• AK PARTİ ŞİMDİ BAŞA DÖNMELİ AMA NASIL!..

    AK PARTİ ŞİMDİ BAŞA DÖNMELİ AMA NASIL!..
    Mevlüt MERGEN

    HÜLASA-İ KELAM

    Yanlış yolda gittiysen, “U” dönüşü yap kardaş,

    İnat etmek hoş değil, boşuna verme uğraş.

    Her hayal gerçek olmaz, çünkü ömür kısadır,

    Yüce makam takvada, sanma koltuk, masadır!..

    MM

     

    AK PARTİ ŞİMDİ BAŞA DÖNMELİ AMA NASIL!..

     

    31 Mart yerel seçimlerinde partilerin siyasi tablodaki görüntülerini değerlendirirken iktidar partisi AKP’nin “gizli kan şekeri” misali farkında olmadan yıpranır bir duruma geldiğini ifade etmiştik, tıp mensubu değiliz, siyaset bilimci de değiliz, ancak “görünen köy kılavuz istemediği” için gördüklerimize bakıp “teşhis” ve tespitlerimizi dile getirmeye çalışmıştık.

    Siyasi partiler ülke için “olmazsa olmaz” kuruluşlardır, olmamaları durumunda “tek parti” egemenliği yaşanır ki, zulüm ve adaletsizlik kaçınılmaz olur, tek parti dönemini görmedik, biz 1950 ve ondan sonraki seçimleri gördük ki çok partili idi bu seçimler, siyasi parti kurmak zamanın akışı içinde kolaylaştı, hatta dernek kurar gibi parti tabelaları asıldı, 2002 yılında yeni bir parti olarak ortaya çıkan AK Parti o günden bugüne girdiği bütün seçimleri kazanarak birinci parti unvanını yitirmedi.

    Bize göre, AKP seçimlere ilk girdiği günlerde estirdiği rüzgarın hızını koruyamaz oldu, çünkü bu partinin bazı kurucuları ve önde gelen isimleri metal” yorgunu tanısıyla istirahata çekildi, yerlerini “genç” isimler almaya başladı,bu genç isimler için deyim yerinde ise “acemi” deyimini kullanalım, AKP bu acemi ekiple “cumhur” ittifakını yaptı, bu ittifakla girdikleri seçimlerde “kan” kaybederken, ittifak ortağı parti “sıçrama” yaptı ve genel başkanına övünme vesilesi oldu..

    Konu başlığımızda “AK Parti şimdi başa dönmeli” dedik, çünkü o günlerde estirilen rüzgarın içinde idi milli birlik ve beraberlik ruhu, resmen isimlendirilmemişti ama tam bir “Türkiye ittifakı” idi, hemen her düşünce kendisini bu isimlendirilmemiş ittifakın içinde bulabiliyordu, gelinen noktada cumhur ittifakının içinde MHP’nin “milliyetçiliği” gayet bariz iken, AK Parti sanki yolunu şaşırmış bir görüntü arz etmektedir.

    2002’de AK partinin estirdiği rüzgarı sanki birileri şimdi estirmeye hazırlanıyor gibi bir durum hissediliyor, birileri sanki “pusuda” ortamın oluşmasını bekliyor, siyasette olmaz, olmaz denmemeli, nice olmazların olduğu çok görülmüştür.

    Şaşmaz bir kaidedir: “Her kemalin bir zevali” nin olması, ezelden ebede yaratılmış ve yaratılacak olan her şey, her insan mutlaka zeval bulacaktır, çünkü “baki” olan sadece Allah’tır, ne siyasi partiler, ne insanlar ve ne de diğer bütün kuruluşlar ve canlılar bir gün mutlaka “zeval” bulacaktır, geçmişe dönüp baktığımızda zevale erenleri hep görülüyor, ancak nedense ibret alınmıyor.

    Zeval bulmak mukadder olduğuna göre elde olan zamanı en iyi şekilde değerlendirmek, ülkeye, insana ve insanlığa hizmet etmek, barış sevgi ve kardeşlik tohumlarını ekerek “kardeşlik, barış ve sevgi ittifakını” hayata geçirmek durumundayız.

    Her zaman söylüyoruz, bizim her hangi bir siyasi parti ile ilişkimiz yok, siyasetten ve siyasetçilerden ırakta durmaya çalışırız, ancak siyasi partilerin de ülke için olmazsa olmaz olduklarını da söylerken düşüncelerimizi böyle yeri geldiğinde açıklarız.

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen