• DARBE SU UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ

    DARBE SU UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ
    Hasan YOSUNKAYA

    DARBE

    SU UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ

      

       Son günlerde toplumun gündemini "DARBE" meşgul ediyor. Kimi bu darbe sözü durup dururken nerden çıktı? Diyor. Kimine göre de bunun arkasında bir şeyler vardır. Kimisi de artık Darbe-Marbe olmaz, alt yapısı da, ortamı da yoktur diyor.

          Hangisine inanalım? Nasıl tedbir alalım?

    Darbe olmaması için ne yapalım?

    Bu konuda bir şey söyleyebilmek için, Cumhuriyetin kuruluşuna hatta Osmanlı'nın son yıllarına gitmek lazım. Batı, Reform ve Rünesanslarını yaptıktan sonra sanayi devrimini tamamlayınca, bir taraftan da sömürgecilik yoluyla hızla gelişti. O dönemde Osmanlı, yani İslam dünyası gerileme sürecine girmiş, Avrupa’nın gerisinde kalmıştı. Bu arayı kapatıp, kalkınarak Avrupalılarla yarışmak için devlet parasıyla Avrupa'ya burslu öğrenci göndermeye başladı. Ne olduysa ondan sonra oldu.

    Avrupa'ya giden öğrencilerimiz bilgi ve teknik getireceklerine, kendi milletinin değerlerine yabancılaşarak Batı'nın gayri ahlaki adetlerini alıp geri geldiler. Bizde yasak ve günah olan zina, içki gibi bazı gayri ahlaki davranışlar batıda serbestti. Gençlerimiz oralarda bu pisliklere bulaşmaktan kurtulamadılar. Geri geldiklerinde aynı ortamın memleketimizde de serbest olması için çalıştılar. Bu alanda örgütlendiler. Gazete ve dergi çıkararak devletin aleyhinde kampanyalar başladılar. Bizim devlet bu gayri ahlaki eylemlere izin vermeyince padişaha diktatör, özgürlük düşmanı demeye başladılar. Gençlerin bu talepleri İslam düşmanı batılı devletler tarafından desteklendi. Bu guruh ülkenin içinde ve dışında ki düşmanlarla işbirliğ yaparak İttihat ve Terakki partisini kurdular,2.Abdülhamit’i tahttan indirdiler. Bununla yetinmediler.

     İktidara ortak oldular. Padişah etkisiz hale geldi. Avrupada başlayan 1.Cihan harbi, Osmanlıyı, müslümanları hiç ilgilendirmezken. İttihat ve Teraki'nin batı hayranı politikaları bizi Alman'ların yanında savaşa soktu. Bu savaşta Almanlar yenilince, koca Osmanlı imparatorluğu da hükmen yenilmiş kabul edildi.

    Osmanlı toprakları batılı galip devletler tarafında masa üzerinde cetvelle devletciklere ayırdılar. Osmanlı varislerine de Anadolu toprakları bırakıldı. Anadolu insanı kendisine bırakılan topraklar üzerinde Türkiye Cumhuriyeti devletini kurdu. Halkın gerçek temsilcileri tarafından 1921 Anayasını kabul edilerek yoluna devam ederken; kısa bir süre sonra halkın temsilcilerinden oluşan meclisi fesh ederek, yeni bir meclis oluşturdular. Oluşan bu yeni meclis 1924 Anayasasını hazırladı. Ve yürürlüğe koydu. Bundan sonra halkın inanaç ve değerlerine aykırı yasalar çıkarılarak veya Batı'nın kendi insanı için çıkarılmış olduğu yasaları kopya ettiler. 1950'ye kadar kendi kültür, tarih ve inançlarından uzak nesiller yetişti. Halkın kalbindeki iman sükülüp atılamadı, ama anlayış ve algılarda çok şeyler değişti.1950 de Demokrat Parti iktidara gelince halkın dini üzerindeki baskılar biraz hafifleyince, Halk dinini yaşamaya başladı. Devletin sahibi olduklarını düşünen iç ve dış çevreler askeri devreye sokarak ilk askeri darbeyi 1960 'ta yaptılar. Başbakan Menderes ve iki bakanını astılar. İş burda bitmedi her 10 yılda bir darbe yapmaya başladılar.

    12 Mart askeri müdahaleyle merhum Erbakan'ın kurduğu Milli Nizam Partisini kapatılar. Erbakan Hocaya dediler ki :"Sen dindar bir insansın, bir köşede otur. Namazını kıl, orucunı tut ve Kur'an'ını oku kim sana karışıyor. Siyasetle ne işin var."Hocanının verdiği cevap:"Ben Kur'an'ı okuyunca Kur'an bana diyor ki: Kalk ülkenin başına geç, ne kadar zulüm ve adaletsizlik varsa engelle." Ben, bu düzen partileri ile halkın Huzur yüzü görmeyeceğini bilenlerdenim der. Erbakan, kapatılan partisinin yerine yenisini kurdu. Adına İslam yerine Milli Görüş dediği partileri kurdukça düzenin sahipleri, İslam’ın düşmanlarının eliyle askeri darbaler yaparak Erbakan Hocanın partilerini kapattılar. En büyük darbeyi 28 Şubat'ta yaptıkları post modern darbeyle vurdular. Her darba ve müdahaleden sonra  Milli Görüş çizgisindeki parti kapatıldı. Müslümanlara yapılan baskı artarak devam etti. Son darbe teşebbüsü 15 Temmuz FETÖ darbesi en kötüsüydü. Hain Fetö, yıllarca Anadolu insanını başına, taktığı namaz takkesiyle kandırdı.

     Bu gün, AK Parti iktidarında halkın üzerindeki baskı azaldı. Ama Anayasa başta olmak üzere tüm yasalar hala onların yaptığı yasalardır. Bu yasalar değişmesin diye her yola başvuruyorlar. AK Parti hükümetini alaşağı etmek için başvurmadıkları numara kalmadı. Millet, artık düzenin gizli ve hain İslam düşmanlarının varlığından haberdar olmuştur. Kendi öz iktidarı olan, AK Parti iktidarını 15 Temmuzda, canı ile korudu. Bu son darbe miydi? Bu devletin sahibi olduklarını düşünenlerin arkasında onlara bu görevi veren İslam düşmanı devletler asla vazgeçmezler."SU UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ." Atasözüünü akıldan çıkarmayalım. Onlar AK Parti ayakları üzerinde durur ve ülke yönetimine tam sahip olursa, bütün İslam dünyasını da uyandıracağını ve ayağa kaldıracağını biliyorlar.100 yıldır İslam dünyasını uyutup, başına kendi kuklalarını koyarak, istediği gibi yönetiyorlar. Bundan sonra yönetme ve sömürme imkânından mahrum kalacaklar, sömürü çarkları kırılacak.

    Mazlum Afrika halklarını da Sömüremiyecekler. Bunu bilen bu milletin düşmanları, kolay kolay darbelerden vazgeçmezler. Bu millet seçimle onların temsilcilerine asla iktidarı vermez.15 Temmuz da uyanan bu Müslüman millet, bir daha uyumasın. İktidardakiler de elini çabuk tutsunlar. Bu düzeni kuranların getirdiği milletimizin inançları ile çelişen yasalarını değiştirsinler. Eğitim sistemini de millileştirsinler. Fırsat bu fırsat. Bu fırsatı kaçırırsak tekrar yakalamak kolay olmayacaktır.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen