• “DİLENMEK KULUN EN SON KAZANCIDIR!..”

    “DİLENMEK KULUN EN SON KAZANCIDIR!..”
    Mevlüt MERGEN

    HÜLASA-İ KELAM

    Kul isen kulluğun bil, sakın kula el açma,

    Sen paylaş kazancını, el açmak fikri saçma.

    Helal lokma şifadır, haram lokma hastalık,

    Tercihin helal olsun, budur en güzel salık!..

    MM

     

    “DİLENMEK KULUN EN SON KAZANCIDIR!..”

     

    Sevgili peygamberimizin (s.a.v.) mübarek sözlerinden birini konu başlığı olarak aldık, çünkü Müslümanların dilenmesi esasen bir kazanç yolu değildir, yüce dinimiz bir günlük nafakası olana dilenmeyi helal saymaz.

    Evet Müslüman himmet sahibi olursa onun ruhu dilenciliğe tenezzül etmez, ancak bazıları var ki tamamen çalışıp para kazanmak ihtimali yoktur, böyleleri için dilenmek lazım olur, çünkü aciz birisi dilenmeyip açlıktan ölecek olsa günaha girmiş, nefsini tehlikeye atmış bir nevi intihar etmiş olur, bu durumda dilenmek hayatın gerekli ihtiyaçlarından ileri geldiği için zillet sayılmaz.

    Bir fakir istemekten aciz bir halde bulunursa halini bilen her hangi bir müslüman için ona bizzat veya bilvasıta yemek yedirmek, onun hayatını kurtarmak bir vecibe olur, bu vecibe yerine getirilmezse bu hale vakıf olan Müslümanlar günahta ortak olurlar.

    Durum böyle iken günümüzde dilenciliğin “meslek” haline getirildiğini üzülerek görmekteyiz, Mübarek ramazan ayını fırsat bilerek Müslümanların merhamet duygularını istismar edercesine cami kapılarında, ışıklarda, kaldırımlarda öylesine çok görüyoruz ki el açanları dilenenleri..

    İbrahim Ethem (r.a.) hazretleri dilenciler hakkında şöyle der: “sailler bizim yük postacılarımızdır, bizim malımızı öte aleme onlar taşırlar”

    Bu inancı taşıyanlar fakire verecekleri dünya malının en iyisini, en güzelini, en temizini verirler, çünkü öte alemde kendilerine kendisine fazlasıyla “teslim” edileceğini bilirler.

    Aslında dilenmek kulun kula el açması şeklinde değil de, kulun gerçek kapıya yönelmesi şeklinde olursa çok güzeldir, hatta çok gereklidir, öyle ya yüce Rabbimiz “bizim dualarımız, yani isteklerimiz olmasa bizim neyimize değer versin ki?” O’nun kapısı tek kerem kapısıdır, O’nun kapısına yönelmiş de eli boş dönmüş tek kula rastlanamaz. Çünkü O “benden isteyiniz” diyor ve “istemeyene gadap derim” diyor, günün yirmi dört saati istek vaktidir ancak seher vakti en güzelidir..

    Dilencinin biri bir kapıya vardı, kapının tokmağına dokundu ve kapı yüzüne açıldı, ne istediği anlaşılınca avucuna bir miktar bir şeyler bırakıldı ve kapı tekrar kapandı, dilenci bir kapının büyüklüğüne baktı, bir de avucundakine, yerden kocaman bir taş alarak kapıyı kırmaya başladı, kendisine “neden böyle yapıyorsun?” denilince avucundakini gösterip: “bu kapıya bu yakışmadığı için” dedi.

    Kul çalacaksa kendisi gibi ihtiyaç sahibi olan kullarını kapısını değil, zenginliğinin had ve sınırı olmayan kullarını her an görüp gözeten Cenab-ı Hak’kın “kerem kapsını” çalsın ki eli boş dönmesin…

    Kul öyle bir kazanç elde etsin ki, kendisini ebedi hayatında “fakirleştirmesin” kendisine yapılan ikramın şükrünü eda etmekten aciz kalsın..

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen