• ÇOCUKLARIMIZ BU KADAR APTAL MI?...

    ÇOCUKLARIMIZ BU KADAR APTAL MI?...
    Eymen Said UZAN

    DÜŞÜNMEK LAZIM!..

     

     

    ÇOCUKLARIMIZ BU KADAR APTAL MI?...

     

    Bu ülkenin okullarında

    11 yıl temel eğitim,

    2  önlisans, 2  lisans eğitimi almış

    Biri olarak neredeyse toplamda

    20 yıllık bir eğitimin sonucunda İngilizce

    Konuşamayan biri olarak duruyorum karşınızda..

     

    Tamam ben gayret etmedim,

    Derslerime çalışmadım,

    Tembel bir öğrenciydim,

    Yapabilecekken yapmadım diyelim…

     

    Peki;

    Türkiye’de eğitim alan

    milyonlarca öğrenci eğitim hayatı boyunca

    Binlerce saat yabancı dil eğitimi aldığı halde,

    kaçta kaçı okulda İngilizce ya da

    Farklı bir yabancı dili öğrenebildi?

    Ve okulda gördüğü bu eğitim sonucunda

    Yabancı dili konuşur hale geldi..

    Bir yerlerde bir yanlışlık mı var?

    Yoksa ÇOCUKLARIMIZ BU KADAR APTAL MI?...

     

    Nerede nasıl büyük bir facia yapıyoruz,

    Evlatlarımızı bu sistemin çarkları arasında

    Öğütüyoruz, eritiyoruz, bitiriyor,

    İşe yaramaz hale getiriyoruz,

    Az biraz düşününce insanın kanı donuyor…

     

    Hatta bunun içine özel okulları

    Ve özel dil kurslarını da dahil edelim…

    Bu kadar öğrenciden %1 öğrenebilmiş midir?

    Bilmiyorum,araştırdım,sağlıklı bir istatistik elde edemedim…

     

    Bu konu ile ilgili bir hikayemi anlatayım size;

    Bir arkadaşımın oğlunun okuduğu özel okuldan

    Yabacı dil kitabı için 1.200 (Bin ikiyüz TL)

    Ekstra ücret istemişler, arkadaşım da beni arayıp

    Sen anlarsın bu ne parasıdır,

    Okul ücreti, Servis ücreti, Yemek ücreti,

    Kıyafet ücreti, zaten verdik

    Ve perişan olduk,

    Birde yabancı dil dersinde okutulacak

    2 tane kitap için bu kadar verecek param yok,

    Okula benimle gelir misin gidip beraber konuşalım dedi..

    Çocuğun okuduğu okulun sahibi de benim tanıdığım

    Ve nazımın geçeceği biri, Neyse, beraber gittik

     –hocam zaten yeterince para verdik,

    Bu ekstra paraları verebilecek durumda değiliz,

    Naapabiliriz? yok mu bu işin bi oluru?dedik..

    Okulun sahibi olan arkadaşım onca yıllık tanışıklığımızı

    Bir kenara bırakıp, bu paranın mutlaka ödenmesi

    Gerektiğini, bu paranın kitap parası olmadığını,

    Yurtdışında anlaştıkları ve sözleşme imzaladıkları

    Bir eğitim kurumunun ücreti olduğunu,

    Çocuğun bu eğitimden sonra mutlaka

    İngilizce konuşabileceğini,

    Bu eğitim sonucunda yurt dışına bilmem ne sertifikası ile

    Daha rahat çıkıp, yurtdışındaki kurumlarda

    Eğitime dahil olabileceğini falan filan falan

    Ballandıra ballandıra öyle bir anlattı ki,

    Biz de koyun gibi dinledik durduk….

    Dakikalar süren konuşması bitince,

    -Bu istediğiniz ücret dışarıda özel yabancı dil

    Kurslarının istediği ücretten daha pahalı, dedim.

    Biz istesek çocuğumuzu dışarıda bu paraya hatta

    Belki daha ucuza kayıt yaptırabiliriz,

    Şu anda yabancı dile yoğunlaşmasını istemediğimizi

    Söylememize rağmen, yabancı dil eğitimin temelinin

    Bu yaşta atılması gerektiği ve bu konunun çok önemli olduğunu

    Vs Anlatan arkadaşıma laf anlatmanın

    imkansız olduğunu anladıktan sonra;

    -Biz bu ücreti ödedikten sonra çocuğa yabancı dil

    Öğreteceğinize dair güvence veriyor musunuz.dedim..

    Bunun üzerine okul sahibi arkadaşım,

    okulundaki 3 tane İngilizce öğretmenini

    Çağırdı, gayet güler yüzle şık bir şekilde yanımıza gelip,

    Kendi okullarına münhasır olan çok çok özel eğitim metotlarından

    Bahsederek -biz kesinlikle çocuğunuza bu eğitim öğretim yılı içinde,

    En azından günlük konuşma İngilizcesi öğreteceğiz,

    Garantisini vererek,1.200 TL’mizi de alıp, sırtımızı sıvalayıp

    Yine gayet güler yüzlü ve şık olarak bizi uğurladı..

    Sonraki süreçte bende çocuğun takipçisi oldum..

    Takip eden 3-4 aylık periyotlarda okula gidip çocuğun durumunu

    Sorduğumuz zaman, öğretmenlerin yüzündeki gülücük,

    ve şık duruşları kaybolmuş, yerine -yinemi bunlar geldi,duruşu ile

    yuvarlak cevaplarla işi geçiştirip yine bizi savsakladılar..

     

    Velhasılı kelam, ödediğimiz artı +1.200 TL’ye karşılık ki

    bu para 5 yıl Öncesi için gayet iyi bir paraydı,

    -çocuğun daha önemli dersleri var, yabancı dil için

    çok fazla zorlarsak, diğer derslerinden başarısız olur

    mazeretiyle,(ki biz bunu en başta söylemiştik)

    özel okula ayrıca verdiğimiz onca ekstra paraya 

    rağmen çocuğumuz İngilizce konuşamadan karnesini aldı..

    geriye okul sahibinin mahçup,yüz ifadesi kaldı..

    Değil yabancı dili öğrenmek, özel okulda çocuğun

    diğer dersleri de daha kötü oldu ve çocuğumuzu özel okuldan aldık…

     

    Yine özel bir eğitim merkezinde, çocuğunun yabancı dil eğitimini

    önemseyip işin ucunu sıkı tutan bir arkadaşım, biz çocuklara

    sınava yönelik eğitim veriyoruz, gramer öğretiyoruz,

    bu eğitim günlük konuşma eğitimi değil cevabını alıyor….

     

    Şimdi neye yanarsın, verilen onca paraya mı?

    Yoksa harcanan onca yıla mı,?

    Para bir şekilde bulunur,harcanır geri gelir..

     

    Bunca genç, sonu kocaman bir hiç olan,

    eğitim alacam diye verdiği bunca yılı

    Nasıl telafi edecek, nasıl geri getirecek,

    Telafisi imkansız olan, kaybolup giden bunca yılının hesabını

    kime soracak? bunca yıllık kaybın hesabını kim verecek

    Bunu hiç kimse bilmiyor..

     

     

    Geçen bir televizyon kanalında, Milli Eğitim Bakanı

    Ziya SELÇUK, Devlet okullarında bir yabancı dilin yanında

    Mutlaka çocuğa 2. Bir yabancı dil dersinin daha eğitiminin

    Verileceğini söyleyip çok dilli eğitime geçileceğini söylüyordu..

     

    Maalesef kendi vatanında, kendi öz dilini bile doğru dürüst

    Öğretemeyen eğitim sistemi, çocuklarımıza bir yabancı dil öğretti de

    Sıra ikincisine mi geldi demeden edemiyor insan..

     

    Öğrencilerinin doğru dürüst Türkçe dilbilgisi

    kurallarını bilmeden mezun olan okullarında,

    Ters giden, yanlış olan bir şeylerin olduğunu

    Ve bu mesuliyeti taşıyıp, bunu kendine dert edinecek,

    Milli eğitim camiası içinde en alt kademedeki memurdan,

    En tepedeki müdürüne, amirine kadar duyarlı çalışanlara

    İhtiyacımız var…

     

    Türkiye cumhuriyeti tarihinde, şimdiki bakanımız

    Ziya SELÇUK gibi, onlarca duyarlı ve donanımlı

    Bakanların bu kadar yaptığı çalışmaya rağmen

    Neden hala bu konuda bir arpa boyu yol alamıyoruz?

    Nerede nasıl bir hata yapıp, çocuklarımızın yıllarını

    Heba edip, onları işe yaramaz hale getiriyoruz?

     

    Bu konuyu birilerinin kendine dert edinip,

    Bir şeyler yapması lazım…

     

    DÜŞÜNMEK LAZIM VESSELAM

    saiduzan@hotmail.com

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen