• Medeniyetler Abidesi Ey Diyarbekir

    Medeniyetler Abidesi Ey Diyarbekir
    İbrahim Halil DEMİR

    Medeniyetler abidesi ey Diyarbekir,

    Bilinmedi, bilinmiyor kadir kıymetin,

    Oysa sen Diyarbekirliler için büyük bir nimettin.

    Temaşa edildikçe buram buram medeniyet kokan surların,

    Giderdi yorgunluklar ziyadeleşirdi efsunlu gözlerdeki ferin.

     

    Medeniyetler abidesi ey Diyarbekir,

    Doyulmadı doyulmuyor havana, suyuna,

    Giyinir,süslenir gelinlik kızlar giderdi şatafatlı toyuna.

    Peygamberleri,Nebileri, Sahabeleri,Azizleri,

    Mahirce ağırlardın vakarlı bir aslan misali koynunda.

     

    Medeniyetler abidesi ey Diyarbekir,

    Rüzgarın seherlerde daha bir hoş eserdi,

    Toprak kokun, en şiddetli ağrıları keserdi.

    Öylesine bereketliidi ki,toprakların,

    Yetmişiki milleti, mert ve yiğitçe beslerdi.

     

    Medeniyetler abidesi ey Diyarbekir,

    Yazarların,şairlerin,yanık seslerin otağıydın,

    Kimsesiz dul ve yetimlerin en helal katığıydın.

    Kendine özgü envai türlü birbirinden leziz aşların,

    Damaktan tadı gitmeyen harikulede lezzetli yağıydın.

     

    Medeniyetler abidesi ey Diyarbekir,

    İsmin yazılırdı altın harflerle tarihin sayfalarına,

    En güzel bahtlar dokunurdu ilmek ilmek halılarına.

    Başka milletler gıpta eder bir acayip özenirdi,

    Kilolar ağırlığınca yemyeşil yağlı marollarına.

     

    Medeniyetler abidesi ey Diyarbekir,

    Kitabelerin seyyahları bırakırdı kendine hayran,

    İçilmeye doyulmazdı koyun yağurdun yapılmış ayran.

    Derin düşüncelere salardı,

    Eşi benzeri olmayan güzellikleri ettikçe seyran.

     

    Medeniyetler abidesi ey Diyarbekir,

    Anlatılmakla,yazılmakla bitirilemeyen medeniyetler merkeziydin,

    Yorgun gecelerde sevda sürmeli mahmur gözlerde efsunlu geziydin.

    Velilerin,Ermişlerin,Meşayiklerin,Ariflerin meclisinde,

    Dilden dile konuşulan destanların en acıklı özetiydin.

     

    Medeniyetler abidesi ey Diyarbekir,

    Bir muhteşem akardı tarih kokan Dicle nehrin,

    İşin kolayına kaçmadan seni sevenleri öldürmezdi zehrin.

    Karış karış gezilse bile bu muhteşem kainat,

    Silinmezdi hafızalardan fellik fellik aranırdı her yerin.

     

    Medeniyetler abidesi ey Diyarbekir,

    Şeyda bülbüllerin otağıydı çok türlü üzüm bağların,

    Bir hoş yürünürdü bağların arasındaki fatika yolların.

    İnsanlıktan nasibini almış aklı selim düşünenlerin meclisinde

    Aşk ve şevkle anlatılırdı uzun kış gecelerinde cengaverlerin.

     

    Medeniyetler abidesi ey Diyarbekir,

    Bam başkaydı sımsıcak yaz gecelerinde damlarda yatmak

    Bir ayrıcalıktı tatlı dilli güler yüzlü olmak.

    Vaz geçilmeyen en manidar adetlerdendi,

    Kötü günlerde sıcağı sıcağına dostlarının yanında olmak

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen