• TOPLUMSAL SORUNLARDAKİ ANA UNSUR(DEPRESYON)

    TOPLUMSAL SORUNLARDAKİ ANA UNSUR(DEPRESYON)
    Elif ARAS

     TOPLUMSAL SORUNLARDAKİ  ANA UNSUR(DEPRESYON)   

    Merhaba sevgili dostlar;

    Toplumumuzun genel durumunu yakinen ilgilendiren ve belki de en önem arz eden konulardan biri olan bu konuyu konuşalım istedim bugün.

    Peki, nedir konu dediğinizi duyar gibiyim. Gelin hep beraber göz atıp bir mercek tutalım konuya o hâlde.

    Cinsiyet, ırk, mezhep, etnik köken, yaş ayrımı olmaksızın bütün insanlığın sorunlarından biri bu aslında ve hayatlarımızı çokça etkilemekte maalesef.

    Bahsi geçen durum “DEPRESYON”.

    Zaman zaman farklı şekil, belirti ve durumlar nedeni ile de olsa hepimizin karşılaştığı bir durum. Fakat bugün boyutu ve belirtileri neler onları konuşalım istiyorum.

    Yapılan araştırmalar sonucu depresyon her 3 insandan birinde kendini göstermekte. Ruh halindeki anı değişimler, isteksizlik, yorgunluk, tatminsizlik vb. gibi şikâyetler ile kendini gösterebilen ve sonuçları bazen ağır tablolara sebebiyet verebilen sağlık sorunlarından biri olan depresyon, toplumumuzda erkeklere oranla kadınlarda kendini daha çabuk ve sık gösterebilmekte.

    Sebebi ise gerekse kadınların fizyolojik ve biyolojik yapıları, ruhsal özellikleri, sorunlarla başa çıkma yaklaşımları, kişilik özellikleri, toplumsal kimlik ve cinsiyet rollerinin etkili olduğu kanıtlanmış nedenler arasında.

    Kadınların genel olarak gelişimsel birçok dönemi mevcut. menstürasyon öncesi ve sonrası, hamilelik süreci ve ardından postpartum depresyonu, yaş dönümleri, menepoz dönemi gibi dönemler kadınların depresyona yakalandıkları başlıca dönemler içerisinde.

    Buna karşın erkeklerde ise;

    Başkalarını suçlama, öfkelenme, şüphecilik, tedirginlik, çatışma yaratma, kontrolün artması, alkol ve sigara kullanımında artış, içe kapanma ve özgüven eksikliği gibi genel belirtiler ile topluma yansırken, sebepleri arasında ise;

    İşsizlik, güç ve yetki kaybı, önemli hastalıklar, iflas ve toplum tarafından atfedilen özellikler olarak görülmekte.

    Erkeklerin kadınlara oranla desteğe başvurma oranları da maalesef daha düşüktür. Toplumsal kınanma ve baskı kaygıları ile farklı çözüm arayışına girebilmektedir ve çoğu zaman sonuçları yine ağır tablolara sebebiyet verebilmektedir.

    Unutulmaması gereken ise bunun bir kusur veya ayıp olmayışıdır.

    Dönemsel bir döngü olduğunun bilincine varılmalı ve gerekli tedbir ve tedaviye başvurulmalıdır.

    Böylelikle daha etik ve vicdanlı toplumlar ile daha sağlıklı yarınlar yaşayabiliriz.

    Toplumsal suç oranlarının azaldığına, daha bilinçli bireyler yetiştirilebileceğine, öncelikle kendine sonrasında ise aile ve toplum bireylerine yeterlilik sağlayabileceğine olanak sunabilmek mümkün olacaktır.

    Sizde kendinizde belirti görüyor ve sağlıklı bir birey olarak üzerinize düşeni yapmak istiyorsanız, şiddete değil tedavi yollarına başvurmalısınız.

    Bunun her şeyden önce vicdani bir sorumluluk olduğu unutulmamalıdır.

    O halde 'Sıra sizde'!

    Sağlıcakla kalın.

     

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen