• ÖLÜM

    ÖLÜM
    İbrahim Halil DEMİR

    ÖLÜM

     

    Ölüm,

    Sarartır soldurur her canlıyı, her gülü

    Unutturur şakımayı lâl eder bülbülü

    Boynun büktürür reyhanı sümbülü

    Bulandırır suyu berrak olan her gölü

     

    Ölüm,

    Bakmaz zenginine fakirine

    Her sırası geleni götürür ebedi seferine

    Haykırışları yalvarışları ulaştırmaz neferine

    Galiptir her daim zafer ekler zaferine

     

    Ölüm,

    Kılı yağdan çeker gibi alır ruhu bedenden

    Bıraktırır her şeyi giydirir yakasız gömleği kefenden

    En pahalı elbiseyi aldırtır patiskadan ketenden

    Yüzlerce canlıya rızıklarını aratır o cansız cesedinden

     

    Ölüm,

    Anlamaz güzelden çirkinden alır hemen emaneti

    Mezara soktuktan sonra gösterir küçük kıyameti

    Kazanmışsa imtihanı buldurur neticede selameti

    Kapıyı çaldığında gösteremez hiç kimse açmama cesareti

     

    Ölüm,

    Hüngür hüngür ağlatacak seni de, beni de

    Bıraktırır binbir güçlükle kazandıklarını geride

    Aklını kuş misali uçurtur yuvasından bırakmaz yerinde

    En etkili ağuyu gizler balın dibindeki zehrinde

     

    Ölüm,

    Zaman, mekan mefhumu tanımaz hemen gelir

    Yalçın kayalar bile dayanmaz hamur gibi delinir

    En ukalanın aklını mahir bir hırsız gibi çeler

    Harcamaya kıyılmayan malı mülkü dağıtır böler

     

    Ölüm,

    Dizlerdeki takati, gözlerdeki feri alır götürür

    Neyin var neyin yok silip süpürür

    Çaresiz bırakır seni, sakin akan suların köpürür

    Köyünde çok horozları erken öttürür

     

    Ölüm,

    Ne emredilmişse onu yapar, körpe yavruları bile ağlatır

    Çok yürekleri acımadan ateş misali dağlatır

    Allah’ın dergahından atılanların bile başlarını bağlatır

    Durgun akan suları çoşturur şarıl şarıl çağlatır

     

    Ölüm,

    Dünya nimetlerini acılaştırır

    Nedeni bilinmeyen sancılarla kıvrandırır

    Dostları üzer, düşmanları sevindirir

    Geleceğe ait planları alt üst eder

     

    Ölüm,

    Saraylara,villalara, yazlıklara, kışlıklara

    Yuva yaptırtır envai türlü kuşlara

    Üzüntüler kederler taç olur başlara

    Büker belleri aklar düşürür saçlara

     

    Ölüm,

    Taşlaşmış gönülleri yumuşatır

    Öyle bir illettir ki, her canlıya bulaştırır

    Sevinç bahçelerini hüzünlerle kuşatır

    En cazgır insanı bile uysallaştırır

     

    Ölüm,

    Bir hiçlik, bir yokluk değil, bakiye gidiştir

    Şerbettir acı da tatlı da olsa herkese içirtir

    Ana rahminde nasıl yazılmışsa,yaşatır

    Kadını kocasından kocayı kadınından ayırır

     

    Ölüm,

    İştahtan keser, beti benzi kaçırır

    Alır imkanları elinden naçar bırakır

    En verimli toprakları bile çoraklaştırır

    Değerli eşyaları müzayedelerde ucuza sattırır

     

    Ölüm,

    Alır cesareti elinden pısırıklaştırır

    Aydınlık yollar varken karanlıklara saptırır

    Allah’tan başkasına kul yaptırır

    Yüce Mevla’ya giden yollardan başka yol aratır

     

    Ölüm,

    Nefsin azgınlıklarını terbiye eden en büyük ibrettir

    Onu sık sık tefekkür etmemek en kötü gaflettir

    Gerektiği gibi düşününülmezse sonu sefalettir

    Ondan gereken dersi almak ise en güzel nimettir

     

    Ölüm,

    Sevinçleri kursaklarda bırakan ağır bir nefestir

    Güzel düşünüp güzel görene ise enfestir

    Ruhu kafesten uçuran en kuvvetli rüzgardır

    Gelirse zamanı, başa takılacak nefsin istemediği festir.

    20-21/11/2006

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen