• EYT YİNE GÜNDEMDE ANCAK!..

    EYT YİNE GÜNDEMDE ANCAK!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Yürürken yorulana her yolun bir sonu var,

    Emeklilik düşünür, yürürken yorulanlar.

    Çalışmaya alışan bu huyundan vazgeçmez,

    Alın teri akmadan ekmek yemez su içmez!..

    MM

     

    EYT YİNE GÜNDEMDE ANCAK!..

     

    Geride bıraktığımız genel seçim günlerinde sanki hep gündemde idi “EYT yani emeklilikte yaşa takılanlar” konusu, şimdi yeniden gündeme geldi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “EYT’de yokum” dedi ve ekledi “kimse teşvik etmesin, seçimi kaybetsek de yokum” Erdoğan 17 yıl içinde ilk defa seçimi kaybetme” sözünü ağzına aldığında akıllara şu soru geldi: “Emeklilikte yaşa takılanlar seçim sonuçlarına etki edecek kadar çok mudur veya siyaseten o derecede etkili midirler?” böylece bu konu ayrı bir önem kazandı denilebilir.

    657 sayılı devlet memurları için Emekli Sandığı, Bağ-Kur ise esnaf kesiminin emekliliği için sonradan oluşturuldu ve yaş sınırı yıllardan ziyade günlere bağlandı, daha sonra özel sektörde olsun kamu sektöründe olsun çalışan işçi kesimi için SSK kuruldu ve her üç kuruluş tek çatı altında “SGK” olarak birleştirildi, ancak zamanın akışı içinde yasa değişiklikleri yapılarak bütün çalışanlara “erken emeklilik” yolu açıldı.

    Yüksek “prim” ödeyenler erken yaşta “süper emekli” olma hakkını elde ettiler ve erken yaşta emekli olmak çalışanlara cazip geldi, bu cazibe eksilmedi,aksine daha da arttığı için şimdi erken emekli olmak isteyenlerin takıldıkları “yaş” sorunları var, bunlar hizmetlerini gün olarak tamamlamışlar ancak yaşları itibariyle ayrılamıyorlar, son yapılan seçimlerde belki oy mülahazasıyla yaş sınırı kalkar sanıldı, fakat beklentiler boşa çıktı, gelinen noktada ise Cumhurbaşkanı Erdoğan konuya noktayı “EYT’de yokum” dedi ve konu kapanmış olsun istedi.

    CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise bu konuyu kendilerinin çözeceğini söyledi, ancak bunu nasıl ve ne zaman çözeceklerini söylemedi, siyasiler böyledir işte her meselede kendileri için bir “yararlanma” yolu açarlar, Kılıçdaroğlu ihtimaldir ilk seçimlerde nasıl olsa Erdoğan “seçimi kaybetsek bile” dediği için iktidarı CHP’nin kazanacağı var sayımı ile “biz çözeriz” demiş olabilir.

    İşsizliğin yüzde on dörtler civarında olduğu göz önüne alındığında gününü dolduranların emekli olmaları halinde yeni bir “istihdam” kapısı açılmış gibi olabilir, hükümet ise böyle düşünmüyor, bunlar emekli olacaklar ve alacakları para ile kendi işlerini kurarken ayrıca devletten emekli maaşı da alacaklar ki bu SGK’ya yeni bir yük demektir.

    Nedense yasalar çıkarılırken geleceğe yönelik değil de o günü kurtarmaya yönelik bir düşünce hissettiriliyor, şartların değişmesi ile yasalar değişiyor veya değiştiriliyor, oysa bazı politikalar değişse de çalışana bakış açısı değişmemelidir, işe giriş ve emeklilik yaşı kalıcı olmalıdır, nitekim 657 sayılı devlet memurları yasasının 65 yaş sınırı değişmez gibi görünüyor, ancak bütün çalışanlar için erken emeklilik gibi iyileştirmeler yapıldığında memurlarında erken emekli olabildiklerini görüyoruz.

    18 yaşındaki genç milletvekili bile olabiliyor, işe girişte de 18 yaş ön görülüyor ve haliyle erken işe girildiği için erken yorulma da söz konusu olabiliyor, bu sebeple erken emeklilik istenirken yaş şartına takılıyor, “demokrasilerde çareler tükenmez” geçerli bir söz olduğuna göre EYT için beklenti bir formülün bulunması yönündedir.

    Turgut Özal döneminde sanırım 1984’te idi, erken emeklilik yasası çıktı, o zamanlar D.Ü.’de 657 sayılı yasaya tabi olarak çalışıyordum, askerliğim ve SSK’lı geçen sürelerimle fiilen çalıştığım süre hesaplandığında 1984 yılı Aralık ayı itibariyle emekli olabiliyordum, lakin olmadım, çünkü yaşım daha çok çalışmaya el verişli idi ve emekli olduktan sonra ne iş yapacağımı da kestiremiyordum, on yıl sonra emeklilerin safına katıldım.

    Çalışanlar bana şu soruyu soruyorlar: “Ne dersin emekli olayım mı?” kendilerine: “bir iş yapabileceksen emekli ol, ancak memuriyet başkadır, ticaret başka, başarılı olmayabilirsin çünkü ben başarılı olamadım, iş yapmayacaksan hep evde oturacaksın, bir ayağın hastanede, bir ayağın eczanede olacak, çünkü kendi canını daha çok seveceksin ki en ufak bir baş ağrısında kendini hastanede bulursun” diyorum.

    EYT konusu noktalanmış gibi görünüyor, ancak günler ne getirir, ne götürür bilinmez, çünkü siyaset dünyasında hava her zaman “net” değildir, sözün burasında yine Süleyman Demirel’i hatırlatalım, ne demişti: “Dün dündür, bu gün bugün”

    Selam ve saygı ile.

     

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen