• OKURLARIMIZLA HASBİHAL!..

    OKURLARIMIZLA HASBİHAL!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜN

    Gözün görsün görmesin “dost” olanı unutma,

    Vefakar ol a canım, otla gülü bir tutma.

    Gerçek dost Allah’ı bil, sev O’nu sevenleri,

    Hatırını yoklayıp selam gönderenleri!..

    MM

     

    OKURLARIMIZLA HASBİHAL!..

     

    Bazı dostluklar vardır ki ticaridir, bazı dostluklar vardır ki siyasidir, bazı dostluklar da vardır ki kalbidir, yani kalıcıdır, çünkü samimiyet üzere kurulmuştur o dostluğun binası, hiçbir dünyevi beklentisi yoktur tarafların, ticari ve siyasi dostluklar “vadeli çek” gibidir, karşılıksız çıkabilir, nasıl ki kişi banka şubesine elindeki çeki sevinerek götürdüğünde “karşılıksız” cevabını aldığında hüsrana uğrarsa aynen onun gibidir ticari ve siyasi dostluklar, nitekim hep görüyoruz anlaşmazlık sonucu bozulan ortaklıkları, istifadesi olmadığında siyasilerin bağlı bulundukları partilerinden istifa etmelerini, ancak “kalbi” olan dostluklar her zaman tedavülde kalan kıymetli “madenler” gibidir, kaldıkça değeri artar.

    Geçenlerde bir söyleşimizde “dostlarla da yollar ayrılıyor bir bir” demiş ve bizi geride bırakıp öte aleme göç eden bazı dostlarımızdan söz etmiştik, rahmetli annem bana “Herkes para kazanıyor sen dost kazanıyorsun” demişti, seksene merdiven dayayan ömrümüz süresince çok insanla tanıştık, çok insanla dostane ilişkilerimiz oldu, bir kısmının adını telefon rehberimizde bulamasak da “gönül” rehberimizde saklı tutuyoruz, unutmuyoruz, globalleşen dünyada insanlar artık aynı şehirlerde yaşayamıyorlar, uzaklara çok uzaklara gidiyorlar ancak kalplerindeki “vefa” duygusu unutturmuyor daha önceki dostları, dostlukları…

    Her ne kadar biz 1953 yılından beri meslek olarak matbaa ve gazeteciliğin içinde isek de bazı yerel gazetelerdeki yazılarımızla okurlarımızın karşısına çıkışımız 15 yılı bulmak üzredir, her zaman olmamakla beraber bazen kendimizden söz etmek durumunda kalıyoruz, çünkü sanıyoruz ki “biz yazıyoruz, yine biz okuyoruz” öyle olmadığını siz sevgili okurlarımızdan öğreniyoruz, onun için böyle arada bir sizlerle “özel” manada söyleşide bulunmak istiyoruz, 15 yıl önceki bazı okurlarımızın artık aramızda olmadıklarını bildiğimiz için onlara öncelikle Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyoruz.

    “Özgür Haber” gazeteniz günlük baskı sayısının ötesinde internet vasıtasıyla dünyanın her köşesinde okunabiliyor, haliyle bizim yazılarımız da okunuyor, bazen “biz yazdık biz okuduk” diyorsak da bunun yanlış olduğunu bizi arayan okurlarımızdan öğreniyoruz, ayrıca öyle saatlerce internet başında olamasak da bazen bir şiirle, bazen bir anekdotla okurlarımıza selam veriyoruz, “yazı ve şiirlerimizle beğenildiğimizi” görüyor ve seviniyoruz.

    “Sahne” erbabının motivasyonu şüphe yok ki “alkıştır” biz yazarların motivasyonu ise okurlarımızın beğenisini kazanmaktır. Onların duygularını yazı ve şiirlerimizde ne kadar yansıtabilirsek o derecede mutlu oluruz, “Ahmet Dalkıran” eski değil, eskimeyen dost okurlarımızdan biridir, Diyarbekir’de Vali yardımcısı olarak görev yaptığı günlerde bizi “okurdu” bugün de okuyor, okumakla kalmıyor telefon açarak bizi motive ediyor, onun gibi daha niceleri var ki isimlerini saymaya kalksak altından kalkamayız.

    Sözün başına dönecek olursak bizim dostluğumuz hep tedavülde kalan değerli madenler gibidir, Sayın Dalkıran yıllar sonra telefonla arayarak bizi ve Diyarbekir’i unutmadığını bazı isimler vererek onlara da selamlarını iletmemizi istedi, bu isteğini geçen hafta içinde iki kez yakınlarının vefatı dolayısıyla Bursa’dan gelen Abdülkadir Nur Gördük’e ilettik, diğer isimlere de ulaştığımızda iletmeyi boynumuzun borcu olarak telakki ediyoruz.

    Telefonumuzun hareketlenmesini biz gönül kapımızın hareketlenmesi olarak kabul ediyoruz, duygulanıyoruz, heyecanlanıyoruz, unutmak kolay iken bu yolu benimsemeyip unutmayanları gördükçe okurlarımıza karşı olan saygımız ve sevgimiz daha da artıyor, dedik ya bugün “özel” olarak sohbet ediyoruz diye.

    Yazı ve şiirlerimizde biz hiçbir zaman insanları ismen eleştirmedik, hatta düşünmedik bile, herkes yaptığının karşılığını bulur inancı içinde yazdık, kalp kırmadık, aksine gönül yapmaya çalıştık, yazdıkları kitapları bize imzalayarak veren dostlarımızın kitaplarının tanıtımını yaparken hep bardağın dolu tarafını gördük, boş tarafı yok mu idi vardı elbette ancak görmezden geldik yazma azmi kırılmasın, daha iyisini, daha güzelini yazsın istedik, çünkü biz Cahit’in dediği gibi “sevmeye geldik insanları sevmeye, elimizle dilimizle sevmeye”

    Biz yazı ve şiirlerimizde Diyarbekir derken de bardağın dolu tarafını geçmişine baktığımızda gördük, boş tarafını yani bugününü anlatsaydık ihtimaldir “zülf-i yare” dokunurduk, dedik ya kişilerle işimiz yok bizim, nasıl ki herkesin bir “yoğurt” yiyişi var bizim ki de böyle, gönül yapmak varken yıkmak niye, yaşadığımız şehir Diyarbekir sevgi şehri, gül şehridir, yani şehirler içinde bir güldür, böyle olduğu için o gülün kokusunu alanlar aradan yıllar geçse, hatta yıllarca yurt dışında da kalsa unutamıyor ve tıpkı Rize’deki dost “Vali yardımcısı Ahmet Dalkıran” gibi bu şehri yad ediyorlar..

    Selam ve dua ile.

    Bugünkü söyleşimizle deyim yerinde ise sevgili okurlarımızı sanki ziyaret ettik, ziyarete gidilirken eli boş gidilmediğine göre biz de şu şiirimizi onlara armağan edelim:

     

    BİR ŞEHİR DÜŞÜNÜN

     

    Bir şehir düşünün tarihten öte,

    Zamanın her çağı var ola gelmiş.

    Bir şehir düşünün başı yüksekte,

    Düşküne, yoksula yar ola gelmiş.

     

    Bağrında yeşermiş ilim ağacı,

    Şairi, edibi, başında tacı,

    Bir şehir düşünün dertler ilacı,

    Cesur yüreklere dar ola gelmiş.

     

    Pozitif kültürden meyveler dermiş,

    Güzeli hep sevmiş, gönlünü vermiş,

    Bir şehir düşünün sade cevhermiş,

    Çalışan ellerde kar ola gelmiş.

     

    Hakk'ı kabul eder, inkarı bilmez,

    Zalim karşısında ölür eğilmez,

    Bir şehir düşünün zorla girilmez,

    Ezelden ebede şar (*) ola gelmiş.

     

    Her çağda bir isim almış diyarım,

    Derdini bilirim, acı duyarım,

    Bir şehir düşünün sevip sayarım,

    Mabedi, yatırı nur ola gelmiş.

     

    Peygamber diyarı, sahabe şehri,

    Evliya otağı, fazilet dehri,

    Bir şehir düşünün şimdiye kahri,

    Feryadı, figanı zar ola gelmiş.

     

    Kutsaldır mabedi, dağ ile taşı,

    Fitne ocağında kaynamaz aşı,

    Bir şehir düşünün "Resul" kardaşı,

    Sevdası gönlüme nar ola gelmiş.

     

    Adını yazınız, çiçekten gülden,

    Bu şehrin sevdası olsun gönülden,

    Bir şehir düşünün ipekten, tülden,

    Allah dostlarına yar ola gelmiş!..

     

    Diyarbekir, 04.03.2009

    (*) Şar=Şehir

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen