• ANA OLMAK AYRICALIKTIR!..

    ANA OLMAK AYRICALIKTIR!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Nerde bir “ana” görsem, anamı hatırlarım,

    Nutkum tutulur birden, kitlenir satırlarım.

    Yüreğinde ben varım, gözlerinin yaşıyım,

    Öldü gitti demem ben, mezarının taşıyım.

    MM

     

    ANA OLMAK AYRICALIKTIR!..

    Sadece dışa akseden şeklidir, dağa götürülen evlatlarının kendilerine teslim edilmesini isteyen bazı annelerin bir siyasi partinin il başkanlığı kapısının önünde nöbet tutması, yoksa onların evlatlarına karşı yaptığı özveriler ve çektikleri acılar bu kadarla sınırlı değil.

    Olmadığı içindir ki, sevgili peygamberimiz (s.a.v) “cennet anaların ayaklarının altındadır” diyerek onlara yüce bir makam sunmuş ve ana olmanın ayrıcalığını hatırlatmıştır, aslında “evlat” bir serüvendir öncelikle analar için, bu serüven daha çocukluk dönemlerinde “evcilik” oynarken hayallerini süsler, evlendiklerinde bu serüvenin ikinci adımını atmış olurlar ne zamanki beyaz gelinliği giydikten sonra kendisine “hamilesin” denildi, işte o zaman yaşadığı sevinci anlatmak için kelimeler yetersiz kalır, o sevinci “baba” olanlar kısmen duyabilirler.

    Ve bugün bazıları için bir siyasi partinin il başkanlığı kapısının önünde tutulan nöbet “hamilesin” muştusunu aldığında başlar, an be an yoklar karnındaki bebeğin sağlığını, gelişmesini, kimi hayatıyla öder o bebeği dünyaya getirdiğinde, çoğu kucağında görür ki sevincine payan yoktur. Ana kendisi tutar evladının nöbetini, baba işten gelmiştir, yorgundur, ama ana yorgunluk nedir bilir mi, yıkadığı çamaşır, yaptığı ütü, pişirdiği yemek, evin her köşesine kadar ulaştırdığı temizlik bile onu yormaz, yormamıştır, yormadığı içindir ki hep nöbettedir, incecik bir dal üzerinde kararsızlık gösteren bir kuş misalidir ana yüreği, çevreyi gözetir, yavrusuna bir zarar gelmesin ister, bu isteğini çocuk okula giderken ve okul dönüşü hep sürdürür, tahammül edemez eve geç gelmesine, bazen kendisi gider okul kapısına ve yavrusunun ellerinden tutarak evine getirir..

    Evladı erkekse öğrenimi ve askerliği süresince, kız ise kendisi gibi gelin edinceye ve ötesine kadar sürdürür nöbetini, ana yüreğini anlamak erkeklerin karı değil, kendi anacığımdan bilirim, gece biraz geç kalsa idim, o uyumazdı da nöbet beklerdi, ya küçe kapısının arkasındaydı, ayak seslerimi duyuncaya kadar, ya da odasında pencerenin önünde, ne zaman ki içeri girse idim bana: “geldin mi?”diye sorar: “geldim ana” dediğimde sanki uyurdu, bilirdim uyumaz o çünkü beni, evliliğimi, gelecek hayatımı düşünürdü. Sevgi taşımak yönünden bütün anneler aynıdır, istisnaları bir yana bırakırsak yukarıdan beri anlatmaya çalıştığımız dönemlerde evladının nöbetini tutmayan, ona yüreğinde sevgi ağacı büyütmeyen bir anne var mıdır acaba?

    Çünkü yüce yaratıcı öyle düzenlemiş ana yüreğini, kendi sevgisinden, acıma duygusundan katmış o yüreğin içine, böyle olduğu içindir ki bir siyasi partinin il başkanlığı kapısı önünde bazı anneler nöbet tutuyor, evladı her nerede ise sağ salim evine, kendisine gelsin istiyor ve bu istek onları haklı gösteriyor. Unutmadığımdır anacığım, benden sonra başkaları da unutmadığımı anlasın diye “ikiliklere” dökmüşüm duygularımı:

    Nerede anneciğim, ellerinden öptüğüm,

    Sevgisini kalbime, özlemiyle gömdüğüm.

     

    Çiçekler sevgi kokar annelerin elinde,

    Arılar peteğini kursun anne dilinde.

     

    Annemin “öğüt” sesi duası kulağımda,

    Sevgisi ölmez çocuk beslerim kucağımda!..

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen