• ÇALIŞMAK, HEM DE ÇOK ÇALIŞMAK!..

    ÇALIŞMAK, HEM DE ÇOK ÇALIŞMAK!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Bu ne biçim gayedir, çalış çalış topla mal,

    Dünya denen depoya günah taşıyan hamal.

    Gel bulalım doğruyu bunca yanlış içinde,

    İstersen Afrika’da, ister Çin’de, maçin’de!.

    MM

     

    ÇALIŞMAK, HEM DE ÇOK ÇALIŞMAK!..

     

    Çalışmak sebebe sarılmaktır, çünkü yaratılışımızın gayesi de “ebedi mutluluk” için çalışmaktır, çalışmadan bir şeylere sahip olunamaz, ne kadar çalışmamız gerektiğini ise sevgili peygamberimiz (s.a.v.)mübarek sözlerinden birinde şöyle belirlemiş:

    “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, her an ölecekmiş gibi ukbaya” yani ahrete çalışmalıdır, insan ise, her an öleceği aklına gelmiyor ama hiç ölmeyecekmiş gibi gecesini gündüzüne katarak dünyasını kazanmaya uğraşıyor…

    Yine sevgili peygamberimizin mübarek sözlerinden birinde “dünya ahretin mezrasıdır” yani ekin yeridir, ekin ise “ürün” alabilmek için gayret ister, toprakla uğraşanlar bunu mükemmel bir şekilde yapıyor, oysa “rızıksız kul” yaratmayan Rabbimiz bizim “rızık” endişesini çekmememizi ister, sabahına erdiğimiz her günün içinde karnımızı mutlaka doyuracağını bildirir, bunu da bize öte aleme hazırlanmamız için bir “fırsat” ola

    Her sabah iş başı yaptığımızda “ajandamızı” açar bakarız, kimlere randevu vermişiz, kime ne kadar borç ödeyeceğiz veya kimden, nereden alacağımız var, bu soruların peşine düşer günümüzü öyle tamamlamaya çalışırız, bazen gün yetmez de gecemizi de o işlere sarf ederiz, oysa mademki hiç ölmeyecekmiş gibi dünyamıza çalışmamız isteniyor, onu erteleyebilir, hemen öleceğimizi düşünüp ölümden ötesi için hazırlık yapabiliriz, çünkü yola hazırlık yapılmadan çıkılmaz.

    Bir iki günlük kısa bir seyahat için çanta ile valizle yola çıkarız da gideceğimiz yerde ebedi yaşayacağımız yolculuğun hazırlığını yapmayız, yapmayız çünkü “hiç ölmeyecekmişiz gibi” dünya aldatmasının içindeyiz, mademki çalışmadan bir şey elde edilmiyor, toprağa attığımız tohum bile bizden çalışma bekliyor, o halde bu vurdumduymazlık niçin?

    Öğrenci, okul ve ev ödevini yapmasa bir üst sınıfa geçebilir mi, okulunu bitirip diplomasını alabilir mi, diploması cebinde olmadan girebilir mi işe giriş sınavına, işe girse bile kendisinden istenen hizmeti, yükümlülüğü yerine getirmeden maaşını alabilir mi ATM veznesinden?

    Durum üç günlük dünya hayatında böyle ise dünyanın ötesindeki ebedi hayat neden böyle olmasın, elini kolunu sallayarak girebilir mi cennetin içersine, cennete giremeyen insan orda yersiz yurtsuz kalmaz illa ki bir mekana yerleştirirler onu ve o mekanın adı “cehennemdir” çünkü bir yanlışın içine girmiş dünyada iken kendini hiç ölmeyecekmiş gibi sanmış, her an ölebileceğini düşünmeden bütün mesaisini “cehennem” için harcamıştır.

    Demek ki hem cennet için, hem de cehennem için insanlar çalışıyor ve çalışmalarının karşılığını mutlaka alıyorlar, evet hayat pardon “ömür” mücadeleden ibarettir ve bu mücadele ebedi mutluluğa kavuşmak için verilmelidir.

    Şiir: “Hırs atına binenin gözü ukbayı görmez/Tamahkar toplar ama, cennet zevkini sürmez!..”

    Gönlünüzden Cuma sevinci hiç eksilmesin!..

    Selam ve dua ile.

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen