• BİR SAHABE BİR TEKKE!.. (*)

    BİR SAHABE BİR TEKKE!.. (*)
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Sahabe-i Kiramdır peygamberin dostları,

    Onlarla katedildi, şehadetin yolları.

    Her birisi bir yıldız, bizlere “yol” gösterir,

    Gerçek kahraman onlar Allah için can verir!..

    MM

     

    BİR SAHABE BİR TEKKE!.. (*)

     

    Bu şehri görmeyenler bilmezler, hatta bu gün bu şehirde yaşayanların bir kısmı da bilmez ki Diyarbekir (sur içi)camilerinin hemen hepsinde (Ulu Cami hariç) kabristan vardır. Bu kabristanlarda yatanların bir kısmının sahabe olduğunu, bir kısmının şehrin ileri gelenlerinin oluşturduğunu mezar taşlarını okuyanlar görebilmektedirler.

    Nitekim Şeyh Mutahhar Camisine ait kabristanda da bir sahabi vardır kibu zat “Mirisyap” hazretleridir. Ancak bu gün bu mezarı bulmak mümkün değildir. Bu zat deyim yerindeyse “yitik şehrimizin” içindedir..

    Büyük kumandan ve İslam’ın ileri gelenlerinden Allah ve peygamber dostu “Hazret-i Halid b. Velid’in (r.a.)oğlu” ile beraber medfun bulunan yirmi yedi sahabeyi artık bütün dünya bilmelidir diye düşünüyorum...

    Sözü uzatmadan “Sahabe Abdurrahman (r.a.) hazretlerine getirmek istiyorum... .. .Bu zatın mezarı “Örfi zade tekkesi” yıkıldığı zamana kadar bilinmekteydi. Bu tekke Ulu Caminin hemen arkasında ve bir zamanlar “Memeddin” mahallesi diye anılan mahallededir..

    Örfizade tekkesinin yerinde bu gün bir okul var (İsmet paşa ilköğretim okulu) bu okulun giriş kapısının yanında tekkeye ait bazı kalıntılara rastlamak mümkündür.

    Adresini böylece belirledikten sonra “Örfizade tekkesi vakfiyesinden öğrendiğimize göre bir zamanlar burada Örfizade şeyhlerinden Yunus ve Ömer efendiler ikamet etmişlerdir.

    Örfizade vakfının Yavuz Sultan Selim zamanında belki de ondan önce kurulduğu sanılmaktadır. Bu vakfın 11. Şevval.942 tarihli ve Seyyid Ömer mühürlü mahkeme tescilli vakfiyesinin son sayfasında şöyle bir bilgi notu vardır: “Adı geçen mahallede eski medrese ve Şeyh Said’in ‘Cündiye ve Kadiriyye’ tekkesi de denilen evde malum ve eski bir ziyaret ve Sahabi Abdurrahman (r.a.) ın yatmakta olduğu ev ise şu anda içinde biz oturuyoruz, bizden sonra zürriyetim ve akrabalarım oturacaktır.

    Fakirler de yedi gün misafir edilirler. Bu ev saygındır. İhmal etmeyin, boş sanmayın, ruhaniyetle doludur, sakın ona karşı saygısızlık etmeyin”

    Aynı vakfiyenin son sayfasında vakfiyenin yeri anlatılırken şöyle denir: “Kubbesi, batısı beyaz kubbeye ve arkasındaki mezarlığa dayanır, kuzeyi Seyrantepe ve Peyas’a giden yola gelir”

    Ve yine aynı vakfiyeden: “Sin camisi mahallesinde iki ev vardır. İki sofaları olup ikişer odaları, bodrum üstte bir oda, bir kiler, tuvalet, eyvan, mutfak, su kuyusu ve avlusu olup kapısı kıbleye açılır. İki tarafı yol, iki yanı amcazadem Seyyid Numandır”

    Bu vakfiye ve tekkenin gelir kapısına işaret edilirken devamında şöyle denir: “Hamravat kaynağından sipahi pazarına gelen ve oradan da “Şeyh Abdurrahman Said el Hüseyni’nin evine gelen hamravat suyu üç mi’yar yani masura olup üçü de kastal ziyaretin eski tekyenin duvarında, o da hayratımdır.

    Masura’da eski medreseye aittir. Bu su asıl Sultan Süleyman hayratıdır. Allah sevabını kıyamete dek devam ettirsin. O hamravat suyunu ihya edip akıtmış, dokuz masurasını bana hibe etmiştir. Ben de üçünü evime, üçünü kastala, üçünü tekkeye vakfettim. “

    “Sahabe Abdurrahman (r.a.) Ulu Caminin hemen yanı başında ve İsmet Paşa ilköğretim okulunun karşısındaki mekanda mezar yeri tespit edilirken “Örfioğulları” ailesinden Tevfik Güven, Taner Güner ve Avukat Aziz Örfioğlu’da hazır bulunmuşlardır.

    Bu zatın bulunduğu mekanı kısaca anlatmak kabildi. Ancak yukarıda sözü edilen vakfiyyenameye dikkatleri çekmek istedim, istedim ki bu belgede sözü edilen Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman(ın Diyarbekir’e ta Karacadağ’dan getirilmesini emir ve ferman ettiği “hamravat suyu” ve o tekke hakkında gösterdiği saygı bilinsin..

    (*) Bibi’nin Diyarbekir feryadı kitabından

    Selam ve dua ile

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen