• Özlediğim Memur-Sen

    Özlediğim Memur-Sen
    Eyüphan KAYA

    Özlediğim Memur-Sen

     

    Sendikaların bir etki, bir de ilgi alanları vardır.

     

    Üyelerinin özlük hakları, mesleklerinin kalitesini arttırmak ve yönetimde söz sahibi olma etki alanları iken, üyelerini yetiştirme, kamuoyuna karşı duygu ve düşüncelerine tercüman olma ise ilgi alanı olarak kabul edilebilir.

     

    Malum etki alanında başarılı olmayan bir sendikanın ilgi alanında başarılı olması hayli zor oluyor.

     

    Memur-Sen eski genel başkanı Ahmet Gündoğdu bir ara Diyarbakır’a gelmişti, ben ondan “Memur-Sen Akademisi” tarzı bir hizmet içi eğitim teklifinden bulunmuştum, ama anlatamadım, belki de o anlamadı çünkü kocaman Memur-Sen’i bırakıp vekil olmayı tercih etmesi bu izlenimi veriyor.

     

    Memur-Sen misyonu buna elveriyor muydu? Tabi çalıştığınız alanda vizyon noksanlığından dolayı yerinde sayıp, rutin işler yaparsanız, böyle tükenirsiniz.

     

    Bir gün rahmetli Hasan Celalgüzel soruyor Eğitim Bir Sen yetkililerine, “kaç üyeniz var?” yetkili kişi, “200 bin üyemiz var” deyince diyor ki; “bir üye dahi aramayın bence, siz bu üyelerinizi konferans, panel ve seminerlerle nitelikli hale getirin, sırtınız yere gelmez”

     

    Malum Memur Sen Konfederasyonu, alt sendikalarından birçok açıdan bir adım önde olan Eğitim Bir Sen tarafından genelde temsil ediliyor. Dolayısıyla Eğitim Bir Sen’nin seçimleri daha dikkat çekiyor, değer kazanıyor. Çünkü Eğitim Bir Sen’in başkanı aynı zamanda Memur Sen’in başkanı sayılır.

     

    Diyarbakır Eğitim-Bir-Sen’in Diyarbakır’daki başarısı idareci atamasında hit yaptı, ama okul başarıları dert edinmediği için kişi menfaatine endeksli bir çalışma durumunda kaldı, maalesef.

     

    Bir de üye çalışmaları yapıyorlar, o da bir nevi modern dilencilik gibi bir şey maalesef. Kardeşim, sen var olan üyelerinle uğraş kemiyetten çok keyfiyete bak. Birileri isterse gelir size üye olur.

     

    Benim özlemini çektiğim Eğitim Bir-sen’i birkaç madde ile paylaşmak isterim;

     

    1-Diyarbakır Eğitim öğretimini kendine dert eder, ona endeksli çalışmalarını yapar.

     

    Mesela başarısız bir öğretmeni sendikasına üye yapmaz, üye olup ta başarısız olan üyelerini yetiştirme yollarını arar, hala da git gel yöntemi ile mesleğini icra ediyorlarsa ihraç talebi ile disipline verilir.

     

    2-Bir okulla ilgili stratejik bir eylem planı olmayan birini sadece “Sendikaya üyedir” diyerek onu idareci yapmaz. Yaptığında planını takip etmiyorsa il müdürlüğü ile işbirliği içinde, ilk yılda onu sorguya alır, yapamıyorsa değiştirir.

     

    Ayrıca üye oranı düzeyinde diğer sendikalara üye olan kimselerden de idareci seçilmesine yardımcı olur ve bu şekilde adaletin tecelli etmesine sebep olur.

     

    3-Öğretmenlerin, tabi başta üyeleri olmak üzere kendini mesleki açıdan yenileyebileceği kurslar verir, bu şekilde şehrimizin eğitim öğretimine kalite katar, vatandaşlarımızın duasını alır.

     

    4-Üyeleri arasında hafta sonu kurslarında görev almak için nitelikli bir sınav açar, bu sınavda başarılı olanları MEM işbirliği içinde kurslarda görevlendirir. Bu kursların kalitesini arttırarak velilerimizin duasını alır.

     

    5-Memur-sen akademisi ile sık sık üyelerini yetiştirerek her birini oturduğu muhitte birer lider yapar, Memur-Sen kavramını bir marka haline getirir, öyle ki sivilleri dahi etki altına alır, minnettar bırakır.

     

    6-Üyelerinin halini hatırını sorar, bir doğumda ya da ölümde yanında, yakınında olur, mutluluğunu paylaşarak arttırır, acısını paylaşarak azaltır.

     

    7-Toplumsal meselelere karşı duyarlı olur, dünyada ve ülkemizde olup biten olaylara karşı tarafını belirler. Gerekirse iktidarı dahi pozitif eleştirir.

     

    Devamını isterseniz siz getirin benim için bu kadarı yeter arkadaş. Keşke o günleri görebilseydik, iyice beklentilerimi inceleyin, göreceksiniz ilk beş maddeden eser yok.

     

    Gelecek yeni yönetim bunları yapar mı yapmaz mı? bilinmiyorum, ama merak ediyorum.

     

    Bunun için eski yönetime bir şey sormaya gerek yok “Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz” diyor atalarımız. Ama yönetime talip olan “Beyaz Listeye” sormak lazım.

     

    Haydi hayırlısı ama “eski tas yeni hamam uymuyor” artık.

     

    Ben eski yönetimin yerinde olsaydım bu defa aday bile olmazdım! “Bu işin nimeti varsa, başka arkadaşlarım da faydalansın, nikmeti varsa başkası da çeksin” derdim. Doğru olanı bu değil mi?

     

    Hayırlısı bakalım, yeter ki iftira, haksızlık ve dedikodu olmasın. Tercih delegenindir, ama delegenin de kendilerini seçen üyelere karşı sorumlulukları var unutmayalım.

     

    Hayırlı çalışmalar dilerim.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen