• EL TUTMAK UNUTULDU MU?..

    EL TUTMAK UNUTULDU MU?..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜN

    El eli yıkar iken, elde yüzü yıkarmış,

    Sahipsiz el feryadı ta göklere çıkarmış.

    Boşlukta kalan eli iblis kendine çeker,

    Yoksul kişi kalbine fitne tohumu eker!..

    MM

     

    EL TUTMAK UNUTULDU MU?..

     

    Madde perestlik mi denir, materyalist düşünce mi her ne ise insanlığın bir çok bağımlılığının yanında yükselmeye başlayan “negatif” bir akımdır, “bana ne” veya “benimle mi kazandı?” şeklindeki negatif sözler yüksek sesle dillendirilmeye başlandı, madde yükselişe geçerken “mana” ikliminden uzaklaşmaktayız..

    Böyle olduğu içindir ki biz şöyle demişiz bir şiirimizde: “Unuttuk ağlamayı, gözlerimiz kurudu/taşlaştı kalplerimiz, el tutmak unutuldu!”

    Bu güzellik günümüzde nedense unutuldu, çünkü yüreklerdeki sevgi çitası aşağıya doğru inmeye başladı, yerini “bizdendir” akımına bıraktı, eğer birileri aynı siyasi görüşü benimsiyor ise ve de sandık için etkili bir isim ise hem o kişinin eli tutulur, hem de o kişi vesilesiyle başka “eller” tutulur, tabii elleri tutan “el” boş kalmaz, çünkü günümüzde “iyilik” karşılıksız olarak yapılmaz, neden denirse “her hizmetin bir bedeli vardır” mesela nasıl ki kullanılan su, elektrik, doğal gaz, telefon bir “hizmettir” ve bedeli vardır, ödenir ödenmezse ne olacağını bunları kullanan herkes bilir.

    O zaman “eller” tutan “el” nasıl bir hizmet yapıyor ki karşılığı, veya bedeli olsun diye sorulursa ihtimaldir “kazın geldiği yerden tavuk esirgenmemelidir” zihniyetini taşıyordur, sözlerimizi belki herkes anlamayabilir, lakin anlayan anlıyor, bizim dilimizde “kelepçe” olmamasına rağmen “fitneyi” mucip olmayalım istiyoruz, isim olarak hiç kimseyi hedef almış değiliz, kişilerle alıp vereceğimiz bir şey yok, hem sonra biz “sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı” inancını taşıyoruz.

    Yetimin, düşkünün yoksulun eli hep tutulmak ister, onların başkalarına “el” açmalarını yüce dinimiz hoş görmez, istenir ki insanlar kendiliklerinden bu elleri arayıp bulsunlar ve tutsunlar, bu el tutma ise “sadaka” başlığı altında çeşitli yollarla sağlanabilir, yine yüce dinimiz varlıklı kişilere “el tutmayı” zorunlu yani “farz” kılmış, “zekat” müessesesini bunun için kurmuş, “ilahi” emirlere riayet etmenin ödülü oluğu gibi o emirleri hiçe saymanın, hatta inkar etmenin cezasız kalmayacağı da “ilahi kelam” ile belirtilmiştir.

    Suç ve günah ayrı kavramlardır, işlenen suçun cezası ilgili yasalarda belirtilir, mesela “vergi” vermemek suç sayılmıştır, bunun çeşitli cezaları vardır ve uygulanır, bu cezalarda “af” sadece gecikme faizlerinde uygulanır, günahın cezası ise “ateştir” eğer kişi aklına başına alır ve “U” dönüşü yaparsı ihtimaldir üzerindeki “kul” hakları hariç ilahi affa uğrayabilir.

    Vücudumuzu oluşturan bütün organlar önemlidir, hiç birinin iş yapamaz olmasını istemeyiz, ancak elin birden çok fazla yapabileceği işi vardır ki izahına çalıştığımız “el tutmak” önem yönünden önde gelir, tabii elin “gücü” önemlidir, istek güç sahibi eller için dile getirilir, nitekim “kendisi himmete muhtaç bir dede, nerde kaldı başkasına himmet ede” sözü bu manada söylenmiş bir sözdür..

    İş arayan kişinin eli tutulması gereken bir eldir, o kişiye iş verildiğinde ise eline ücreti tam olarak verilmelidir, çalıştırdığı işçisinin ücretini tam olarak ödeyen patronun eli “öpülecek” eldir, ancak yasalardaki boşluklardan yararlanarak veya yasa böyledir diye o ücreti kısıtlama yoluna giden, kapıda onlarca iş bekleyen vardır zihniyetiyle işçisine “kapıyı” rahatlıkla gösteren el öpülmek için uzatıldığında öteye itilecek eldir.

    Sevgili peygamberimiz (s.a.v.): “İşçinin alın teri kurumadan ücretini ödeyiniz” der, böylece çalışan çalıştırandan önce korunmuş olur, duymuşluğumuz, hatta görmüşlüğümüz bile vardır, bazı çalıştıran kişiler çalıştırdıkları kişi veya kişilere ücretlerini tam ödedikleri gibi onları iş veya ev sahibi yaparlardı, el tutmanın en güzel örneğini gösterirlerdi böylece…

    El tutma unutuldu dedik ve bir çok şeyi hatırladık, hatırlattık, elimizden gelen neyse onu yapmaya çalıştık ve bir şiirle isteğimizi dillendirelim: “Elimden tutun benim, yalnız gezen yıldızlar/sizinle dostluk sever benim gibi yalnızlar!..”

    Selam ve dua ile.

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen