• Affa ihtiyaç var mı?

    Affa ihtiyaç var mı?
    Ercan EZGİN

    Affa ihtiyaç var mı?

     

    Af veya cezalarda indirim konusunu tartışırken hakikatten çok dikkatli olunması gerekir. Çok hassas bir konu. “Topluma faydası olabilecek bir düzenlemeyse gündeme alalım” tartışması var. Çünkü hukukun alanına siyaset, meclisten çıkardığı bir yasa ile müdahale ettiği zaman aslında var olan bir sistemi bozmuş oluyor. Bununla beraber şunu söyleyebiliriz ki “sırf hapishanelerin dolu olması ve kapasitenin kaldıramaması” gerekçeleri tek başına kamu yararı oluşturur mu tartışması ciddi bir biçimde yaşanmaktadır.                                                                                          ****

    Bu konu salt siyasi bir konu değil. Rahşan affı dediğimiz affın DSP’yi nasıl vurduğunu hepimiz gördük. Af, tehlikeli bir silahtır. Yanlış zamanda, yanlış ortamda ve yanlış bir şekilde çıkarsa bunu çıkaran siyasi iradeyi de olumsuz sonuçları bakımından vurabilir. Kamu vicdanını da çok ciddi anlamda rahatsız etme potansiyeli de yüksektir. “Mahkemelerimiz, geçmişten beri zaman zaman hatalı kararlar alıyor, gelin bu hatalı kararlar nedeniyle toptan bir indirim yapalım” mantığını da dikkatle ele almak gerekir.

                                                               ****

    Af meselesini ve var olan mağduriyetleri mutlaka siyasallaştırmadan tartışmak gerekir. “Af yapılacak, buradan bir oy devşirilmesi planlıyor” gibi konular en son konuşulacak olması lazım. Önünü ve arkasını net bir şekilde ortaya koyup, kamu yararı nedeniyle bir şeyler yapılıyor görüntüsünü veya kabulünü mutlaka topluma vermek lazım. Yani, “bu insanlar ceza evlerinde disipline edilip, ıslah oldular, bir daha kolay kolay suç işlemeyecekler, topluma kazandırılmalarında kamu yararı var” denebilecek bir durum ve sonucu ortaya koyabilmek gerekir.

                                                               ****

    Af veya cezalarda indirim konusu salt TBMM’nin konusu değildir. Baroların, hukuk fakültelerinin, hukuk hocalarının mutlaka ciddi bir katkı sunması lazım. Yapılacak düzenlemeyle kesinlikle “yapanın yanına kar kaldı, bir kapıdan girip de öbür kapıdan çıktı” görüntüsü vermemek lazım. Eğer yapılan yargılamalarda ortada çok ciddi hatalar olduğuna dair somut veriler konmuşsa, Türkiye’de davaların yüzde kaçının hatalı yapıldığı verilerle topluma sunulup, kamu vicdanı tatmin edilmişse af veya ceza indirimi hususunun toplumsal kabul ve hazım durumu daha kolay olur. Kader mahkûmlarının mağduriyetleri de giderilmiş olur.

                                                               ****

    Sayın Cumhurbaşkanı, “prensip olarak Devlet ancak kendisine karşı işlenmiş suçları affedebilir. Vatandaşların bir birine karşı işlemiş olduğu suçları devlet affedemez.” kabul ve düşüncesinde. MHP’nin ise bazı suçlarda ceza indirimi yapılması teklifi halen masada. Adalet Bakanlığı’nın da af veya cezalarda indirim gibi geçici bir düzenleme yerine infaz süreleriyle ilgili kalıcı bir düzenleme hazırlığı içerisinde olduğu, söz konusu hazırlığın “infaz süresinin 4/10 olarak aşağıya çekilmesi, 1/10 olarak da denetimli serbestliğin öngörülmesi”  şeklinde olacağı gelen bilgiler arasında. Buradaki amaç, “ceza alan herkes, mahkeme kararıyla aldığı ve ertelenmemiş cezasından dolayı bir gün dahi olsa cezaeviyle tanışması, ön kapıdan girdi, arka kapıdan çıktı, yapanın yanına kar kaldı isyanıyla karşılaşılmamasıdır.”

                                                               ****

    Cezaevlerinden salıverilen bazı suçluların, ıslah olmayıp yeniden suç işleyip cezaevine döndükleri bir gerçektir. Yapılan araştırmalarda salıverilen üç mahkûmdan biri, tekrardan suç işliyor. Bunun önüne geçilmesi için; “cezaların ağırlaştırılması, şartlı tahliye müessesinin doğru uygulanması, cezaevindeki ıslah koşullarının iyileştirilmesi, cezaevi alternatifi yaklaşımlar ve kurumların geliştirilmesi gerektiği” uzmanlarca dile getirilmektedir. Salıverilen mahkûmların tekrardan suç işlemelerine neden olan risk faktörlerinin başında; “aile hayatının olmayışı, maddi sorunlar, işsizlik, eğitimsizlik, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı” gelmektedir.

                                                                           ****

    Cezaevleri, her ne kadar bireyleri suç işlemekten tamamen caydıramasa da çoğu insanları suç işlemeye karşı caydırıcı bir işlevi yerine getirdiği inkâr edilemez. Ancak cezaevlerinin sadece hapsetme işleviyle bireylerin yeniden suç işlemesinin önüne geçmek mümkün değildir. Bu nedenle hapsetme ve ıslah çalışmalarının birlikteliği olmalıdır. Suçlu toplumla yeniden bütünleşmeli. Özellikle Adalet Bakanı Sayın Abdulhamit Gül’ün cezaevinde tutuklu veya hükümlü bulunan suçluların tahliye veya salıverilmesi sonrasında suça yönelmelerinin önlenmesine yönelik bazı politikaların geliştirilmesi çabalarını memnuniyetle takip etmekteyiz.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen