat sabah namazı vaktidir, bu bakımdan bu vakitte uyanık bulunmaya çalışırdı eski insanlar.

     

    Oysa zaman eskimez, onun içinde yaşayanlar zamanla eskimiş görünürler, gelenekler belki eskiyebilir, ancak o eskiyen geleneklerin yerine konulacak yeni alışanlıklar eskiden daha güzel olmalı değil midir?

     

    Bırakalım daha güzel olmayı, eskisini bile koruyamıyor günümüz insanı, sunduğumuz bir “örnek” benzeri ile kınamak bütün esnafa, ya da bütün insanlara yüklenilemez, ancak istisna dahi olsa o bir örnek yaygınlaşabilir, bütün bir çevreyi sarabilir.

     

    “Diyarbekir’de değişenler” diye belirledik konu başlığımızı, sadece bir örnek verdik, ikinci bir örneği yine çarşı pazar esnafından vermek isteriz, şöyle ki; her esnaf yaptığı işe göre “iş elbisesi” giyerdi, bakkallar giydikleri önlüğün yanı sıra bir de “kolluk” takarlardı, inanılmayacak ama gerçektir, öğle saati oldu mu dükkanların darabası yarıya kadar çekilir, alış verir durdurulur ve esnaf öğle istirahatına çekilirdi bu arada kimi namazını kılar, kimi yemeğini yer, kimi “kaylule” yani güzellik uykusunu çekerdi, çünkü inanılırdı ki öğle vaktinde az bir uyku “sünnettir” kişinin vücuduna zindelik verir bu uyku.

     

    “Naylon” poşetler artık para ile satılmaya başlandı, çünkü “çevreyi” kirletiyor bu poşetler, oysa eskiden “sepetli hamal” ve “kese kağıdı” uygulaması vardı, böylece gerçek anlamda “çevrecilik” yaşanırdı, kötü niyetli insanlar her zaman vardır, o zamanlar bazıları evde gazete kağıdından yaparlardı “kese kağıtlarını” yapıştırıcı olarak “çiriş” kullanırlardı ki o bazı kötü niyetliler “ağırlaşsın” diye “hamur” kullanarak iki türlü “kul hakkı” alırlardı.

     

    Bazı insanlar ise ceplerinde kocaman bir “mendil” bulundurur ve aldığı eşyayı bu mendilin içinde evine götürürdü ki kimse görsün istemezdi, inşaallah naylon poşet tamamen yasaklanır da kim evine ne almış bilinmez olur, öyle ya alabilen var, alamayan var.

     

    Diyarbekir’de sadece bu kadar değil değişim, biz sadece o günlerin bir “çarşı” kültüründen azıcık söz ettik, yoksa Diyarbekir’de komşuluk mu değişmedi, dostluk, arkadaşlık m değişmedi, düğünleri mi değişmedi, hamam kültürü mü değişmedi, sualler uzar gider ve görülür ki Diyarbekir’in “sur içi” dahil her şeyi değişmiştir, camilerin içindeki cemaat değişmiş olsa da sadece minarelerinde okunan “ezan” değişmemiştir.

    Selam ve dua ile.

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen