• Ümidi muhafaza edin!

    Ümidi muhafaza edin!
    Fahrettin ELİTAŞ

    Ümidi muhafaza edin!

     

    İnançlı insan her halü karda ümidini muhafaza etmelidir. Ümidini yitiren işin başında başarısız olmaya mahkûm olur.

    Zira insan ümitle harekete gelir aktivite kazanır. Çünkü ümit enerji ve hayattır; yeis ise donukluk ve ölümdür. Ümitle insan huzur ve güven bulur.

    İnançlı insan karşılaşabileceği sıkıntı ve sorunlar hiç bir zaman ümidini kırmamalıdır. Aksine ümidini artırmalıdır. Zira inançlı insanın yolu sıkıntı ve sorunlarla çevrilmiş ve dikenlerle döşenmiş bir yoldur.

    Dolayısıyla sıkıntıya girmesi, sorunlarla karşılaşması ve dikenlerin ayağına batması onun doğru yolda olduğunun ve doğru ilerlediğinin kanıtlarındandır.

    Hz. Peygamber (s.a.s.)'in hayatına baktığımızda en ağır ve zor şartlarda bile ümidini yitirmediğini bilakis ümit var olduğunu görmekteyiz.

    Müşriklerin zulmünden yakınarak: "Bizim için Allah'tan yardım dilemez misin?" sorusunu soran sahabeye: "Allah'a yemin ederim ki bu iş (İslam) tamamlanacaktır. Fakat siz acele ediyorsunuz" diyerek cevap vermiştir.

    Verdiği bu cevaptan açık bir şekilde anlaşıldığı gibi Peygamber (s.a.s.) ümitli kalmakla yetinmemiş çevresine de ümit vermiştir.

    İnançlı insanın ümidini muhafaza etmesi ve yeise düşmemesi için gaye ve hedefi birbirine karıştırmaması lazım. Gaye ve hedefin yer değiştirmesiyle ümidin zayıflaması ve yeisin istila tehlikesi oluşur. İnançlı insanın gayesi Allah'tır.

    Allah'ın rızasına kavuşmak ve kulluğun gereğini yerine getirmektir. Allah (c.c.) kullarını çalışmakla mükellef kılmış, neticeden ise onları sorumlu tutmamıştır. Başarı ancak Allah'tandır. Dolayısıyla vazifesini yerine getirmekle ve Allah'a ait olan neticeyi O'na bırakmakla ümidini muhafaza etmelidir.

    "Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Ama kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. Allah'a ortak koşanlar istemese de, hak dini bütün dinlerden üstün kılmak için Peygamber'ini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur." (Saf, 61/8-9)

    Peygamber efendimiz ümmetinin geçireceği siyasi merhaleleri, dönemleri bizlere hadisi ile bildirmektedir.

    "Şüphesiz sizin dininizin ilki nübüvvet ve rahmettir.

    O, Allah'ın dilediği kadar bir süre aranızda kalacak ve sonra Allah onu kaldıracaktır. Sonra nübüvvet yolunu takip eden hilafet olacaktır. O da Allah (c.c.)'ın dilediği kadar aranızda kalacak ve sonra Allah onu kaldıracaktır. Daha sonra ısırıcı saltanat dönemi gelecektir. Bu da Allah'ın dilediği kadar aranızda kalacak ve daha sonra Allah onu kaldıracaktır. Sonra diktatörlüğe dayalı idari dönem başlayacaktır. O da Allah'ın dilediği kadar aranızda kalacak ve sonra Allah onu kaldıracaktır. Sonra nübüvvet yolunu takip eden hilafet gelecektir. Bu insanlar arasında Peygamberin sünnetini uygulayacaktır. Yeryüzünde İslam ağırlığını koyacaktır. Yeryüzü ve gökyüzü sakinleri bu idari dönemden hoşnut kalacaklardır. Gök yağmurundan tek bir damla bırakmaksızın akıtacak ve yer de bitkilerinden hiç bir şey bırakmadan çıkaracaktır." (Ahmed İbnu Hanbel Müsned.)

    İnanan insanın ümit kaynağı her ne kadar Allah'ın (c.c.) rızası ve kulluk vazifesinin ifası ise de, bu hadisin gözlüğü ile ümmetin geçmişine ve geleceğine bakıldığında çok yakın bir zamanda istikbalin İslam'a ait olacağı hususunda ümid daha da artacaktır.

    İslam âlemindeki İslami uyanışın sürekli güçlenmesi ve hakim sistemlerin tıkanıklığı, geleceğin İslam'ın olacağını vaad etmektedir. Gecenin sonundaki zifiri karanlık şafağı, hamilenin sancıları doğumu müjdelediği gibi. Son zamanlarda artan küfrün zülüm ve saldırıları da, İslam'ın doğumunu, adaletin, hakkın, hürriyetin, eşitliğin, huzurun, maddi ve manevi saadetin geleceğini müjdelemektedir.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen