• 15 TEMMUZ 1970 PAZARTESİ!..

    15 TEMMUZ 1970 PAZARTESİ!..
    Mevlüt MERGEN

     

    SÖZÜN ÖZÜ

    Bugünün yeri ayrı şairin hayatında,

    Eski köşe taşları hepsi kayıt altında.

    Evliliğin ardından vatan hizmeti geldi,

    Baba olmak sevinci dünyalara bedeldi!..

    MM

     

    15 TEMMUZ 1970 PAZARTESİ!..

     

    Resmi evrakta 75 olarak belirtilmiş olsa da tam 77 yaşındayım, emr-i hak ne gün tecelli eder bilmezliğinin içindeyim, lakin o günü beklentim her gün biraz daha büyüyor ve ben her fani gibi o güne adım adım yaklaşıyorum, çeşitli vesilelerle ve isteklerle bu 77 yılı anlattığım olmuştur, noksanlık kalsın istemiyorum ve bugünün yani 15 Temmuz 1970 tarihinin hayatımın en büyük ve en önemli dönem taşlarından biri olduğunu herkes bilsin istiyorum.

    Dün ne yediğimi hatırlayamasam da 50 yıl öncesini dün gibi hatırlıyorum,1970 yılının temmuz ayının ilk günlerinden birinin gecesi, saat 02.00 gibi ve ben o güne o o saate kadar “Yeni şark Postası” gazetesinde çalışıyorum, ancak Tıp Fakültesinde kurulması düşünülen matbaada çalışmak için başvurum var, haber bekliyorum, haberi de ya adresime mektupla, ya da telefonla bildirecekler diye biliyorum, sözünü ettiğim saatte oturduğum eski tarihi evin avlusuna birisi geliyor ve bize selam veriyor.

    Adının “Abdullah” olduğunu hatırladığım o kişiye: “gel otur” dediğimde: “hayır oturamam, çünkü yarın sabah sınavım var” deyince: “hayırdır Abdullah ne sınavı?” sorusuna şu cevabı alıyorum: “Yarın sabah Fakülteye iş için başvuruda bulunanların sınavı yapılacak, ben de başvuru da bulunmuşum” İşte günlerdir mektupla, telefonla bana gelmesini beklediğim haber bu haberdi ve beklemediğim bir yolla gelmişti..

    Allah dilerse eğer kuluna hidayet ve maişet yolunu açmayı kul gaflette olsa dahi bir yolla bildirir ve bana bildirmişti, hemen o saatte eve vardım, eşimi uyandırdım, hazırlık yaptım ve sabahleyin gidip girdiğim sınavın önce yazılısını, iki gün sonra sözlüsünü kazandım ve “resmi” evrakları tamamlayıp 15 Temmuz 1970 Pazartesi günü Tıp Fakültesine matbaa mürettibi olarak ayda 435 lira maaşla “D” cetveli personeli olarak atandım..

    Dünden bugüne devam ede gelen bir zihniyetimiz var, eğer kendi iş yerimizi açamıyorsak resmi bir kurumda iş bulmalıyız ki belli bir “maaşımız” olsun, yol haritamızı ona göre çizelim, oysa bilmeyiz ki bizim yol haritamız bizi yaratan tarafından “ezelde” çizilmiş ve biz o çizgi üzerinde yürümekteyiz.

    Eğer öyle olmasa idi benim o gece o saatte o tarihi evde ne işim olabilirdi ki, demek ki insan bir sevk-i tabii içindedir, bunu şöyle ifade edilir bir şarkı sözünde: “kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına”

    Kişi evleninceye kadar hep kendisi için yaşar, evlendikten çoluk çocuğa kavuştuktan sonra artık kendisi için değil, sorumluluklarını yüklendiği eşi ve çocukları için yaşar, yaşamalıdır, bu duygunun temelinde ise mutluluk vardır, ekmeğini, lokmasını paylaşmak mutluluğu, bölüşmek vardır.

    Aradan tam 49 yıl gibi uzun bir zaman geçti ve takvimler ne zaman 15 Temmuz’u gösterseler fakültede ilk göreve başladığım günü ve o günün heyecanını hatırlarım, gerçi o tarihlerde bir kamu kuruluşunda iş bulmak çok kolaydı, bugünkü zorluklar yaşanmıyordu, daire müdürleri istedikleri zaman istedikleri kişileri işe alabiliyorlardı, bazen deriz ya: “isteseydim” diye, gerçekten isteseydim iş ve işçi bulma kurumuna baş vurmaz tanıdık müdürlerden birinin kapısını çalabilirdim, ancak öyle olmadı çünkü öyle olsun istemedi Rabbim ve kendi isteği doğrultusunda atıldı adımlarım ve o adımlarla 39 yıl 9 ay üzerinden emekliliğe yürüdüm, hem de aynı kuruluşta..

    Emeklilik dilekçemi verdiğim 1994 yılından bu yana tam 25 yıl geçti, çeyrek asır, 1953 yılında başladığım çalışma hayatıma hiç ara vermedim, askerlik sürem dahil tam kırk yıl matbaacılık ve gazetecilik yaptım, ticaret yapmayı on iki yıl denedim, çalışmayıp boş oturmayı hiç sevmedim, üretici olmak varken tüketici olmayı da benimsemedim, 2009 yılında sağ dizimden geçirdiğim ameliyat deyim yerinde ise sanki hareketsizleştirdi, ancak yine de üretmek gerektiğine inandım ve anılarımı, şiirlerimi kitaplarda topladım, ticari amacım olmasa da zamanı değerlendirmiş olmanın mutluluğunu yaşadım.

    Hayatım boyunca çok badireler atlattım, sıkıntılar, hastalıklar, ameliyatlar sonucu yüzde 84 engelli olma durumu, sanırım bugünkü söyleşimize “özel” oldu.

    ++++

    Ayrı bir 15 Temmuzu milletçe yaşadık 3 yıl önce, kendi siyasi emelleri ve çıkarı doğrultusunda yıllarca gizlediği niyetiyle örgütlenirken yüce dinimizi “araç” olarak kullanan “FETÖ” terör örgütünün deyim yerinde “sahne” aldığı gündür 15 Temmuz tarihi, o gece kendi kazdıkları kuyuya kendileri düştüler, geç de olsa fark edildiler ve ihanetlerini daha ileriye götüremediler.

    Şu husus bir kere tebeyyün etti ki yüce dinimiz İslam’ın sahibi Hazret-i Allah’tır (c.c.) bu dine ihanet edenleri bir şekilde deşifre ederek burunlarını sürttürür, tıpkı 15 Temmuz 2016’da olduğu gibi ve hiç kimsenin yanına kar kalmayacağı da böylece görülmüş ve anlaşılmış oldu ki, herkes aklını başına toplasın bu yüce dini ne ticaretine, ne siyasetine, ne makam mevki niyetine, alet etmeye çalışmasın, çünkü o cihanşümul bir dindir yalnız bir kavmin değil, bütün insanların kurtuluşu için gönderilmiştir...

    Selam ve dua ile.

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen