• 2 YIL SONRA SEVGİLİ EŞİMİ ANARKEN!..

    2 YIL SONRA SEVGİLİ EŞİMİ ANARKEN!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Hayat böyledir işte, sayılı günler biter,

    Ne ki yaşadı isen o ömür sana yeter.

    Sevildi mi bir insan hatırası ölmüyor,

    Ardı sıra kalanlar yıllar geçse gülmüyor!..

    MM

     

    2 YIL SONRA SEVGİLİ EŞİMİ ANARKEN!..

     

    Daha dün gibiydi, gece saat 01.00 gibi Ali Osman’ın: “baba, anne hastalandı” diye beni uyarması, 112’yi çağırmamız, D.Ü. acil hastanesine bir anda varmamız ve tam elli üç yıl birlikte olduğum sevgili eşimin hayata gözlerini yumması…

    Vefatından dört yıl önce İstanbul Kaynarca’da gece saat 01.00 gibi hastalanmış, 112’yi çağırmışız, telefonun öbür ucundaki doktora hasta kendisi hastalığını anlatınca : “yarın bir hastaneye götürünüz” cevabını almıştık, bir gece sonra yine saat 01.00 yine aynı şikayetler ve yine 112, bu kez adını duyduğumuz fakat nerede olduğunu bile bilmediğimiz “Prof. Dr. Siyami Ersek Kalp ve Damar hastalıkları” Hastanesindeyiz..

    Hemen acil müdahale ediliyor ve “ üç damar tıkalı” deniyor ve ekleniyor: “her şeye hazırlıklı olunuz” öldürmeyen Allah öldürmüyor ve beş gün tedavi görüyor bu hastanede, aradan bir yıl geçiyor 2015 yılının son ayında yine İstanbul ve yine Üsküdar, yine aynı şikayetler ve yine Siyami Ersek hastanesi, yine öldürmeyen Allah öldürmüyor…

    Bir yıl sonra… Bu kez Diyarbekir’deyiz, saat yine 01.00 gibi, 112 geliyor D.Ü. Acil hastanesinde hastamıza müdahale ediliyor: “ödem” deniyor, “korkulacak bir şey yok sabaha taburcu ederiz” teselli buluyoruz bu sözlerden, tabii bu arada hastamız hep kontrol altında, ilaçlarını aksatmadan kullanıyor o çok sevdiği “tuz” eskisi kadar yemeklerimizde yer almıyor…

    Nihayet 2017 yılı, 3 Kasım saat 01.00 gibi yine D.Ü. Acil hastanesindeyiz, bize “ödem kalbine kadar işlemiş” deniyor, yoğun bakım servisi doktorlar hareketli, kalp masajı birkaç kere yapılıyor, ödem bu kez inat ediyor ve saat 03.00 veya biraz daha ilerisi, hastane güvenlikçilerinin hepsi yoğun bakım odasının kapısında toplanıyor, anlıyoruz ki hastamız vefat etti ve bize: “elimizden geleni yaptık, başınız sağ olsun” denilecek…

    Ölüm “Allah’ın emri” olunca kim tutabilir gidecek olanı, makam, mevki, güç, para, şan, şöhret hiç biri işe yaramıyor, ölüm gerçeğinin yanında hepsinin bir “hiç” olduğu anlaşılıyor, doktorlar nasıl ellerinden geleni yapmaya çalışıyorsa biz o andaki haleti ruhiyemiz içinde hastamız ölmesin diye elimizden geleni yapmak istiyoruz, ne yapabiliriz ki?

    Çocuklar yaşlı gözleriyle bana bakarken: “baba bir şeyler yapalım” demeye getiriyorlar, bir şeyler yapmak adına telefonumu kullanıyor ve kendi eliyle kaydettiği D.Ü. Rektörünün numarasını arıyorum, cevapsız kalıyor bu arayışlarım , “emr-i hak” tecelli edince kim ne yapabilir ki?

    O gece ben ve çocuklarımın gözlerinden akan yaş “sel” oldu, 53 yıl aynı yastığa birlikte baş koyduğum hayat arkadaşım “Halime hanımefendi” bu dünya ikliminden ayrılmış ilahi iklime göç etmişti, o iklimdeki rahmet ve mağfiret yağmurlarına kavuşmuştu, sadık, vefakar ve çilekeş bir eş olmanın karşılığını almak üzere ilahi iklime kanat açmış bir kuş misali, ya da bir melek misali uçarak gitmişti…

    O anda “Yaşar” ablamı aramış ve “iznin olursa anacığımın yanına gömeceğiz” demiştim, 30 yıldan fazla idi anacığımın vefatı ablam izin vermişti, Mardin kapı mezarlığında defin işlemi bittikten bir zaman sonra biri bana: “rahmetli kardeşinin mezarına gömülmek istiyordu” derken bu vasiyeti tutmakta geç kalmıştık, daha dün gibiydi bu anlattıklarımın oluşu, iki yıl boyunca nasıl annemi, babamı unutmuyor onları dualarımda her gün anıyorsam aynen onlar gibi onun ismi de girmişti Yasini Şerifleri bağışlarken saydığım isimlerin arasına…

    Evlendiğimiz günden itibaren annem ve babamla birlikte yaşadık, onlardan ayrılmayı düşünmedik bile, rahmetli eşime. “sen onlara hizmet etmeye mecbur değilsin” dediğimde o: “ben gönüllü hizmet ediyorum, onlar benim annem ve babam gibidirler” diyordu, “hakkını helal et” dediğimde “helal olsun” cevabını hep almıştım..

    Sevgili peygamberimiz (s.a.v): “ölülerinizi hayırla yad ediniz” der, vefat edenin yakını veya yakınlarının eğer ekonomik durumu müsait olan varsa onun adına hayratlarda bulunulabilir, Allah’ın kitabının okutulduğu müesseselere yardımda bulunabilir, adına “bedel hac” yapılabilir, yoksullar doyurulabilir, giydirilebilir, sadakalar verilebilir, cami gibi, imaret gibi, yol köprü gibi toplumun yararlanacağı hizmet kapıları açılabilir, bütün bunlardan hem rahmete giden, hem de onun adına hayırlı işler yapan yakını ve yakınları yararlanır, vefat edenin geriye bıraktığı örnek yaşayışı da anlatılabilir ki yaralanılabilinsin, bu düşünce ve inanç içinde biz bugün merhume eşimizi anmayı konu ettik.

    Çünkü o, 9 çocuğa annelik yaptı, hem de öyle sıradan değil, gerçek manada annelik yaptı, sıkıntılı günlerimiz oldu, bir kere olsun yakınmadı, çocuk yetiştirmeyi sevdiği için “çiçek” yetiştirmeye vakit bulamıyor, sadece eve getirdiğim kitaplardan yakınıyordu, çünkü onların temiz tutulması gerektiğine inanıyor ve bende o titizliği göremeyince elimde bir kitapla eve her gelişimde “sen yine kitap mı getirdin?” diyordu…

    Öylesine çok özellikleri vardı ki, insana öncelikle akrabalarına önem verirdi, iyi-kötü günlerinde yanlarında olurken “dünya adeti” neyse onu yerine getirirdi, çok ama çok sevgi ve saygı toplamıştı çevresindeki insanlardan, “moda” tutkunu değilken kendi diktiği elbisele başkalarına “model” olurdu, gelinleri ona “kayınvalide” demez “anne” derlerdi, o da gelinlerini öz” evladı olarak kabul ederdi, torun düşkünüydü, onun bu düşkünlüğü bize de sirayet etmiş olacak ki “torun hastası” olduk desek yeri var…

    İki yıl geçti aradan, onu hiç unutmadık ki şimdi analım, sadece duygularımızı paylaşalım istedik bu yazıyı yazmakla, taziye günlerinde binlerce kere duyduğumuz: “mekanı cennet olsun” duasını tekrarlamak ve “nur içinde yatsın” derken rahmetlinin severek ve ihlasla okuduğu yüce kitabımızın nurunu Rabbim “Halime” kulunun kabrinin aydınlanmasına vesile kılsın!..

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen