• Milli Eğitim Bakanına sesleniyorum!

    Milli Eğitim Bakanına sesleniyorum!
    Eyüphan KAYA

    Milli Eğitim Bakanına sesleniyorum!

     

    Malumunuz öğrenci marangozun eline verilen bir lata, ya da şekil verilmeye müsait bir hamur gibi eğitime muhtaç, keşif edilmeye hazır bir cevher, günahsız bir varlıktır.

    Şekillenmesinde veli, öğretmen, idareci ve özellikle de eğitim öğretim müfredatı etkilidir. Ayrıca çevrenin de etkisi göz ardı edilemez.

    Eğer okul öncesi çocuklarına bir işe başlarken Besmeleyi, bir nimet karşısında Şükretmeyi, bir musibet karşısında sabrederek Hamd etmeyi öğretemiyorsak asıl zulüm, ihanet ve başarısızlık oradan başlıyor. Aslında eğitimde kendimizi ve dolayısıyla Rabbımızı tanımalıyız.

    Hele bir de bu süreçte dahi Atatürk’ten bahsediliyorsa zaten çocuğu şimdiden kaybettik sayılır.

    Çünkü çocuğu eğitmek İnanç, Dil, Kültür ve Tarih ile mümkündür. Bu değerlerden yoksun yetişen bir çocuk serseri mayından bir farkı kalmaz. Laiklik ya da Kemalizm’e endeksli bir eğitim Anadolu’da tutmaz, iyi insan yetiştirmede yetersiz kalır. Tıpkı Fransa’daki sarı yelekliler gibi anarşi oluştururlar. Onlar da laik eğitim sistemin meyveleridir.

    Dolayısıyla değerler eğitimi adı altında helal-haram kavramını çocuklarımıza anlatmak boyun borcumuzdur.

    Eğitim Öğretimin ana unsurlarından biri olan velimizi ödevlendirerek öğrencilere karşı nasıl davranması gerektiğini seminerle anlatmak lazım. Buna bağlı olarak veliye de yılda iki defa karne vermemizde fayda var diye düşünüyorum.

    Öğretmen profilimiz genellikle çok kötü, hem mesleki açıdan kendini yetiştirmede bir çalışma ve çaba göstermiyorlar, hem de beşeri münasebetler açısından bir kısmı yetersizdir.

    Bir an evvel öğretmenlik mesleğini nitelikli bir sözleşmeye kavuşturup, performansı düşük öğretmenleri devre dışı bırakma çalışmalarını yürütmek lazımdır.

    Ayrıca eğitim fakültesini kazanmayı sadece puanla değil başka başka hazırlıklara, çalışmalara bağlamak gerektiğine inanıyorum.

    Mesela eğitim öğretim ve ideal öğretmenlik konusunda çalışma yapıp öğretmenliği özümseyen kimseler eğitim fakültesine alınmalıdır.

    Üstelik hangi branşta olursa olsun eğitim öğretin süreci içinde değerler eğitimi adı altında, eğitim fakültelerinde İnanç, Kültür, Dil ve Tarih ama gerçek tarihin okutulması lazım bunun yanı sıra sınıf geçme puanı da pedagoji derslerinde %90’lar civarında olması gerekir.

    Eğitim-öğretim süreci içinde öğretmenlik vasfını taşımaya elverişli olmadığı tespit edilen kimselerin dosyalarına işlenmesi ve diplomasının arkasında “bu diploma lisans düzeyinde mezuniyet belgesi olmasına rağmen diploma sahibi öğretmenlik vasfını taşımamaktadır.” Yazılmalıdır.

    Malum dünyada birçok meslek var, tüm mesleklerin hataları telafi edilebilir, ama öğretmen düzensiz öğrenci yetiştirirse işte onun telafisi zordur. Onun için ta baştan bunun tedbirini almak lazım.

    Yani bir halkın İnanç, Dil, Kültür ve Tarihi ile barışık olmayan bir kimsenin öğretmen olması doğru değildir. Bu ülkenin mayasını öğretmenler üzerinde bozdular.

    Alfabeye K(ke) harfinin yanı sıra K(ka), H(he) harfinin diğer iki mahracını çıkaran iki harf ve A(a) harfinin (ayn) sesini veren harflerin alfabemize eklenmesi kaçınılmazdır diye düşünüyorum.

    İdareciliğe gelince bir okul müdürünü seçerken, özellikle talip olduğu okulla ilgili bir SWOT analizi ondan muhakkak istemek lazım, 4 yıllık müdürlüğü süresince okula nasıl bir inovasyon katacağını kısa, orta ve uzun eylem planlarını isteyip en önemli puanlardan birinin bu olması gerektiğine inanıyorum.

    İdareci mülakat komisyonuna meslekteki kıdem, yaş ve tecrübeye göre ehil kişiler seçilmesine dikkat edilmeli, sendikalar bu komisyona üye olmamalı sadece değerlendirmeye seyirci olarak alınmalıdır.

    Atanan müdürün komisyona sunduğu eylem planını uygulayıp uygulamadığı takip edilmeli ve müdürün başarısı ona göre değerlendirilmelidir. Yoksa kağıt üzerinde kurumu yönetmek kolay iştir, hatta başarısız müdürlerin en başarılı olduğu alanlardan biridir diyebilirim.

    Her ilde emniyet tarafından okulların etrafını yoklayan emniyet mensuplarının, mobil ekiplerin muhakkak olması lazımdır diye düşünüyorum.

    Diyarbakır’a gelmiştiniz, sekretaryasını yürüttüğüm “Gönül Mimarları İnisiyatifinin” önemli bir çalışması vardı, dolayısıyla programınıza iştirak edemedim. Ayrıca bir eğitimci yazar olmama rağmen davet de edilmemiştim. Ama programınız hem Ak parti tarafından, hem Dicle Üniversitesi tarafından elime ulaşmıştı.

    Öğretmen ve idarecilere verdiğiniz konferans edindiğim izlenime göre eğitim camiasında bir heyecan oluşturduğunu söyleyebilirim.

    Meslek okullarına verdiğiniz önem, yabancı dil konusundaki yaklaşımınız ve idareciler için düşündüğünüz sınıflandırma(Lider, yönetici…) kimi nitelikli eğitimciler üzerinde ciddi bir etki bırakmıştır. Bundan dolayı peşinen size teşekkürlerimi arz ediyorum. Ayrıca okullara öğrenci başına göndermeyi düşündüğünüz ödenek de yerinde bir çalışma olduğuna inanıyorum.

    Aksiyon adamı olduğunuza kanaatim var, ezbere konuşmamanız da hoşuma gidiyor, plan program ile hareket ettiğin de ortada, fakat ne olur şu Atatürk kavramını eğitim öğretimde canlandırmaya çalışma lütfen, dışarıdan öyle bir izlenin bırakıyorsunuz. Bu halkın çocuklarına yazık olur. Müsaade edelim Anadolu insanı Atatürk’ü geride bıraksın daha da ileri gitsin NATO’yu, Birleşmiş Biletleri(BM)’ i yönetsin, bilim dünyasında varlığı hissedilsin, daha iyi olmaz mı?

    Nice başarılara imza atmanız dileğiyle.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen