• AZ KALDI BAYRAM OLA!..

    AZ KALDI BAYRAM OLA!..
    Mevlüt MERGEN

    GÜZELLİK

     

    Hem insanda görülür, hem de bağ ve bahçede,

    Güzellik bir çiçektir, tohumu her lehçe’de.

    Serapa güzelliktir oruç ayı Ramazan,

    Allah çok çok güzeldir Hak’kı bize “farz” yazan!..

    MM

     

    AZ KALDI BAYRAM OLA!..

     

    Oruç günleri süresince kime sordu isem: “Ramazan nasıl geçiyor, ya da oruçla aran nasıl” diye, hep şu cevabı aldım: “Allah’a ne kadar hamdetsek azdır, çünkü çok güzel bir ay yaşadık, her gün iftarımızı ve sahurumuzu O’nun sofrasında yaptık, aynı anda Bismillah dedik orucumuzu açarken, sahurda aynı anda elimizdeki kaşığı çatalı bıraktık, böylesine “disipline” edilmiş ilahi bir güzellik yaşadık bu ay süresince”

     

    Düşünmek gerek, insanları aynı anda ve bütün İslam aleminde sofraya oturtmaya kimin gücü yeter, kim başarabilir böyle bir etkinliği, kim bir araya getirebilir vakit namazlarında ve her akşam “teravih” kılmak için inananları tek safta toplamayı?

     

    İki gün sonra “bayram” olacak, oruçlunun bu ay içinde iki bayramı vardır, biri iftar ederken, diğeri bayram ederken, ancak gerçek bayramı kendisi için açılmış olan “reyyan” kapısından cennete girerken, bir dostumun anlattıklarından yola çıkarak“Oruç sağlıktır” demiştik bir söyleşimizde, bu sözün doğruluğunu yaşayan birisi olarak sözümde ısrar ediyor ve gerçekten “oruç sağlıktır” diyorum.

     

    Otuz gün süresince “Allah’ın emridir” diyerek orucunu tutanları bu güzelliklerinden ötürü ve iki gün sonra kavuşacakları bayramlarından ötürü şimdiden “tebrik” etmek istiyorum, kutluyorum ve “rabbim tekrarını sağlık ve mutluluk içinde yaşatsın” diye de temennilerde bulunuyorum.

     

    Geçen yıl aramızda olup da bu yıl “vefat ederek” bu dünya hayatından daha “hayırlı” olan “ukba” hayatına göç edenlere de Allah’tan rahmet, mağfiret diliyor mekanları cennet olsun temennimi yineliyorum.

     

    Evet “az kaldı bayram ola” bazıları bayrama eriştiğimizde “orucu tutanla, tutmayan bir oldu” diyorlarsa da yanlış söylüyorlar, çünkü “hak” katında asla bir olamazlar.

     

    Bunu biz söylemiyoruz Rabbimiz “bilenler bilmeyenler bir olmaz” diyor, bilenler bildiler orucu ve diğer ibadetleri Allah’ın “farz” kıldığını ve emri yerine getirdiler, bilmeyenler ise “cehalet” çukuruna düştüler, dileriz ki o çukurda kalıp öte alemde debelenmesinler de bu alemde fark etsinler o çukuru ve kurtuluş yollarını arasınlar..

     

    Ne arkasına sığındıkları basit “bahaneler” ne de İblis’in kafalarına soktuğu: “oruç senin neyine, bırak onu zenginler tutsun, sen sağlıklı olmaya bak” şeklindeki vesveseleri kurtarmaz, kurtarıcı olarak hemen bir “U” dönüşü yapmak ve yönünü yüce yaratıcıya çevirmektir.

     

    Bazıları inansa da inanmasa da bu dünyanın “ötesi” vardır, yeniden diriliş vardır, “hesaba” çekilmek vardır, öyle ise oraya gidiş için niye hazırlık olmasın, üç günlük bir kısa mesafeli yolculuğa bile çanta hazırlayan insan neden “ebedi” yaşayacağı hayat için beraberinde “bir şeyler” götürmez, aslında bir şeyler sözümüz yanlıştır, çünkü çok şeyler götürmek lazım, o çok şeyler “farz” ibadetlerin yanı sıra insanlara yararlı olmaktır, yoksulu gözetmektir, kalp kırmak değil gönül yapmaktır, paylaşmayı bilmek, paylaşırken: “İki gün sonra bayram/bir kaşık ayran/bana da yeter sana da” diyebilmektir.

     

    Güzelliklere güzellik kattı bazı semtlerdeki çadırlarda kurulan “iftar” sofraları, bu sofralara oturan da oturmayan da “Allah devlete millete zeval vermesin” diye dua ederek ayrı bir güzellik sergilediler, sayılı olan, ya da “fani” olan” her şeyin bitmesi, son bulması gibi oruç günleri de bu yıl için son buldu, gelecek sene “kim öle, kim kala” diyor, eğer ömrümüz kifayet ederse o günleri görürsek sevinir, göremezsek Rabbimizin rahmetini şimdiden talep eder, sevenlerimizin “hayır” dualarını bekleriz.

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen