• “ESHAB-I KEHF” VE DİYARBAKIR!..

    “ESHAB-I KEHF” VE DİYARBAKIR!..
    Mevlüt MERGEN

    HÜLASA-İ KELAM

    “Yedi uyurlar” diye çok yerde var sanılır,

    Kimi bizdedir derken, sözlerinde yanılır.

    Kutludur “Eshab-ı Kehf” zulme karşı geldiler,

    Allah’ın yardımıyla mağaraya girdiler.

    MM

     

     “ESHAB-I KEHF” VE DİYARBAKIR!..

     

    “Araştırmacı yazar”, bu şehrin kültürünü, tarihini, kutsalını, gelenek ve göreneklerini anlatmak üzere sayısız kitaba imza atan merhum Av. Şevket Beysanoğlu’nun: “Eshab-ı Kehf mağarası Diyarbakır’dadır. Delil ve vesikaları ile anlatan bir broşürümüz var” tespitiyle söze başlamak istiyoruz.

    Eshab-ı Kehf kıssası yüce kitabımızda ve “Kehf” suresinde anlatılır.. Ancak bu yüce insanların nerede olduklarına dair açık bilgi verilmediği için hemen her yerde bu insanlar sahiplenilir ve kanıt olarak da o yörede bulunan her hangi bir mağara gösterilir..Ülkemizde bilebildiğimiz kadarıyla üç yerde “Ashab-ı kehf” mağarası vardır..

    Bunlardan birisi Tarsus’tadır... Tanıtımın ne kadar etkili olduğu da burayı ziyarete gelenlerin çokluğundan anlaşılabilir...Bir “yedi uyurlar” mağarası da Kahramanmaraş ilimizin Afşin ilçesinde bulunmaktadır.. Afşin’deki “yedi uyurlar” mağarasını görmüşlüğümüz var.. Gayet güzel bir çevre düzenlemesi yapılmış.. Eski bir saray ve camiye çevrilen eski kilise onarılarak ziyarete açılmış.. Afşin’in hemen içinde sayıldığı için de ziyaretçisi daima var.. Tarsus’takini ise görmek nasip olmadı..

    Üçüncü “Ashab-ı Kehf” mağarası ki, ilimizdeki gerçek “Eshab-ı Kehf” mağarası olduğuna dair kuvvetli bilgiler var ama ne acıdır ki burasını da Diyarbekir’de yaşadığımız halde bir türlü gidip ziyaret nasip olmadı. İsimlerinin de yüce kitabımızda belirtilmemiş olmasına rağmen bazıları bu isimleri “Yemliha, Mekselina, Mermuş, Süzenuş, Debernuş, Misilina, Keşfetetayuş” olarak zikretmektedir.

    Ashab-ı Kehf ‘in “üç yüz dokuz yıl” uyudukları Kur’an-ı Kerimde haber verilmektedir..

    Halk arasındaki Efsanevi anlatımlardan birisi şöyledir: “Allah’a inanan ve O’na asla ortak koşmayan bu insanlara inançlarından vazgeçmeleri yolunda zorlama yapılınca, onlar inandıkları yüce yaratıcıya sığınmaktan başka çare bulamazlar ve O’na, yani Allah’a sığınırlar.

    Ashab-ı Kehf’i inançlarından dönmeye zorlayan kral “Dekyanus” tur.. bu Efsanevi anlatımlardan birinde denir ki Dekyanus bir mezarlık bekçisinin oğludur.. Mezarlıkları beklerken Dekyanus’un babası “Kakamus” bir gün meraka kapılır ve bir kral mezarını açmayı, içine bakmayı diler..Merakını gidermek için gecenin bir vaktinde mezarı açar ve umduğunu bulur..Çünkü o zamanlar insanlar hele krallar öldüklerinde servetleriyle birlikte gömülürlermiş.

    “Kakamus” un açtığı kral mezarında bir servet varmış. Bu serveti yükleyip oradan kimseye görünmeden kaçmış ve bir ovaya gelmiş. Burasını beğendiğinden burada kalmaya niyetlenince yanındaki servete bakıp kendisini kral diye algıladığından ötürü bir saray yaptırmış ve çevresine toplanan insanlara da hükmetmeye başlamış.

    Kakamus her fani gibi ölünce yerine oğlu Dekyanus kral olmuş ve zorbalıkla hükmünü geçirmeye çalışmış.. İşte Eshab-ı Kehf dediğimiz bu yedi genç (gerçek sayılarını Allah bilir) o zaman bu Dekyanus’un baskıları ile karşılamışlar.. Çünkü Dekyanus putperesttir ama onlar bir olan Allah’a inanmaktadırlar.

    Dekyanus bu gençleri fikirlerinden son bir kez daha vazgeçirmeye çağırır, gençler kendilerine bir gün izin verilmesini isterler ve bir gün içinde işte o mağaraya girip yüzlerini yüce Yaratıcıya çevirip yardım isterler.. Bekledikleri yardım kendilerine ulaşınca da bu mağaranın içinde gözden kaybolurlar.. Yanlarında bir de köpekleri vardır ve adı “Kıtmir” dir..

    Bu gençler mağarada üç yüz dokuz yıl uyurlar.. Uyandıklarında sadece bir gece uyumuş gibi hissederler kendilerini..İçlerinden birisini çarşıya gönderip yiyecek aldırmak isterler.. Çarşıya giden genç vardığı fırında elindeki parayı uzatınca fırıncının: “Bu parayı nereden buldun sen? Zira bu para ta Dekyanus zamanından kalma bir paradır.. “sözüyle karşılaşır.. ve hiçbir şey almadan arkadaşlarının yanına dönerek olayı anlatır..

    Dekyanus üç asır önce yaşamıştır ve Allah kendilerini bu kadar zaman zarfında uykuya daldırarak korumuştur.. Ve aynı mağaranın içinde tekrar Allah’tan yardım dileyip mağaranın sonuna gider ve gözden kaybolurlar..

    Terklerini vermeyen ve onlarla birlikte üç yüz dokuz yıl uykuda kalan köpekleri Kıtmir’le birlikte gözden kaybolurlar.. Anlatımlarda yanışlık olsa da olay gerçektir.. Zira yüce kitabımız bunu bize haber vermektedir. Şimdi esas konuya gelebiliriz.. Anlatılan ova “Lice” ovasıdır.. Ve o mağarada Lice yakınlarındadır.. Ovanın meşhur adı “fis ovası” dır.. Ve buradaki mağaranın gerçek Eshab-ı Kehf mağarası olduğu ısrarla söylenmektedir..

    Ancak her konuda olduğu gibi bu konuda da biz Diyarbakır’lıların tevazuu büyük rol oynamış tanıtımına önem vermemişiz..Bırakınız başkalarına biz kendi insanımıza bile burasını anlatamamışız.. Çoğu Diyarbakır’lıyım deyenler bu gün bile Eshab-ı Kehf’in gerçek mekanlarının Lice’nin “Fis ovasındaki mağara” olduğunu bilmez..Ancak Lice’liler her yıl Mayıs ayı geldi mi bu mağarayı ziyaret etmeyi gelenekleştirdikleri için hatırlarlar.

    Önemli bir not: 26.Mayıs,2009 Günü yapılan sempozyumda konuşan Dicle üniversitesinde iki öğretim görevlisi ki bunlardan birisi Doç. Dr. Kadri Yıldırım'dır, diğeri Doç. Dr. Hasan Tanrıverdi'dir. Ve her ikisi de Ashab Kehf'in bulunduğu Lice ilçesi halkındandırlar. Sundukları bildirilerde dünyanın bir çok yerinde bu isimde mekanlar bulunduğunu, ancak Kur'ani ifadeye uygun olanının ise Lice'deki bilinen yerde olduğunu, hatta bir kitabenin bile mevcut bulunduğunu, tarihi bakımdan bile buranın diğerlerinden çok eski olduğunu ifade etmişlerdi. Mayıs ayı yaklaşırken biz bir hatırlatma yapalım dedik bu konuyu bu günden gündeme getirdik, bizden hatırlatması diyerek!..

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen