• 2019’DAN 2020’YE DEVREDEN HAREKETLİLİK!..

    2019’DAN 2020’YE DEVREDEN HAREKETLİLİK!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Geleceği bilmeden, geldi diye eğlenir,

    Günahların her türü yıl başında işlenir.

    Üç yüz altmış beş günde takvimdir yenilenen,

    Her gün bir adım daha son gündür bize gelen!..

    MM

     

    2019’DAN 2020’YE DEVREDEN HAREKETLİLİK!..

     

    31 Aralık gecesi bazı ülkelerde ve ülkemizde görülen “kutlama” hareketliliği değil anlatmaya çalışacağımız hareketlilik, 2020 yılına gireli bir haftası dolmadan 2.Ocak günü Büyük Millet meclisinde Libya’ya asker gönderilmesi için hükümete yetki veren “tezkere” onaylanarak yeni yılın ilk hareketli haberi oldu, 3. Günde ABD Başkanı Tramp’ın talimatıyla İranlı komutan Kasım Süleymani bir hava saldırısı sonucu katledildi, böylece zaten hareketli olan Ortadoğu ve bütün dünyadaki hareketlilik hız kazandı, Tramp İran’ın bir misilleme yapacağını kesin bildiği için: “İran hiç savaş kazanmadı müzakerelerden de yenik çıkmadı” diyerek İran’ı müzakere masasına davet etti, 2020 yılının sekizinci gününde bir Ukrayna uçağı düştü ve içindeki bütün yolcular hayatlarını kaybetti.

    İran hareketlenerek Amerika’nın beklediği misillemeyi yaptı, Irak’taki Amerikan üslerini vurdu ve hemen 80 Amerikan askerinin öldüğünü açıkladı, hareketlilik yine hız kazandı, Tramp kameraların karşısına geçerek kimsenin ölmediğini söyledi ve müzakere konusunu yineledi.

    Bazı seneler Diyarbekir yıl sonu olduğunda kış ve kar ile hareketlenirdi, bu yıl kar Karacadağ’a kadar geldi, şehir merkezinde görünmedi, ancak başta doğu illeri olmak üzere Anadolu’nun bir çok il ve ilçesinde çetin kış şartlarının hareketliliği yaşanıyor, gemiler karaya oturuyor, uçaklar pistten çıkıyor, ağaçlar araçların üstüne devriliyor, bazı şehirlerde sel arabaları bile alıp götürüyor bütün bunlara baktığımızda “kış hareketliliği” besliyor, Ortadoğu’da göçmen hareketliliği, İdlib ve bazı şehirlerin bombalanması ve bütün bunların arkasında sözüm ona süper güçlerin olduğu gerçeğine baktığımızda öteden beri zaten var olan fitne ateşini birileri körüklüyor.

    Irak parlamentosu, Kasım Süleymanı’nin öldürülmesini müteakip hareketlenerek başta ABD olmak üzere yabancı askerlerin ülkesini terk etmesi yönünde hükümeti bağlamayan bir karar aldı, bu karar zaten hareket halinde olan Amerika’yı ve onun başkanı Tramp’ın hareketini hızlandırdı, Irak’ı terk etmeyeceklerini, orada kurdukları üssün geri ödemesinin yapılmasını, aksi takdirde İran’dan daha ağır yaptırımların uygulayacağı tehdidini savurdu böylece “dağdakinin gelip bağdadakini kovalayacağı” bir kez daha anlaşılmış oldu.

    Irak’ta daha başka ülkelerin de askeri var, bunlardan Almanya hareketlenerek askerlerinin tamamını değil de bir kısmını geri çekeceğini duyurdu, çünkü “yağma Hasan’ın böreği” henüz tam yenilmiş değil, sofra pardon “ortadoğu” bütün cazibesiyle ortada dururken uyulur mu Irak parlamentosunun kararına, uyulmaz çünkü eğer Ortadoğu “üzüm veren semereli bir bağ” ise ve “bağbanı, ya da bağbanları” oturdukları “koltuklara” sıkı sıkıya bağlanmış iseler dağdan gelenlerin bağın içinde cirit atmaları niçin anormal karşılansın ki?

    Aslında 2020 yılının bu hareketlenmelerle alakası yok, sadece tarih olarak alakalı, çünkü devam edip gelen hareketliliklerdir görünenler, 2019’un sonuna gelindiğinde bazıları yeni başlayacak olan 2020 için “mutluluk” bazıları da “şans” getirmesini istediler, oysa yıllar rakamdan başka ne özellik taşır ki, nereden geliyorlar ki gelirken mutluluğu, şansı getirsinler, insan böylece önce kendini, sonra Yaratanı inkar ediyor, inkar etmese mutluluk anahtarının kalbinde olduğunu, o kalbin yaratıcıya açılmasıyla istediği mutluluğa kavuşacağını anlar ve şans diye bir şey olmadığını, çünkü ilahi taksimatın kendisi hakkında ne kadar olduğunu, artmasını istiyorsa yine kalbinin sahibine, yani Yüce Yaratıcıya dönmesiyle, yalvarmasıyla mümkün olabileceğini anlar, ancak hareketsizlik öylesine yerleşmiş ki sinelere “helva piş ağzıma düş” konumuna gelinmiştir.

    Tabloya baktığımızda sözünü ettiğimiz böreği dilimleyerek ağzını şapırdatarak yiyenlerden birisinin “İsrail” olduğunu görürüz, bu melun kavimde zulmün her türlüsünü icra etmenin hareketliliği ayan beyan ortadadır, görelim bakalım hareketlilik takvimlerin ya da günlerin şahitliğinde nerede ve kimlerde daha ne kadar görülecek?

    Aslında bütün bu hareketlilik haberleri herkesin bildiği şeylerdir, şunu anlatmaya çalışıyoruz, gaibi sadece Allah bilir, gün dediğimiz zaman dilimi bile kendi içinde neler yaşanacağını, kimin ölüp kimin yaşayacağını bilemez, bu gerçeğe rağmen sayılı günlerin sonunda oluşan yıl ne mutluluk getirebilir, ne de mutsuzluk, böyle olunca beklenti niye?

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen