• İslam Dünyası Teyakkuzda

    İslam Dünyası Teyakkuzda
    Eyüphan KAYA

    İslam Dünyası Teyakkuzda

     

    Maalesef dünyan çetrefilli bir yüzyıl geçirdi. Hak ve batıl birbirine karıştı. Bu geçen süre içinde İslam dünyası yönetim erki açısından ne İslam ne İslam olmayan, ama münafık postuna bürünmüş kimselerin elinde ar-var etti.

    Batının batıl tarzını taklit için bir icap, modayı takip ise olmazsa olmaz gören bu yaklaşım ne küfre ilhak edebildi, ne de İslami bir şahsiyet olarak varlığını koruyabildi.

    Bir zamanlar “Devlet benim” deyip sesi gür çıkan birileri zamanı geldi ağababaları tarafından öyle ya da böyle yok edildi, “artık işiniz bitti” dercesine tek dişi kalmış o medeniyet canavarı deve dişini kullanarak kendi piyonlarını ezdi, hırpaladı.

    Ancak iletişim imkanının internet ağı ile hız kazanması sonucu artık o piyonların İslam dünyasında kalmaya mecalleri kalmadı. Teyakkuza geçen İslam dünyası ittihat için çok yönlü modeller geliştirmekte olup, yakın zamanda Konfederal ve federal bir yapıya ulaşacak ve iç ve dış düşmanları karşısında güçlü bir birlikteliğe gidecek.

    Bu münasebetle, İslam İşbirliği Teşkilatı, Dünya İslam Formu, Dünya Müslüman Alimler Birliği, İslam Birliği Kongreleri büyük bir heyecan ve şevkle yapılıyor, geleceğe mevzuat ve mektubat bırakıyorlar. 1-2 Kasım 2018 tarihlerinde İstanbul WOW otelde gerçekleşen İslam Birliği Ekonomi Kongresine katılmak nasip oldu, 25 ülkeden katılımcıların olduğu bu kongrede 53 Akademisyen, Diplomat ve Güvenlik uzmanlarının tebliğ verdi, kongrede Ekonomi konusunda ciddi bir değerler bütünü ortaya konuldu, deklarasyona dönüştürüldü. Katılımcı olarak son oturumda bu kongreye not bırakmak bana da nasip oldu.

    Şimdilik o kısa katkımı sizinle paylaşmak istiyorum, en kısa zamanda kongrenin içeriğini raporlayıp siz saygı değer okuyucularımla paylaşacağım inşallah. Katkım şu oldu; İslam dünyasına verdiğim iki ayrı tebliğden iki cümle sizinle paylaşmak istiyorum.

     

    *Birincisi Üstat Bediüzzaman'ın ifade ettiği gibi; Hilafet müessesesi her devletten temsil edilen ilim erbabı kimselerden oluşan bir şahsı manevi olarak oluşturulamaz mı? O zaman bu makam herhangi bir konuda bir fetva verirse fertten tutun, Anayasa Mahkemesi başkanına kadar, Hükümet yetkililerine kadar her kes kendine düşen payı o fetvadan alır ve ilahi öğretinin ışığında doğru dürüst çalışır, sorumluluğunu yerine getirir.

     

    *İkincisi ise malum dünyanın en zor sorunu açlıktır,ama en ucuz giderilecek sonun da yine odur. Dolayısıyla bir “Hilafet Bankası” kurulursa ve her İslam ülkesi bütçesinin %5’ini buraya aktarırsa ve bu fakirlere ulaşılabilirse iyi olmaz mı? Bu şekilde aynı zamanda İslami bir değer olan halifeliği de yaşatmış oluruz, eğer İslam Birliğini oluşturacaksak hilafetsiz olmaz diye düşünüyorum.

    Bir yandan Oturum başkanı Prof. Dr.Mehmet Zelka, diğer yanda Dünya Müslüman Alimleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ali Muhyiddin Karadaği ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Emekli Paşa Adnan Tanrıverdi 5’er dakika bu mevzuya ayırıp, olumlu bir katkı yaptılar ve bu talebim kayda alındı. Adnan Tanrıverdi Paşanın başkanlığını yürüttüğü ASSAM’ın bu çalışmasını takdir ediyor, daha nice çalışmalar dilerken Diyarbakır’dan katılma imkanı bana ve Mehmet Arzu dostuma verdikleri için de kendilerine teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

    Siz siz olun böyle çalışmaları küçümseyeceğine katkı verin, destekte bulunun, kalbi, kavli, fiili dualarınızla olgunlaşmasına katalizör olun. Zaman ye’se kapılma zamanı değildir.

     

    Selam ve selametle kalın.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen