• İSTANBUL SEÇİMLERİ YENİLENİRKEN!..

    İSTANBUL SEÇİMLERİ YENİLENİRKEN!..
    Mevlüt MERGEN

    HÜLASA-İ KELAM

     

    Olmadı yeni baştan İstanbul’da seçim var,

    Henüz kaldırılmıştı depolarda sandıklar.

    Şeriatın kestiği parmakta acı olmaz,

    “Hak” Allah’ın adıdır, yerin bulur kaybolmaz!..

    MM

     

    İSTANBUL SEÇİMLERİ YENİLENİRKEN!..

     

    31 Mart’ta yapılan seçimlerin üzerinden kırk güne yakın bir zaman geçti, bu süre zarfında AK Parti ve MHP’nin “olağanüstü” itirazları YSK tarafından incelendi ve geçtiğimiz pazartesi günü kararları kesin olan YSK tarafından 31 Mart’taki seçimin iptaline ve yenilenmesi ülke gündemine oturdu.

     

    YSK’nın verdiği aynı karr içinde yeniden yapılacak seçimin tarihi de belirlendi 23 Haziran günü İstanbul’lular tekrar sandık başına gidecek ve iradesini “sandığa” yansıtacak CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu 31 Mart akşamı Binali Yıldırm’a 45 bin oy farkıyla seçimi kazandığını ilan etmişti, itirazlar, yeniden yapılan oy sayılmalarıyla bu rakam 13 binlere kadar gerilemişti, AK Parti ve MHP “olağanüstü” itiraz hakkını kullandılar ve nihayet “yasal dayanaklı olan” itirazda haklı olduklarını gösterdiler.

    Meşhur sözdür: “Bu pilav daha çok su kaldırır” YSK’nın bu kararı haliyle CHP’nin içine “sinmedi” kararda imzası bulunan yedi tane hakimi ismen kamuoyuna açıklayarak “çete” deyimini kullanan Kemal Kılıçdaroğlu ayrı bir tartışma konusu başlattı, Kılıçdaroğlu’na ilk tepki de Devlet Bahçeli’den geldi, Bahçeli CHP Genel Başkanının “suç” işlemiş olabileceğini söyledi “çete” benzetmesiyle..

    23 Haziran’a kadar geçecek zamanın yarısı Ramazan-ı Şerif ayında yaşanacak,

    İstanbul’lu gelişmeleri değerlendirme fırsatını da sanırım “sakin” bir kafayla Bayram günlerinde bulacak, “Ekrem İmamoğlu büyükşehir belediye başkanı olsun” diyenler sözlerinden döner mi, dönmez mi bilinmez, “Binali Yıldırım” için de aynı istekte bulunanların sayısı artar mı, eksilir mi o da bilinmez, bilinen bu seçimin çok heyecanlı ve çekişmeli geçeceğidir.

    Bu arada Saadet Partisi ile Demokratik Sol parti deyim yerinde ise “kıymet” kazandı, çünkü bu iki partinin oyları hangi tarafa kanalize edilirse sonuca etki eter diye düşünülüyor, ancak 31 Mart seçimlerinin sonuçları gösterdi ki seçmen “çantada keklik” değil, bu iki partinin adaylardan birine vereceği desteği seçmen ne kadar onaylar onu da 23 Haziran günü görmek mümkün olacak.

    16 milyon insanın yaşadığı bir şehirdir İstanbul, ülkedeki 81 ilin tamamının insanı yaşıyor bu şehirde, bu insanlar yaşadıkları şehirleri terk ederek ve deyim yerinde ise “severek” gitmişler bu mega kent’e, İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışındaki Anadolu insanı daha ziyade yaşadıkları şehrin “sosyo-ekonomik” kalkınmasını ön planda tutarak sandığa giderler, ancak İstanbul’daki seçmen, günlük yaşamın kolaylaştırılması isteğiyle sandığa gider, çünkü bu şehirde trafik başta olmak üzere hayat sanki çekilmezdir, bu zorluğun hiç olmazsa azaltılması için oyunu kullanır.

    Ekrem İmamoğlu’nun “belediyecilik” deneyimi var, Binali Yıldırım’ın ise “Ulaştırma” Bakanlığı döneminde özellikle İstanbul için gözle görülür, elle tutulur hizmetleri var, zaten bunun için “beni İstanbul Binali Yıldırım yaptı” sözünü seçim kampanyası süresince dile getirdi, bize göre İstanbul’lu bu iki ismin arasında tercihte zorlandığı için “fark” çok büyük rakam olarak yansımadı sandığa.

    Gelinen noktada “zor” bir döneme girildiğini söyleyebiliriz, YSK bu zorluğun ilk etabını kararını vererek aştı, adaylar ve bağlı oldukları partiler için zorluk nasıl aşılacak? İstanbul’lu kararını vermekte zorlanacak mı, yoksa “kararım karar” mı diyerek yine aynı tabloyu mu oluşturacak, 23 Haziran günü bu sorular cevaplarını bulacak.

    Deyim yerinde ise YSK, seçimlerin iptaline ve yenilenmesine gerekçe olarak verdiği karara sebep olanların peşine düşerek “suç duyurusunda” bulunma kararı aldı ve İlçe Seçim kurulunda görevlendirme yapanların peşine düştü, yasalara göre olsaydı uygulamalar şimdi bu itirazlar yer tutmayacaktı, demek ki ortada “yasal” olarak bir “suç” ve de suçlular var,

    Seçim bitti, ortam sakinleşti herkes işine bakacak denilme noktasına gelinmişti ki, ülke genelinde olmasa da yine seçim, yine propaganda, yine meydanlar, yine mitingler, bu arada yabancı paralar ve altın piyasası almış başını gidiyor, bu gidişe bir “dur” denilmesi gerekiyor, bu gereklilik 23 Haziran sonrasında mı yaşanacak?

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen