• KIŞ GÜNLERİ GEÇERKEN!..

    KIŞ GÜNLERİ GEÇERKEN!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Dondurucu soğuğu, çığ getiren karı var,

    Bu mevsim biter bitmez ardında baharı var.

    Depremlerle sarsıldık, çığ altında can verdik,

    Yardımlaşma örneği bu günlerde gösterdik!..

    MM

     

    KIŞ GÜNLERİ GEÇERKEN!..

     

    Geçmiş zamanlara aktığımızda benzerlerini çok görebiliriz depremlerin, çığların ve daha başka afetlerin, nedense bir başkası başımıza gelmedikçe geçmişi unutuyor ve “hiçbir şey olmamış” gibi hayatımızı sürdürüyoruz, 2020 yılına henüz girdiğimiz günleri yaşıyoruz, Muğla ve Manisa illerindeki depremlerle deprem gerçeğinin hep gündemde kalacağını düşünmeye başlamıştık ki Elazığ ve Malatya depremi düşüncemizi güçlendirdi, bazıları “artçı” olsa da sarsıntılar hep devam ediyor.

    Yaşadığımız mevsimin bir ismi de “kara kıştır” bu mevsimde depremlerin olması, toprak kaymaları olagelen olaylardır ve yine ola gelen olaylardandır “çığ” felaketi, Van ilimizin Bahçesaray ilçesinde yola düşen çığ altına bir minibüsü ve bir de iş makinesini aldı, çığ altında mahsur kalanların kurtarılması için çalışmalar başlatıldı, çalışmalar sırasında ikinci defa düşen çığ 41 insanımızın ölümüne neden oldu, sıcak gelişmeler soğuk kış günlerinin getirisi oldu, çığ bölgesinde kurtarma çalışmalarına üçüncü bir çığ olabilir gerekçesiyle ara verildi.

    Toplum olarak depremlerle, çığlarla meşgul olduğumuz günlerde başka bir sıcak gelişme yaşandı. İzmir’den İstanbul’a yolcu taşıyan bir uçak “Sabiha Gökçen” hava alanına inerken ilk açıklamalarda pistten çıktığı söylendi, felaketler bir biri ardınca geldi, umarız böylesi felaketlere bir daha maruz kalmayız, ancak devam eden hayatın içinde “hareketlilik” bitmiyor ve haliyle böylesi olaylar yaşanıyor.

    Bizler hep kazaya “rıza” gösteririz, çünkü olduğunda “ölüm” riski hep olan deprem gibi, çığ gibi felaketleri önlemeye gücümüz yetmiyor, ancak “tedbir” söz konusu olduğunda yapmamız gereken bir şeyler olduğunu biliyoruz, oturduğumuz binaların sağlam olmasına çalışmak bir tedbiridir, çığ düşme ihtimali olan yolları böylesi zamanlarda kullanmamak da bir tedbirdir, uçak kazası ise eğer pilotaj hatası değilse gerçekten “kazadır” ve rıza gösterilmesi gerekir.

    Kazaya rıza gösterdiğimizin en güzel örneği ise yaşadığımız felaketler sebebiyle ülke çapında başlatılan “yardımlaşma” seferberliği oldu, kamyonlar dolusu yardım malzemesi ile felaketzedelerin yanında yer aldık millet olarak, bu güzelliği geçmiş zamanlarda benzeri olaylarda da göstermişliğimiz var, felaket zamanı olsun olmasın yardımlaşma yüce dinimizin kalplerimize aşıladığı yüce bir duygudur.

    Deprem gibi çığ gibi ölüm getirisi olan olaylar musibet kabilindendir, musibet diye nitelediklerimiz daha çoktur, nitekim bugün bütün dünyayı tehdit eder durumda olan “koronavirüs” bir musibettir, hem görüldüğü yerdeki insanların ölümüne sebep oluyor, hem de ülkeden ülkeye geçerken bütün insanlığı tehdit ediyor, yani bütün dünyanın başına gelen bir musibettir, daha önceki söyleşilerimizde deprem “uyarıcıdır” demiştik, uyarıcılığı sadece binaların sağlam olmasını hatırlatmak yönüyle değil, insanların işlemekten zevk aldıkları günahlardan kaçınmalarını uyarmak yönüyle de uyarıcıdır demiştik.

    Yüce Allah biz kullarını depremlerle, uyarırken “koronavirüs” ile de uyarıyor, onun gücü karşısında bizim gücümüzün yetersizliğini hatırlatıyor, “virüs” ancak mikroskopla görülebilirken sebep olduğu ölüm ve panik dünyanın her yerinde rahatça görülebiliyor, şunu söylersek yanlış söylememiş oluruz “insan kul olduğunu unutmamalı ve haddini bilmelidir” bilmezse bir virüs bildirmeye yeterli olur.

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen