• Ben Devlet Başkanıma Güveniyorum

    Ben Devlet Başkanıma Güveniyorum
    Eyüphan KAYA

     

     

    Biri merhum Demirel’e sormuş; “ülke yönetimi nasıl gidiyor, zor değil mi büyüyen Türkiye’yi yönetmek?” O da demiş ki; “Ne yönetmesi, ne hali kardeşim idare ediyoruz işe”

     

    Bu ifadenin tam olarak doğru olup olmadığını bilemem ama doğruluk payı yüksek olduğuna inanıyorum.

     

    Ülkemiz uzun zaman bu tarzda idare edildi, çünkü Türkiye askeri açıdan bir NATO ülkesi ve ABD’nin stratejik müttefikiydi. Adamlar dişine göre birilerini yönetime getiriyorlardı, bunu da Eski devletin karanlık mahfeleri aracılığı ile yapıyordu ve asker kara kartal gibi hükümeti kuş bakışı havadan izliyordu, kırmızı kitapta belirlenen sınırların dışına çıksa şayet hemen uyarıyordu.

     

    Çünkü Türkiye’ye biçilen kaftan şuydu “Kuruyunca sula, yeşerince buda” başka bir ifade ile “ne oldur, ne öldür.”

     

    Rahmetli Özal bu gidişata “dur” demek istedi, ölüm nedeni hala aydınlatılmış/anlaşılmış değildir, öldürülme ihtimali de çok yüksektir.

     

    Refah-Yol hükümetinin başbakanı Rahmetli Muhterem Erbakan bu gidişatın sınırlarını aşmaya çalıştı Hükümetin ne entrikalara azledildiğini yaşı müsait olanlar biliyor.

     

    Recep Tayyip Erdoğan bu gidişata “dur” dedi, şimdiye kadar karşısına çıkan engellerin haddi hesabı yok, elhemdulillah kurdukları her tuzak oyun kurucuların başına patlıyor.

     

    Bir kaçını paylaşmak istiyorum;

     

    *Siirt’te okuduğu şiirden dolayı hapse girişi,

     

    İlginçtir Bitlis’te o meşhur manidar şiiri okuyunca, muhabir “haber değeri yoktur” diye Doğan haber müdürü ile paylaşmıyor bile, ancak bölgenin haber müdürü Engin Öztürk kaseti izleyince o şiiri sansasyonel bir haber olarak seçip, alelacele uçağa ulaştırıp, Ankara’ya gönderiyor.

     

    Meğerse konjonktür olarak sürecin aradığı bir habermiş, “minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışla, müminler asker …” derken akşam bu ifadeler flaş haber olarak televizyon kanallarına düşüyor, tabi bizim bölge müdürü keyiften dört köşe olmuş haberi medyaya düştü diye Erdoğan Ceza evine girince de “haberim ses getirdi” diye iftiharla anlatıyor/paylaşıyormuş, zaman içinde kendisinde manevi bir hal tezahür edip hakikatle tanışınca ve “ben nasıl bu haltı işledim, bu muhterem zatın ceza evine girmesine sebep oldum” diyerek hayıflanıyor. Zamanla o hapis süreci Erdoğan’a bir siyasi prim getirince de “ya ne iyi oldu da Recep Tayyip Erdoğan’ın cezaevine girmesine vesile oldum” demeye başlıyor. Hani bir ifade var “Kul zulüm eder, kader adalet eder” diye.

     

    *2007 27 Nisan e muhtırası,

     

    Bu muhtıranın asıl nedeni Erdoğan’nın Kürt sorununa bakış tarzı ve çözüm talebiydi, yerli ve milli bir proje ile bu meseleyi kökünden hal edecekti, o muhtıra işe yaramadı, ama bu defa dünyanın karanlık aklı Kandil üzerinden bu sorunun çözümünü engelledi.

     

    “Baldıran zehiri de olsa içer, bu sorunu çözerim” diyen bu Babayiğit karşısında muhatap bulamayınca da planının buzdolabına aldı. Yazın sıcaklık etkisi geçiyor, bence bu günlerde artık dolaptan indirme zamanıdır diye düşünüyorum, havalar serin artık bozulmaz kanaatindeyim.

     

    *Hakan Fidanın tutuklama girişimi,

     

    MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın tutuklama talebi aslında onun ifadesine dayanarak Recep Tayyip Erdoğan hakkında dava açmak amacını taşıyordu ve Oslo görüşmeleri gerekçesi ile onu beklenmedik bir ceza ile cezalandırmaktı. Yine başaramadılar, o süreçte ne mucizeler yaşandı anlatsam zaman alır.

     

    *17-25 Aralık gürültüsü,

     

    O 4 bakan üzerinde yine Erdoğan’a yönelmek istendi, ama yine olmadı. Yolsuzluk, arsızlık yok muydu? vardı muhakkak, ama bu boyutta değildi, buyurun bu bakanların şu dokunulmazlığı yok niye sorgulamıyorlar, bunu iyi düşünmek lazımdır diye düşünüyorum.

     

    *15 Temmuz menhus fili darbe,

     

    Bu darbe ise son hamleleri oldu, dünyanın azı dişleri tarafından komanda edilen FETÖ bir örgüt marifetiyle ülkemizi paymal etmeye yeltendi, ama yine başaramadı ve vatandaş gövdesini tanklara siper etti. 250 şehit verildi, binlerce insanımız yaralandı ama ülkesini hainlere teslim etmedi,

     

    81 ile akademisi gibi 27 gün boyunca Ezan, Sala, Tekbir, Vatan ve Bayrak etrafında vatandaş kenetlendi, selamlaştı, dertleşti, bir az daha özüne dönü, Düşmana korku, dosta güven aşıladı.

     

    Bu tuzakların beşi de yasal ve meşru hükümete açık müdahale teşebbüsleridir.

     

    Ya Ak partinin kapatılma davasına ne demeli? 6’ya 5 yani bir oy farkı ile bu ülke bir kaostan kurtuldu elhemdulillah. Zamanın Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ı bu yürekli kararından dolayı “hayır” diyen diğer beş arkadaşı ile birlikte kutluyorum. Tehlike çanları tamtamlar tarafından çalınırken birilerinin hevesleri kursaklarında kaldı.

     

    Her fırsatta azimle, çaba ile direnme gücünü kullanarak yoluna devam etti Recep Tayip Erdoğan’ın liderliğinde Ak partinin gayretli kadroları.

     

    Bütün bunları düşünce Türkiye Cumhuriyetinin ilk Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan güvenim bir katta daha arttı/artıyor.

     

    Yakın zamanda yeni sistem eşliğinde bu ülkeyi ferah, huzur ve zenginliğe kavuşturacağından da eminim.

     

    Anayasal düzeyde Kürt sorunu da çözülecek,

     

    Siyasi bir genel af ile vatandaş devlet arasında yeniden bir aidiyet bağı oluşacak,

     

    Darbölge seçim usulü ile vekil seçimi de gelecek ve meclis daha güçlü hale gelecek,

     

    İktisadi sahada kapitalist ölçütlerin dışında İslam İktisat Nizamı dahilinde yolsuzluk önlenecek ve yoksulluk minimize edilecek, bu ülkede aç ve açıkta kalan insan olmayacak.

     

    Hele ki bir zamanlar fizibilitesi hazırlanın ve bir süreliğine rafa kaldırılan belli özelliklere bağlı ülkenin idari bakımdan 26 bölgeye ayrılıp, ülke bütünlüğü içinde “Adem-i merkeziyetçi” bir yönetim şekli de gelirse daha rahat bir nefes alacağımıza bihakkin inananlardanım.

     

    Kim ne dese desin; Savunma, Sağlık, Eğitim ve Adalet dışında işlerin yerelde hal olmasına fırsat verecek yeni bir idari yapılanmaya ihtiyaç var, bu Başkanlık sisteminin olmazsa olmazlarındandır.

     

    Yolunuz da bahtınız da açık olsun Başkanım.

     

    Selam ve selametle “durmak yok yola devam”, ama etrafında dostların arttır, küskünleri barıştır, Anadolu’nun ruhunu taşıyan insanları bir daha topla, ülkeyi toparla bunu yapabilirsiniz, ama bir az etrafında “Padişahım çok yaşa” diyenleri seyreltmen lazımdır diye düşünüyorum.

     

    Artık “Merhaba problem” demenin zamanıdır, sorunlarımızı tehir etme lüksümüz de yoktur.

     

    Bir vatandaş olarak benden söylemesi.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen