• DEMOKRASİ GÜZEL DE?

    DEMOKRASİ GÜZEL DE?
    Mevlüt MERGEN

    HÜLASA-İ KELAM

    Burası “fena” yurdu, “beka” yurdu ötede,

    “Nur” ve “nar” evlerinin taliplisi listede!..

    Tercihin “nura” olsun, yoksa “nar” yakar seni

    Fırsatı kaçırdıysan, feryadın yıkar seni!..

    MM

     

    DEMOKRASİ GÜZEL DE?

     

    Niye bizler 1950’den bu yana hep siyasi parti liderlerinin ve üst düzey yöneticilerinin önümüze koyduğu isimlere rey veriyoruz?

    Yok mu bizim gönlümüzde rey vereceğimiz isimler?

    Biz niçin “seçme” hakkımızı tam kullanamıyoruz?

    Demokrasinin gerçek tanımı böyle midir?

    Sorular uzar gider ve hepsi de cevapsız kalır, çünkü sistem böyle kurulmuş, böyle gelmiş, böyle gideceğe benzer, 31 Mart’a 51 gün gibi kısa bir zaman kaldı, ancak siyasi partilerde “sular” durulmadı, bazılarında dışa vurdu, bazılarında “kol kırıldı yen içinde kaldı” kiminde “istifalar” yaşandı, hatta başka partilere “transfer” olayı görüldü, neden çünkü partilerin lider ve kadrosu öyle istiyordu.

    Demokrasi gerçekten “güzeldir” yalnız “güzelce” uygulanırsa bu güzelliğini sergileyebilir, biz hemen her vesile ile bu görüşümüzü okurlarımızla paylaşırız, isteriz ki “her yiğidin gönlünde bir aslan yatar” fehvasınca, kendini hizmet etmek için “yeterli” gören herkes bu yeterliliğini kanıtlama imkanına kavuşsun halkın huzuruna çıksın ve “ben sana hizmet etmek istiyorum” diyerek onun reyine talip olsun.

    Bu günkü demokrasi çarkının işleyişinde “seçilmek” isteyen kişilerin önüne bazı engeller konulmuştur “delege” engeli bunların birincisidir, sonra “maddi güç” engeli, daha sonra lider ve üst yönetim engeli, kişi bunları aşarsa ve adı benimsediği partinin listesine alınırsa ancak o zaman seçmenin karşısına çıkabilir, seçmen ise bu durumu bildiği için reyini kişilerden ziyade “partiye” verir, sonunda seçim gerçekleşmiş olur ve buna da biz “demokrasi çarkı” kusursuz işliyoruz deriz öyle mi?

    Tarihini hatırlamıyorum ama, bir seçim sonrasında bazı gazetelerin “manşet” haberi olmuştu “bağımsızlar parti gibi” o seçimde bağımsızlar sıraladığımız engelleri aşarak seçmenin karşısına çıkmış ve “kazanmışlardı” nitekim Konya gibi, Diyarbakır gibi illerde bağımsız adaylar kazanarak meclise girmişlerdi, gerçi bağımsızlar için “yol” açıkça kapanmış değil, isteyen bu yolu tercih edebilir ancak,bu yolun da çok müşkülleri vardır.

    “Bağımsız” olara seçim kazanılabileceğinin unutulmayan isimlerini “yad” edecek olursak “merhum Necmettin Erbakan ve yine merhum Hasan Değer” diyebiliriz, aslında demokrasi bir “yarışın” adıdır, yarışmacılar eşit şartlardaki “kulvarlarda” yerini almalıdır ki ip göğüslenebilsin, şu “ip” sözcüğü de bir siyasi partinin adının kısaltılmasını andırdığı için bizim sanki kastımız o parti imiş gibi algılanmasın istiyoruz.

    Demokrasiye inanıyoruz, bizim inandığımız gibi uygulansa da uygulanmasa da gerekliliğine inanıyoruz, Amerikanvari demokrasi inanışını da red ediyoruz, çünkü Mısır’da istediği generali darbe ile iş başına getirdikten sonra “demokrasi her zaman seçimle olmaz” diyerek gayri meşruluğu” meşrulaştırmak isteyen görüşe kesinlikle karşıyız, Amerika şimdi ayrı bir “çirkin” demokrasi anlayışını Venezuala’da hayata geçirmeye çalışıyoruz, bu çirkinliğe de karşı olduğumuzu belirtmeliyiz..

    O çirkinlik benzeri çok çirkinlikler yaşadık biz bu ülkede, o çirkinliklerin kapısı 1960 askeri darbesiyle açıldı ve sık sık tekrarlanır oldu, hem de içimizdeki bazı siyasiler o kapının açıklığından yararlandılar ve bazıları hala o günlerin özlemini taşıyorlar yüreklerinde..

    Eh ne demişler “güzel kusursuz olmaz” diye, o zaman “güzel” dediğimiz demokrasinin kusurlarını bilelim istedik “demokrasi güzel de!..” diyerek..

    Selam ve da ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen