• Doç. Dr. FEYSEL TAŞÇIER’İ ZİYARET!..

    Doç. Dr. FEYSEL TAŞÇIER’İ ZİYARET!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Allah Resulü der ki: “Emaneti ehline,

    Veriniz” ehli ise bakılmasın rengine..

    “Hamili kart” olmasın, işler sarpa sarmasın,

    Görev ciddiyet ister, “torpile” yer kalmasın!..

    MM

     

    Doç. Dr. FEYSEL TAŞÇIER’İ ZİYARET!..

     

    Siyasetle ve siyasilerle gönül bağımız olmadığı için onlardan hep “ırak” durmaya çalıştık, ancak bir türlü kısmet olmadı eğitimciler tarafından beğeni toplayan uygulamalarını gördükçe alkışlayıp “İşte bu! Nihayet Türkiye, işini gerçekten bilen, camianın içinden gelmiş bir Milli Eğitim Bakanına kavuştu” diyebileceğimiz Sayın Ziya Selçuk’u bir söyleşimizde alkışlamak fırsatını bir türlü bulamamıştık.

    Milli Eğitim Bakanının olumlu bir uygulamasını yerinde görmek için özlediğimiz fırsat geçen Pazartesi günü gazetemizin Genel yayın Yönetmeni Engin Öztürk’ün bizi telefonla arayarak: “Yeni Milli Eğitim Müdürümüzü ziyarete gideceğiz, gelir misin?” Sorusuyla gerçekleşti. Ancak hemen kabul etmedim ve “Engin’ciğim bilirsin ben siyasetle pek ilişkim yok, şimdi müdür beyi olur ki bir siyasetçi tavsiye etmiştir, onun için gelmesem” deyince:

    “Biz sizi de müdür beyi de yakından tanıyoruz, kanaatinizi ziyaretine gidince değiştireceğinize inancımız tamdır” işte bu cümle beni bağlamıştı ve gittim.

    Saygı ve üslubu yerinde tam bir bürokrat, tam bir beyefendi Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevine atanan “Doç. Dr. Feysel Taşçıer” aynı zamanda bir akademisyen, şimdiye kadar ki uygulamalarda şunu gördük, gerek Milli Eğitim Müdürlüğü ve gerekse diğer müdürlüklere atamalar hep siyasi kanaldan bazen de siyasilerin tavsiyesi ile yapılır, öyle olduğu içindir ki istenen ve özlenen hizmeti veremezler, çünkü demoklesin kılıcı misali “seni bu makama ben getirdim” minneti ile “töhmet” altında kalırlar ve siyasilerin istedikleri yönde kalem oynatırlar.

    Böylece “hizmet” gerçek amaca uygunluk göstermez ve sadece onu o makama tavsiye edenlerin amacına uygunluk arz eder, maalesef demek durumundayız yarım asrı aşkın bir zamandır “hamil-i kart” uygulaması ile nice haklar gasp edilmiş, nice insan mağdur edilmiştir.

    Çünkü “liyakat” rafa kaldırılmış, yerine hatır-gönül ikame edilmiştir.

    Biz zaman zaman bu konuya dokunarak “siyasilerin eli bürokratların yakasından düşürülmelidir” demişizdir, hem sonra liyakat sadece atamalarda değil, kamu hizmetlerinin yürütülmesine vesile olan diğer konularda “ihale gibi” durumlarda da aranmalıdır, dürüstlük esas olmalıdır.

    Bütün bunları Sayın Feysel Taşçıer’e bizzat söylemeyi düşünmüştüm ancak bir fincan kahve içecek kadar bir zaman geçmişti makam odasında, bu göreve dört ay önce atanmıştı, belki söyleyecekleri vardır beklentisi içinde iken Engin Öztürk: “Sayın müdürüm biz yerel basın olarak sizin çalışmalarınızı yakından izlemek ve doğru gördüğümüz hizmetlerinizde size tam destek vermek üzere buradayız” deyince rahatlamıştım. Çünkü Doç. Dr. Feysel Taşçıer’in arkasında bir siyasetçinin “tavsiyesi” yoktu, işini bilen camianın içinden gelmiş bir bakanın yine kendisi gibi camianın içinden gelmiş bir bürokrata ilk defa Diyarbakır gibi büyük bir ilin, Milli Eğitim sorunlarının üstesinden gelmek için görev verilmişti.

    Şu bilgiyi bizimle paylaştı Feysel Bey,

    “Karne zamanında bazı çalışkan öğrencilerimiz vardı, fakat karnelerini almaya gelememişlerdi, çünkü babalarına yardımcı olmak üzere bulundukları yerde “çobanlık” yapıyorlardı, karnelerini okullarından alarak bizzat ben götürdüm ve verdim”

     

    Sayın Müdürümüzün bu denli hassaslığı inanın beni ziyadesiyle mutlu etti, gelecek adına büyük ümit verdi.

    Böylesi ziyaretlerde “hatıra” fotoğrafı çektirmek usulden olduğu için biz de usule uyduk ve Sayın Feysel Taşçıer’e görevinde başarılı olması için elimizden gelen desteği vereceğimiz belirterek ayrıldık. Doç. Dr. Feysel Taşçıer’in eğitim konusunda işin ehli ve destek görmesi durumunda birçok kanayan yaraya parmak basacak kararlılık ve birikimdedir. Kent için her şeyin en güzelini isteyen Valimizin de tam desteğiyle Feysel Bey, kendisine ‘Allah razı olsun’ dedirtecek bir kalitededir. Bize düşen de bunca yıl sonra bulduğumuz bu ehil insana dört elle sarılmak olacaktır.

    Ziyarete birlikte gittiğimiz gazeteden arkadaşlarımız “ne alırsınız?” sorusuna “çay” dediler, ben “kahve” istedim, çünkü “bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” denilir, o hatır karşılıklı olarak devam etsin istedik, ancak devam ettirirken asla “hamil-i kart yakınımızdır” çirkinliğinden sakınmak isteğiyle kahvemizi yudumladık, bu demek değildir ki uygulamada göreceğimiz yanlışları dile getirmeyeceğiz, eleştiri gereken yerde eleştiri hakkımızı kullanmayacağız.

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen