• HERKES ŞİKÂYETÇİ MEMNUN KİMSE YOK

    HERKES ŞİKÂYETÇİ MEMNUN KİMSE YOK
    Hasan YOSUNKAYA

    HERKES ŞİKÂYETÇİ MEMNUN KİMSE YOK

     

            Biz millet olarak, çalışmadık dünya zevk-u Sefasına daldık. Gayri Müslimler, gece gündüz çalıştılar, Bağdat, Endülüs, Şam, İstanbul, Edirne ve diğer İslam dünyasının medreselerinde Müslüman alimlerin geliştirdiği bilim ve tekniği alıp, ülkelerine götürüp, gençlerini bu alanda yetiştirdiler. Biz 2.Mahmut dönemine geldiğimizde batının, yani gayri Müslimlerin her alanda bizi geçtiklerini fark ettik. Bizim yöneticilerimiz ve gençlerimiz kendimize gelerek, kendi değerlerimizden kopmadan; Kur’an ve Sünnet’e sarılarak bilim ve teknikte yeni projeler geliştirip, daha ileri seviyede milletimize ve insanlığa hizmet etme yerine dünya zevk-u sefasına daldık.

            2.Mahmut,  batının gelişmişliğine karşı harekete geçti. Kendi medreselerini modernize etmeye yerine batıya öğrenci göndermeğe başladı. Batıya gidip batı okullarında okuyan gençlerimiz ülkemizde yeterince kendi değerlerimizle yetişmedikleri için kısa zamanda batılıların etkisinde kalarak batılılar gibi yaşamaya başladılar. Bu zamana kadar toplumumuzda, kız ve erkeklerin evlilik dışı ilişkiler ile alkolü içki içme alışkanlıkları çok nadirdi. Batıda yaygın olan bu anlayışın etkisinde kalan gençler bilim ve teknik yerine, batılıların bu gayri İslami ahlakı alanlar artmaya başladı. Bu gençler ülkesini sevmek ve ülkesi için bilim ve teknik alanında çalışma yerine batılıların yaşam tarzlarını ülkemize getirme gayreti içine girdiler.

           Batıda eğitim gören bu gençler daha sonraki yıllarda batıda örgütlendiler. Ülkemizde de yer altında örgütlenmeye başladır. ‘’JÖN TÜRKLER homojen ve hareket birlikteliği olan bir grup değildi. Birçok önder ve bunların etrafında kümelenen farklı gruplar ortaya çıkmıştı. Önde gelen Jön Türk liderleri arasında Mizancı Murat, Ahmet Rıza, Prens Sebahattin, Bahâeddin Şâkir, İbrahim Temo ve Abdullah Cevdet gibi isimler sayılabilir.

           Farklı liderler ve gruplar arasında hem fikir temelinde, hem de faaliyet metotları ve tarzları açısından önemli farklılıklar vardı. Hatta birlikten yoksunluğun da ötesinde, Jön Türk liderleri ve grupları arasında çoğu kişisel olan önemli anlaşmazlık ve düşmanlıklar vardı. Jön Türk grupları içerisinde en etkili oluşum İttihat ve Terakki Cemiyetidir. İttihat ve Terakki Cemiyeti 1889 yılında Askeri Tıbbiye öğrencileri tarafından kuruldu. İlk ismi İttihad-ı Osmanî Cemiyetidir. Gizli örgüt olarak kurulmuştur. Başlangıçta sadece Askeri Tıbbiye öğrencilerinden oluşan küçük bir örgüttü. Daha sonra İstanbul’daki diğer okullara da yayılmaya başladı.’’ Bu grupları belirli bir hedef ve program çerçevesinde birleştirmeye yönelik girişimler olmuşsa da başarıya ulaşmamıştır. Jön Türkler adı altında batıda örgütlenen gençler, bazı batı ülkelerinde aldıkları maddi destekle çeşitli gazete ve dergiler çıkararak, Osmanlı devleti aleyhine yazılar yazmaya başladılar. Jön Türkler, zamanla İttihat ve Terakki Cemiyetini de kurarak 2.Abdülhamit’in taht’ta indirdiler.

        Kendi tarihi değerlerimizden koparak, batı değerleri ile yetişen bu gençlerin kurduğu İttihat ve Terakki koca Osmanlı devletini 1.dünya savaşına sokarak, Osmanlının sonunu hazırladılar.

        Osmanlı külleri üzerinde kurulan genç Türkiye cumhuriyetinin tüm kurum ve kuruluşları batı normlarına uygun olarak düzenlendi. Cumhuriyetin kuran kadroların çoğu batıda eğitim alanlardan oluşuyordu. 1924 tarihli anayasa ve bu anayasaya uygun hazırlanan yasalar yine batılı anlayış damgasını vurdu. Zamanla batılı normlara göre kurulan cumhuriyetin kurumları ve uygulamaları halkla uymadı. Halk büyük oranda Kur’an ve Sünnette uzaklaştırılmışsa da batılı anlayıştaki sistemi benimsemedi. Devleti yönetenler sistemi zorla halka kabul ettirmek için zaman zaman askeri darbelere başvuruldu. Serbest seçimlerle birlikte halk yine sağcı ve dindar siyasi partileri iktidara taşıdı.

            Gelinen noktada hiç kimse memnun değil, ne dindarlar, nede batılı tarzda yetişmiş vatandaşlar.  Ülkede herkes, hırsızdan, soyguncudan, ihaleye fesat karıştırandan, rüşvetçiden, ahde vefa göstermeyenden, fuhşiyattan, kişilerin birbirine olan güvensizlikten, herkes şikâyetçi.

        Tek çare, nüfusun o/o 95 Müslüman olan bu ülkede eğitimden başlayarak, tüm kurum ve  uygulamaları  halkın değerlerine ters olmayan bir hale getirmek için çaba göstermektir. Müslüman bir toplumun İslam’a aykırı kural ve kaidelerle yönetmek kimseyi memnun etmez.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen