• GENÇLİĞİ KAZANMAK MI, KAYBETMEK Mİ?

    GENÇLİĞİ KAZANMAK MI, KAYBETMEK Mİ?
    Mevlüt MERGEN

    HÜLASA-İ KELAM

    Uyuşturucu ve gençlik, buluşturma Allah’ım,

    İblis elinde kadeh, kırmaya yok silahım.

    Yasaklar ve yasalar yetersiz bu düşmana,

    Çaresizdir dede, baba, çaresizdir her ana!..

    MM

     

    GENÇLİĞİ KAZANMAK MI, KAYBETMEK Mİ?

     

    Acaba diyorum dünyamız “aynı” “devri cehaleti yeniden mi yaşıyor, öyle ya birincisinde “fuhuş” aleni işleniyor, faizciler sokaklarda “riba! riba!” diye bağırıyor, alkollü maddeler evlerin kilerlerinde ve küplerde dinlendiriliyor, güçlü olanlar güçsüzleri alenen eziyorlardı, kölelik geçer akçe idi.

    Özetlediğimiz bu tablo günümüzdeki görüntüsüne ne kadar benziyor değil mi, hele alkol, nam-ı diğeri “uyuşturucu” 81 ilin tamamında polise bu yüzden rahat uyku vermiyor bu tehlikeli maddenin kökü kazılsın diye, eski zamanlarda “gramla” taşınan ve yakalanan “uyuşturucu” artık kilo ile değil, tonlarla ifade ediliyor, gazetelerde eskiden “pehlivanlık tefrikaları” yayınlanırdı ve her gün sona gelindiğinde “devamı var” denirdi, aynen onun gibi sürekli “devamı var” gibi yakalandıkça, yakalanıyor ve bir türlü devamı son bulmuyor..

    Ticarette “arz-talep dengesi” diye bir olay var, talep oldukça reyonlardaki mallar sürekli yenileniyor ve uyuşturucu piyasası da aynen onun gibi, demek ki “talep” var ki insanlık yakalandıkça yakalanıyor ve insanlık düşmanları piyasayı doldurmaya çalışıyorlar..

    Polisin hassasiyet ve dikkati bu zehrin kökünü kazımaya yetmiyor, öncesinde sigara ve “bira” ile masumane bir alışkanlık edinilmeye çalışılan alkol, giderek yeterli olmayınca bir üstü, içkilerde aranıyor istenen aklın ve kalbin uyuşturulması isteği, ötesinde esrar, eroin ve diğerleri insanımızı, özellikle gençliğimizi zehirlemek için imal ediliyor..

    Sözün başında hatırlattığımız devri cehalette insanlar özellikle kız çocuklarını diri diri toprağa gömerlerdi, günümüzde de öyle olmuyor mu, damarlarında uyuşturucu bulunan gençlerimiz de diri diri ölüme terk edilmiyor mu, aralarındaki ince “fark” şöyle idi, o çocuklar masum ve günahsız idiler, şimdi öylemi ya, analık çağındaki genç kızlarımız, baba olmak için evlenmesi yeterli olacak genç erkeklerimiz saplandıkları bu bataklıkta ölmeleri halinde ötesi olmayan cehenneme gitmiyorlar mı?

    Acizane deriz ki uyuşturucu ile mücadeleyi sadece polisin sırtına yüklememeliyiz, reklamı “yasak” olan alkol ve ona bağlı maddeler ile mücadele edilmelidir, dizilerdeki “teşvik” sahneleri “sözlü” olsa dahi yasaklanmalıdır, en önemlisi gençliğin ve dolayısıyla insanımızın “mukaddesattan” uzaklaşması değil, yakınlaşması sağlanmalıdır.

    Yüce dinimiz “alkol” hususunda sekiz sınıf insanı cehennemle korkutmaktadır, imalatçısından onun taşıyıcısına kadar herkesin vaz geçmemeleri tövbe etmemeleri durumunda varacakları adresin “ateş” yurdu olduğunu bildirmektedir.

    Acaba şarap olsun diye üzüm yetiştiricileri bu gerçeği bilmiyorlar mı, tarlasına “arpa” eken çiftçi de eğer biliyorsa ürünü Allah’ın yasakladığı bir madde için kullanılacak satar mı ürününü? Hülasa-i kelam uyuşturucu ile mücadelenin ilk adımı “masum” başlayışların “sigara” ve “biranın” kötülüğünü çocuklarımıza daha ilkokul çağında iken anlatmak ve gençlerimize ve herkese yasaklamaktan geçer, biz böyle düşünüyor ve sürçü lisan etti isek af ola diyoruz.

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen