• POLİS’E GÜVEN

    POLİS’E GÜVEN
    İslamhan BAYHAN

    POLİS’E GÜVEN

     

    Bilindiği gibi 10 nisan olduğu hafta, polis haftası, Polis Teşkilatın  kuruluşunun, 174'üncü yıl dönümü!.. Bütün Polislerimizi kutluyor, sağlık, huzur ve başarılar diliyorum. Polis Kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğünde Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta. Bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu

    "İki gün sonra polisler eve giderek annesini götürdüler." - H. E. Adıvar.

    Küçüklüğümden beri polis Olmak istiyordum.

    Ama engelli olmam polis olmama engel olabileceğini hiç düşünmemiştim. İşitme engellilerinde polis olabileceğini sanıyordum. Büyünce polis olamayacağıma çok üzülmüştüm. Ama ileri ki günlerde bunu dert etmedim. Çevremde işsiz genç nesillerin Polisliğe başvuru yapıp yapmadıklarını sorduğumda çok üzücü yanıtlar alıyordum. “Kim polis olmak ister ki ben başvurayım” diye cevaplar verirlerdi. Olumsuz konuşmalarını dinleyince pek de muhabbete girmek istemiyordum.

    Polisliğe güven duymuyorlarmış.

    Gelelim polislere olan güven sorununa; bence bu gereksiz tartışmaya girmek bile istemiyorum. Zaten polislerin nasıl zor şartlarda huzur ve güvenliği sağladıklarını hepimiz biliyoruz. Ama polisliğe güven duymuyorsan size bir kaç örnek vermem gerekecek. Bu benim insani görevim.

    2016 yılında 2 yaşında olan oğlum ile akşam Bayındırlık Park adını verdikleri parkta kaykay ile eğleniyorduk. Bir anda oğlum gözlerimin önünde kayboldu. Kalabalık içersinde bağırıp feryat ediyordum. Saat 22:00 olmuştu bulamadım. Çok strese girmiştim. Birinin bana moral vermesini beklerken tam tersini, çocuk artık geri gelmez deyip bunalıma sokanlarda vardı.

    Hemen İl Emniyet Müdürlüğüne oradan destek istedim. Karakola gittiğime kadar o söylenenler aklımda çıkarmaya çalışıyorum. Yanımda olan kızımın üzülmemesi için de üzüntümü belli ettirmiyordum. Polislere durumu anlattım. Çocuğumun yaşını üzerindeki kıyafetleri ve adını söyledim. Not alıp, bulunması halinde beni arayacaklarını ve üzülmememi söylediler. Teşekkür edip, tekrar parka gidip yeniden aramaya başladım. Daha fazla ayakta durmaya dayanamıyordum. Eşimi ve babama mesaj atıp durumu anlattım. Eşim ayakkabılarını giymeye fırsat vermeden koşarak gelmiş. Bir süre daha çevrede aradık. Babam da geldi. Saat 24:00 olduğunu bile fark etmemişim. Telefonum çalındı arayan Emniyetten babama verdim, konuştu. Ninova Alışveriş Merkezinin önünde 2 yaşında bir çocuk bulunmuş ve Emniyet Merkezine bağlı olan çocuk merkezine götürülmüş. Gittim oğlumu almaya, sırtı bize dönüktü üzerindeki kıyafetler değişikti. Birde yıkılmak üzereydim ki yüzünü dönüp baktığında mutluluğumu anlatacak kelimeler bulunmaz. Çocuğumu emniyete götürmüşler yıkamışlar ve pis olan kıyafetleri değiştirmişlerdi.

    Sanırım bu örnek yeterli.

    Ama sizin için yeterli değilse bir kaç örnek daha vereyim.

    15 Temmuz 2017 sabah namazına kalktım. Mutfağa girip su içtim ve pencereyi açtım. Hava sıcaktı. Balkona geçtim. Balkonda bir süre eşim ile sohbet ediyorduk. Bugün pikniğe gitmeyi konuşuyorduk ki eşim içerden bir ses geldiğini sanki kapı kapatılmış gürültü geldiğini söyledi. İçeri girdiğimde dış kapı kapatılıyordu. Belli ki açık bıraktığım pencereden içeri hırsız girmiş. Eşim halen balkonda, koşarak içeri girdi. Durumu anlatmaya fırsat bulmadan, aşağıdaki kadın gözcülük yapmış ve diğeri ise tırmanarak, açık olan mutfağın penceresinden içeri girmiş. Mutfakta masanın üzerinde eşimin telefonu vardı. Telefonu alıp kaçmıştı. Bir müddet bekledik güneşin doğmasını. Güneş doğduktan sonra eşime polisi aramasını söyledim. Polisi aradıktan yedi dakika sonra polisler geldi. İçeri buyur ettim.

    İfadelerimizi verdik. Kısa süre sonra merkezi arayarak bir grup polis geldi. Mutfakta parmak izleri ve binanın güvenlik kameralarını kontrol ettiler. Çocuklarım uyandığında polisleri görünce, korkmuşlardı. Onlara polis bizi ziyarete geldiğini söyleyince çocukların mutluluğu yüzlerinde okunuyordu.

    İşte polis bizim için vardır.

    Örnekleri çoğaltabiliriz. Ve en önemlisi de can güvenliğimizi sağlarlar. Temmuz 2004 koşu yolunda kuzenimle geziyorduk. Koşuyolu parkına girmek için karşıdan karşıya doğru hareket ettik. Refüje vardık ki ne görelim bir tinerci. Tinerci ile karşılaştık, elinde uzun bıçaklarla üzerime doğru hücum etmeye başladı. Kuzenim beni iteleyip kaçmamı söyledi. O kaçtı, bende kaçmak isterken üç bıçak darbesi ile yere yığıldım. İki bıçak sırtıma bir bıçakta kalçama vurulmuştu. Çok kan kaybettim, olay yerine ambulanslardan önce polisler geldi. Saldırganı yakaladılar ve daha fazla kan kaybetmemem için en yakın sağlık kabine götürdüler. Sonra da hastaneye götürdüler. İşte polisin önemi anlatılmakla bitmez.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen