• İNSAN VE KİTAP!..

    İNSAN VE KİTAP!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

     

    Okumayı emretmiş yüce Allah bizlere,

    İlim kapısın açmış cahil ve bilgisizlere..

    Kim ki güzel okudu, okuduğun yaşadı,

    Hak korkusun yüklendi, “mutteki” oldu adı!..

    MM

     

    İNSAN VE KİTAP!..

     

    Başta yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim olmak üzere bütün kitaplar okunmak içindir, kitap iyi veya kötü, güzel veya çirkin olarak değerlendirilebilir ancak her kitabın içinde mutlaka okuyucusuna bir “mesaj” vardır, yeter ki “okuması” bilinsin, bir zamanlar merhum Necip Fazıl Kısakürek’e gençler bir soru yönelttiler: “üstad sen türlü kitabı okuyor musun?” Cevabı şöyledir merhumun: “Evet ben kitabı bir laborant edasıyla okuyorum, bilirsiniz laborantlar insanın gaitasını, kanını, idrarını merceğe yatırır araştırılar ki içindeki mikrop hücrelerini, hastalığın sebebini bulsunlar” kitap bu manada okunduğunda her tür kitap okunabilir diye düşünüyoruz.

    Okumayı çok seven birisiyim, hiç unutmam çocukluk/gençlik yıllarımda ilk kez okumak için beş ciltlik Mevlana’nın mesnevisini almıştım, bu kitap sanki çekirdek veya tohum olmuştu ki cebimden hiç elimi çekmedim kitapçı dükkanlarına giderken, yüzlerce kitabım oldu, bazısını bir kere, bazısını birkaç kere okuduğumu bilirim, hala okuyamadıklarım bile vardır, kitap severim herkesin böyle olmasını istediğim için kitap fuarında bulunduğum günlerde bulunduğum standın önünden geçenleri gönül süzgecinden geçirmeye çalışırken şu kelimeler önümdeki kağıt parçasına döküldü:

     

    KİTAP

    Kimi düşman gibi bakar kitaba

    Kimi sevgili gibi

    Kimi üşürse yakar

    Kiminin ağzında kitaptır dili

     

    Kimi “gömü” arar dağda yabanda

    Kimi bilgi zengini

    Kiminin evindedir kütüphane

    Kiminde “okuyamıyorum” bahane

     

    Kimi Ali Emiri misali paraya bakmaz

    Kiminin cebinde “akrep” var para çıkmaz

    Kimi bahçe “gülsüz” olsa da

    Dünya-insan ve hayat kitapsız olmaz

     

    29.09.2019 – Diyarbekir Kitap fuarı

    Bu şehirde katıldığım fuar etkinliklerinde bir okurum var ki, bulunduğum standın önün gelir ve “Mevllüt Mergen’i çok seviyorum ancak niye yoktur “bibi’nin Diyarbekir feryadı kitabı” diye sorar, her seferinde “adını lütfetmesini isterim lakin söylemez, o kitabı dört defa okuduğunu da söyleyen bu okuruma saygı ve sevgilerimi iletmek istiyorum, keşke adını bilseydim.

    “Bibinin Diyarbekir feryadı” iki kez basıldı ve tükendi, emekli maaşıyla kitap bastırmanın zorluğunu bizim gibi olanlar bilir, bir dostum: “sen her kitabından yüzlercesini eşe dosta hediye veriyor ücret almıyorsun, bunun zararını çekmiyor musun?” diye sordu, kendisine: “neylersin ki biz kitaplarımızı para getirsin diye değil okunsun diye” yazdığımız için zarar diye bir şey düşünmüyoruz, ancak baskı parasını ödeme güçlüğü çektiğimiz kitaplarımız oldu, bizim amacımız bu şehrin kültürüne “karınca kadarınca” bir katkıda bulunmaktır, yoksa paramıza para katmak gibi bir düşüncemiz yok..

    Bulunduğumuz stand “imza alanı” yakınında olduğu için bazı yazarlara kitap imzalatmak amacıyla oluşturulan uzun kuyruklara “gıpta” ile baktığımızı da söylemeliyiz, “kıskanmak” bizim kitabımızda yazmıyor, kıskanmayı bilmediğimiz için bazı yazarların kitabını imzalayarak şahsımıza hediye etmesinden hoşnut oluyor ve o kitabı kendi okurlarımıza tanıtmadan da ayrı bir mutluluk ve zevk duyuyoruz, nitekim bizi izleyenler bu hasletimizi bilirler…

    Madem ki insanız, madem ki Rabbimiz insana “oku” diye emretmiş, biz bu emri okuyarak tutmaya gayret gösteriyor ve imzamızı taşıyan kitaplarımızın bir bölümünü hediye ederken okunmaya vesile olmaya çalışıyoruz.

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen