• 15 Temmuz’da aslında neler oldu?

    15 Temmuz’da aslında neler oldu?
    Ercan EZGİN

    15 Temmuz’da aslında neler oldu?

     

    3 yıl değil 333 yıl geçse de asla unutma ve unutturma! 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan ihanet, yapılan çılgınlık basit bir darbe girişimi değildi. Türkiye'yi resmen işgal etme, ana omurgadan diz çöktürme,"dünya beşten büyüktür, one minute" çeken, tarih yazan, sömürüye başkaldıran, ümmetin umudu olan Başkan Erdoğan’ı imha etme girişimiydi. Ülkemiz ilk defa böyle bir çılgınca ihanete uğramıştı. Halkın verdiği vergilerle maaşını alan vatan hainleri, halkın tankı ve uçağıyla halkın bizatihi kendisini bombaladı, tanklarla hunharca ezdi. Devletin gücü ve imkânı, devleti ve halkı imha etmek için kullanıldı.

    Ne PKK, ne DAEŞ ne DHKP-C hiçbir terör örgütü vurmamıştı böyle alçakça bir darbe, yapmamıştı bu kadar kahpece ihaneti. PKK ve DEAŞ gibi terör örgütleri, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kollarına, bacaklarına zarar verecek, öldürmeyen ancak sakat bırakacak, çapı ve etki alanı sınırlı terör eylemleriyle saldırırken, FETÖ ise en alçakça ve en acımasız bir şekilde doğrudan “en hayati yerimize, şah damarımıza, kalbimize, bekamıza” hayatı aniden ve tümden durduracak görülmemiş bir ihanetle saldırdı. Ülke işgal edilecekti. Yeni haritalar çizilecekti. Sünni-Alevi, Türk-Kürt çatışması körüklenecekti. Ülke geneline iç savaş yayılacaktı. Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da büyük bir kaos ve kargaşa yaratılacaktı. Binlerce insan ölecekti. Oluk oluk kan akacaktı. Direnen son kale Türkiye, küresel ve bölgesel yönden dünya güç düzeninden tamamen silinecekti.

    Allah'ın yardımıyla, başta Başkan Erdoğan’ın dik ve metanetli duruşuyla, 7’den 70'e kadar halkın çok büyük kısmının; vatana, demokrasiye sahip çıkmak için sabahlara kadar, sokaklarda tanklara, uçaklara karşı imanını ve canını siper ederek gösterdiği tarihi direnişle iç işgal püskürtüldü. Aziz halkımız, dünyanın görmediği ihanete karşı dünyanın görmediği, duymadığı bir başkaldırı, vatan ve namus savunmasını, sivil direnişini gösterdi. Bu vatanı bir gece vakti beş on tankla, üç beş uçakla diz çöktüreceklerini mi sandılar? Bu aziz milleti kendi silahıyla tarayarak, kendi uçağıyla bombalayarak öldürmeye başladıklarında geride kalanların korkup, sinip evlerine kaçacaklarını mı sandılar?

    Onlar dünyanın görmediği ihanetle "ya teslimiyet ya da işgal" dediler. Anadolu'nun namuslu mert evlatları da " ya istiklal ya ölüm" dedi, siper etti başını bu hayâsızca akına karşı. Babalarımız, dedelerimiz 60, 70 ve 80'lerde uyudular, belki de sindiler, sokağa çıkmadılar, sonuçta darbe oldu, o dönemin liderleri şapkasını alıp gittiler, zalimlerin ülkeye el koyuşuna seyirci oldular. Halkımız gaflete düşüp sokaklara çıkmasaydı, darbeye meydan okumasaydı bugün halimiz nice olurdu, vatan işgalci alçakların olurdu. Aziz şehitlerimize ve gazilerimize minnet ve şükran borçluyuz.   

    40 yıldan bu yana özellikle devletin güvenlik ve istihbarat bürokrasisine, yargı düzenine yani toplumun kılcal damarlarına sızan FETÖ’ye karşı devlet içerisinde çok büyük bir temizlik hareketi başlamıştır ve hukuk kuralları çerçevesinde adaletten sapmadan devam etmelidir. Fetö’cüler mahkemelerdeki inkara dayalı ortak savunmalarında, yine bir şeylere bel bağlamış görünüyorlar. Beraat kararı alanlar dahi amansızca meydan okuyorlar, hep beraber marşlar okuyarak diş gösteriyorlar. En küçük bir merhamet, sulandırma, ihmal ve zafiyet bu milletin kutlu yürüyüşünün sonunu getirecektir. FETÖ ile mücadele konusu, hayatidir, kritiktir ve tavizsiz bir konudur. Taviz ve hoşgörü bu vatana ihanettir; 15 Temmuz aziz şehitlerinin anısına hürmetsizliktir. Tarih bu alçaklığı, bu ihaneti yüzyıllar geçse de konuşacak, kitaplar yazacaktır. 15 Temmuz tarihi direnişi, aynen Kurtuluş Savaşı, Çanakkale mücadelesi gibi gelecek nesillerimize tarihi direniş olarak anlatılmalı, 29 Ekim, 30 Ağustos bayramları gibi de daima kutlanmalı.

    Kanserli hücrelerden devleti tam anlamıyla kurtarana kadar FETÖ ile amansızca, acımasızca mücadeleye hukuk kuralları içerisinde, Ergenekon davası gibi sulandırılmadan, yaş ve kuru hassasiyetle ayrılarak devam etmeli. “Söz konusu vatanın bekasıdır, çocuklarımızın geleceğidir. Devlet risk alamaz. Öfkemizi de kinimizi de imanımızı da hukuk ve adaletimizi de dipdiri tutacağız sonuna kadar.”

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen