• Meğerse Putin Potin’miş

    Meğerse Putin Potin’miş
    Eyüphan KAYA

    Meğerse Putin Potin’miş

     

    Doğrusu uzun zamandır Putin’i basından takip ediyordum. Hele ki son birkaç yılda Türkiye ile ortak hareket etmesine bayağı umutlanmıştım. Hatta yakında İslam ile müşerref olabileceğini dahi hayal ediyordum.

     

    Ne yazık ki 7 Eylül’de İran’da gerçekleşen üçlü zirvedeki tavrı bütün umutlarımı suya düşürdü.

     

    Her halde sıralamaya tabi tutulursa son on yılın en başarısız yöneticisi Bessar Esed olur, gel gör ki bir yandan İran diğer yandan Rusya bu zalim herifin arkasında durup, mazlum İdlip halkını vurmaya başladı.

     

    7 yıldır can gidiyor, kan gidiyor, bu zulme devam denilebilir mi? üçlü zirvede Rusya ve İran’ın tavrı maalesef bu anlama geliyor. İyi ki Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan bir delikanlı gibi davrandı ve bu saldırılara “dur” demek gerektiğini söyledi.

     

    Yahu eskiden solcu denilince; sözünün eri, delikanlı, haksızlığa karşı sesini yükselten, sömürüye karşı olan kimse akla geliyordu. Ne yazık ki son yıllarda solculuk bulaşık bezine dönüştü, Rus lider de “mazlumları öldürmeye devam” diyerek büyük kardeşi ABD’yi taklit ediyor. Galiba gavurluğu tuttu.

     

    Sene 2014 Şubat ayı itibariyle Bağdat’ta gerçekleşen İslam İşbirliği Teşkilatı kongresinde Rusya, Çin ve İran üçlüsüne Suriye serserileri demiştim, maalesef haklılığım bir kez daha teyit edildi.

     

    Eğer Suriye için bir barış planı düşünülüyorsa, üçlü bir federatif yapıya gitmekten başka bir çaresi yoktur.

     

    Şam eyaleti, Halep eyaleti ve Haseki eyalet, bu şekilde bir yandan toprak bütünlüğü korunur, diğer yandan ÖSO, SDG ve Şam yönetimi varlığını hisseder.

     

    Bu saatten sonra “ben, Suriye’yi eski Üniter yapıya kavuşturacağım” diyen varsa aklını ekmek peynirle yemiş diyebilirim.

     

    Hatırlatmak gerekir ki; SDG, ABD’den aldığı silahları bırakacak, çünkü bu haliyle ne zaman ne sıkıntı oluşturacağı belli değildir. Aslında ondan da daha önemlisi ABD buralardan el çektirecek.

     

    Ya BM’ye ne demeli? Aslında Birleşmiş milletlerin tükendiği Suriye meselesinde bir daha kanıtlandı bence. 200 civarında devletin üye olduğu bir oluşum olacaksınız ve Ortadoğu’da bu kadar kan akacak, yüz binlerce insan öldürülecek, milyonlarca insan vatanını terk etmek zorunda kalacak

     

    ve sizin bu olay karşısında işe yarar bir müdahaleniz olmayacak. Bu tükendiğinizin apaçık delili değil mi?

     

    Hal böyleyken siz hala hangi umutla, hangi gerekçe ile ben varım diyorsunuz.

     

    2010 yılı itibariyle bir gerçek imzaya açılmıştı, “Birleşmiş Milletler yaşlanmıştır” diye, ben de ona imza vermiştim. O gün yaşlanan BM bu gün sekerat halini yaşmaktadır. Beklentimiz kendi kendini feshetmesidir. Artık bu simgesel oluşuma ihtiyaç kalmamıştır, benim kanaatim budur.

     

    Ya kendine ötenazi yapacak ya da günün icaplarına göre kendini revize edecek, bu hantal yapısı ile BM dünyaya yük haline geldi.

     

    Ayrıca bazı devletlerin yönetimlerinden artık umudumuz kesildi, artık vatandaşlarına sesleniyoruz. “Hak ve adaletten yana seslerini yükselttin” diye.

     

    Rusya, Çin, BAE, Suudi Arabistan, Mısır, ABD vs. buralarda haklın harekete geçmesi lazım. “Büyüklerimiz daha iyi bilir” diyerek sorumluluktan kurtulamayız, ona göre.

     

    Selam ve selametle kalın, daha huzurlu bir dünya için.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen